FETÖ firarilerinin iadesi konusunda Türkiye’nin yürüttüğü hukuk mücadelesi, Batılı ülkelerin ikiyüzlü tutumuyla karşı karşıya. Bazı ülkeler firari darbe girişimi sanıklarına vatandaşlık verirken, bazıları ikili anlaşma eksikliği gibi bahanelerle iade sürecini bloke ediyor. Türkiye, terör örgütü elebaşı ve mensuplarının yargı önüne çıkarılması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.
İade taleplerine ret yağmuru
15 Temmuz darbe girişiminin ardından yurt dışına kaçan FETÖ üyelerinin iadesi için Türkiye, birçok Batılı ülkeye resmi başvuruda bulundu. Ancak bu başvuruların büyük bölümü, ya hukuki gerekçelerle ya da siyasi nedenlerle reddedildi. Özellikle Almanya, Fransa, ABD ve İngiltere’nin, iade taleplerini “yetersiz delil” veya “ikili anlaşma eksikliği” gibi gerekçelerle geri çevirdiği biliniyor. Uzmanlar, bu durumun terörle mücadelede uluslararası iş birliğinin ne kadar zayıf olduğunu gösterdiğini belirtiyor.
Vatandaşlık kalkanı
Bazı Batılı ülkelerin, firari FETÖ üyelerine vatandaşlık vererek onları adaletten kaçırdığı iddia ediliyor. Özellikle Kanada ve Avustralya’nın, örgütün üst düzey isimlerine sığınma hakkı tanıdığı, hatta bazılarına diplomatik statü kazandırdığı öne sürülüyor. Türk yetkililer, bu durumu “teröre destek” olarak nitelendirirken, uluslararası hukukun bu tür uygulamalara izin vermediğini vurguluyor.
Diplomatik girişimler sürüyor
Türkiye, FETÖ firarilerinin iadesi için Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı koordinasyonunda kapsamlı bir çalışma yürütüyor. İkili anlaşmaların güncellenmesi, delil paylaşımının artırılması ve diplomatik baskı unsurlarının devreye sokulması gibi yöntemlerle Batılı ülkeler nezdinde girişimler sürdürülüyor. Ayrıca Interpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkarılan firarilerin yakalanması için uluslararası iş birliği çağrıları yapılıyor.
Batı’nın ikiyüzlü tavrı
Türkiye’nin terörle mücadeledeki kararlılığına karşın Batılı ülkelerin FETÖ konusundaki tutumu, ikili ilişkilerde gerginliğe yol açıyor. Yetkililer, bu ülkelerin terör örgütlerine karşı ortak tavır almak yerine, kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini savunuyor. Özellikle FETÖ’nün uluslararası alandaki faaliyetlerinin engellenmesi için daha etkin adımlar atılması gerektiği vurgulanıyor.
Hukuki boyut ve Türkiye’nin beklentileri
Uzmanlar, Türkiye’nin iade taleplerinin reddedilmesinin uluslararası hukuk açısından sorunlu olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin FETÖ’yü terör örgütü olarak tanıması ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına dayanarak taleplerini ilettiği biliniyor. Ancak Batılı ülkelerin, örgütün “terör” statüsünü tanımakta isteksiz davrandığı, bu nedenle iade sürecinin tıkandığı ifade ediliyor. Türkiye, bu konuda uluslararası kamuoyunu bilinçlendirmek için yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor.
Değerlendirme
FETÖ firarilerinin iadesi, Türkiye’nin ulusal güvenliği kadar uluslararası adaletin tesisi açısından da kritik bir öneme sahip. Batılı ülkelerin ikiyüzlü tutumu, terörle mücadelenin küresel ölçekte ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye’nin kararlı duruşu ve diplomatik girişimleri, bu hainlerin bir gün mutlaka yargı önüne çıkarılacağına dair umut veriyor. Ancak uluslararası toplumun bu konuda ortak bir irade sergilemesi, terörizmin kökünün kazınması için hayati önem taşıyor.