İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Doğu Kudüs'te aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 70 Filistinlinin yaşadığı 5 katlı binanın yıkımını bizzat denetleyerek buldozerin üzerinde poz verdi. Yıkımı 'İşler ancak böyle yürür' sözleriyle savunan Ben-Gvir'in görüntüleri kısa sürede uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Olay, bölgede artan gerilimin ve yerinden edilme politikalarının sembolü haline geldi.
Yıkımın ayrıntıları ve Ben-Gvir'in rolü
Olay, Doğu Kudüs'ün Silwan (Arapça adıyla Silvan) semtinde meydana geldi. İsrail makamları, söz konusu 5 katlı binanın ruhsatsız inşa edildiğini öne sürerek yıkım kararı aldı. Ancak Filistinli aileler, yıllardır bu binada yaşadıklarını ve gerekli tüm izinlere sahip olduklarını belirtiyor. Yıkım sırasında bölgede geniş güvenlik önlemleri alındı, çok sayıda polis ve asker çevrede konuşlandırıldı. Ben-Gvir, yıkım alanına gelerek buldozerin üzerine çıktı ve bu anları sosyal medya hesabından paylaştı. Paylaşımında 'İşler ancak böyle yürür' ifadelerine yer verdi. Bu sözler, Filistinlilere yönelik yıkım politikalarının bir savunusu olarak yorumlandı.
Filistinlilerin tepkisi ve uluslararası yansımalar
Yıkım kararı, bölgede yaşayan Filistinli aileleri derinden sarstı. Evlerini kaybeden 70 kişi, aralarında yaşlılar ve çocukların da bulunduğu kalabalık bir grup, geçici barınma çözümleri arayışına girdi. Filistin Yönetimi, olayı kınayarak uluslararası toplumu acil müdahaleye çağırdı. Birçok ülke ve insan hakları örgütü, İsrail'in Doğu Kudüs'teki yıkım politikalarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler'den yapılan açıklamalarda, yerinden edilmelerin derhal durdurulması istendi. Ancak İsrail hükümeti, yıkımların yasal çerçevede gerçekleştirildiğini savunuyor.
Ben-Gvir'in provokatif eylemleri ve siyasi arka plan
Itamar Ben-Gvir, İsrail siyasetinin en sağcı isimlerinden biri olarak biliniyor. Daha önce de Mescid-i Aksa'ya yönelik provokatif ziyaretleri ve Filistinlilere karşı sert açıklamalarıyla gündeme gelmişti. Ulusal Güvenlik Bakanı olarak görev yaptığı 1,5 yıllık süre boyunca, Doğu Kudüs'te iki şehrin silüetini değiştirecek nitelikte yıkım ve yerleşim faaliyetlerine imza attı. Bu son eylemi, onun siyasi tabanını konsolide etmeye yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor. İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde Ben-Gvir'in bu tür provokatif adımlarla kamuoyunun dikkatini çekmeyi hedeflediği öne sürülüyor.
Bölgesel gerilim ve gelecek öngörüleri
Doğu Kudüs'teki yıkımlar, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas noktalarından biri. Uluslararası toplum, bu tür eylemlerin barış sürecini baltaladığını ve iki devletli çözümü imkânsız hale getirdiğini belirtiyor. Son olayın ardından bölgede protesto gösterileri düzenlendi ve çatışmaların tırmanmasından endişe ediliyor. Uzmanlar, Ben-Gvir'in provokatif tutumunun yalnızca Filistinlileri değil, İsrail içindeki ılımlı kesimleri de rahatsız ettiğini vurguluyor. Önümüzdeki günlerde benzer yıkımların yaşanıp yaşanmayacağı ve uluslararası yaptırımların gündeme gelip gelmeyeceği merak konusu.
Ben-Gvir'in buldozer pozu, İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'teki yıkım politikalarının sembolik bir görüntüsü olarak tarihe geçti. Bu tür eylemler, Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltırken, uluslararası arenada İsrail'in izolasyonunu derinleştiriyor. Bölgede kalıcı bir barış için öncelikle hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygının tesis edilmesi gerekiyor. Ancak mevcut siyasi konjonktürde bunun ne kadar mümkün olduğu tartışmalı.