Şehit Bayram Ali Öztürk Platformu, 3 Eylül 2006 tarihinde İsmailağa Camisi'nde sohbet verdiği sırada bıçaklanarak öldürülen imam ve vaiz Bayram Ali Öztürk'ün ölümüne ilişkin soruşturma dosyasının yeniden ele alınması çağrısında bulundu. Platform, soruşturmayı kararttığını öne sürdüğü FETÖ'cü savcılara ve sümen altı edildiğini belirttiği kayıtlara dikkat çekti. Aradan geçen 20 yıla rağmen olayın karanlık noktalarının aydınlatılamadığını vurgulayan açıklamada, dosyanın yeniden açılması ve tüm delillerin tarafsız bir şekilde incelenmesi istendi.
İsmailağa Camisi'ndeki saldırı ve sonrası
Bayram Ali Öztürk, 3 Eylül 2006 günü İstanbul'da bulunan İsmailağa Camisi'nde verdiği vaazın ardından henüz cami içindeyken bıçaklı saldırıya uğradı. Saldırı sonucu ağır yaralanan Öztürk, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olayın hemen ardından geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı; ancak yıllar geçmesine rağmen fail veya faillerin gerçek kimliği, saldırının arkasındaki motivasyon ve olası azmettiriciler konusunda net bir sonuca ulaşılamadı. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran cinayet, zaman içinde dosyanın derinleştirilmemesi ve bazı delillerin kaybolması iddialarıyla gündemde kaldı.
Şehit Bayram Ali Öztürk Platformu, yaptığı yazılı açıklamada, “20 sene geçti, soru işaretleri bitmedi” ifadesini kullanarak, dönemin soruşturmasını yürüten savcıların FETÖ ile bağlantılı olduğunu ve dosyayı bilinçli olarak kararttığını savundu. Platform ayrıca, olayla ilgili bazı güvenlik kamerası kayıtlarının ve tanık ifadelerinin sümen altı edildiğini, dosyaya eklenmediğini öne sürdü. Bu nedenle, adaletin yerini bulması için dosyanın yeniden ele alınması, tüm delillerin gün yüzüne çıkarılması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini belirtti.
FETÖ'nün soruşturmadaki rolü iddiası
Platformun açıklamasında, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından FETÖ'nün devlet kurumlarındaki yapılanmasının ortaya çıkarılmasıyla birlikte, 2006 yılındaki soruşturmayı yürüten bazı savcı ve emniyet görevlilerinin örgütle bağlantılı olduğunun tespit edildiği ileri sürüldü. Bu kişilerin, delilleri karartarak olayın aydınlatılmasını engellediği ve gerçek faillerin üzerinin örtülmesine yardım ettiği iddia edildi. Platform, o dönemde soruşturmayı yürütenlerin FETÖ'nün talimatıyla hareket etmiş olabileceğini, cinayetin arkasında başka bir yapının bulunabileceğini savundu.
Bayram Ali Öztürk'ün ölümü, sadece bir cinayet dosyası olarak değil, aynı zamanda Türkiye'deki dini cemaatler arası gerilim ve derin devlet tartışmaları açısından da önem taşıyor. İsmailağa Cemaati'ne yönelik saldırıların o dönemde arttığı, Öztürk'ün de bu saldırıların bir kurbanı olduğu belirtiliyor. Platform, dosyanın yeniden açılmasının sadece bir cinayetin değil, aynı zamanda o dönemdeki güvenlik zafiyetlerinin ve olası iş birliklerinin ortaya çıkarılmasına da katkı sağlayacağını ifade etti.
Konuya ilişkin hukuki değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, 20 yıl önceki bir dosyanın yeniden ele alınmasının zorluklarına dikkat çekiyor. Delillerin kaybolması, tanıkların hayatını kaybetmesi veya ifadelerini değiştirmesi gibi nedenlerle soruşturmanın çıkmaza girebileceği belirtiliyor. Ancak yine de, kamu vicdanının rahatlaması ve adaletin tecellisi için dosyanın yeniden açılmasının önemli olduğu vurgulanıyor. Özellikle FETÖ'nün soruşturmalardaki etkisinin ortaya çıkarılması, benzer dosyaların da yeniden gözden geçirilmesine önayak olabilir.
Toplumsal ve siyasi yansımalar
Bayram Ali Öztürk'un ölümü, 2000'li yılların ortasında Türkiye'de dini gruplar arası ilişkiler ve güvenlik politikaları açısından kritik bir dönemeçte gerçekleşti. O dönemde İsmailağa Cemaati'ne yönelik çeşitli saldırılar düzenlenmiş, cemaat üyeleri can güvenliklerinden endişe ettiklerini dile getirmişti. Öztürk'ün öldürülmesi, cemaat içinde derin bir üzüntü ve öfkeye yol açarken, olayın faillerinin bulunamaması güven bunalımını artırdı. Yıllar sonra FETÖ'nün bu tür olaylardaki rolü ortaya çıktıkça, dosyanın yeniden açılması talepleri daha güçlü bir şekilde dile getirilmeye başlandı.
Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da zaman zaman konuyu gündeme taşıdı. Bazı milletvekilleri, TBMM'de verdikleri soru önergeleriyle soruşturmanın derinleştirilmesini istedi. Ancak somut bir adım atılmadı. Platformun son çağrısı, kamuoyunda yeniden bir farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Açıklamada, “Bu dosya kapanmamalı, unutturulmamalı” denilerek, yetkililere çağrıda bulunuldu.
Bayram Ali Öztürk'un ailesi ve sevenleri, her yıl 3 Eylül'de anma etkinlikleri düzenliyor. Bu yıl da çeşitli programlarla anılacak olan Öztürk için adalet talebi yineleniyor. Platform, soruşturmanın yeniden açılması için imza kampanyası başlatmayı planlıyor. Ayrıca, konunun uluslararası platformlara taşınması ve kamuoyu baskısı oluşturulması hedefleniyor.
Sonuç olarak, 20 yıl sonra hâlâ aydınlatılamayan Bayram Ali Öztürk cinayeti, Türkiye'nin yakın tarihindeki karanlık noktalarından biri olarak duruyor. Dosyanın yeniden ele alınması, sadece bir ailenin acısını dindirmekle kalmayacak, aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin güçlenmesine ve geçmişle yüzleşmeye katkı sağlayacaktır. Yetkililerin bu çağrıya kulak vermesi, hem kamu vicdanı hem de toplumsal barış açısından büyük önem taşıyor.