Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, küresel savaşların tedarik zincirlerinde köklü değişikliklere yol açtığını, Batılı markaların Asya'ya olan bağımlılığı azaltmak için Türkiye'ye yöneldiğini ancak bu yatırımların hız kazanması için maliyet rekabetinin sağlanması gerektiğini belirtti. İçten, Türkiye'nin coğrafi konumu ve kaliteli iş gücüyle avantajlı olduğunu, ancak enerji ve işçilik maliyetlerindeki artışın yatırımları yavaşlattığını vurguladı.
Küresel tedarik zincirinde Türkiye'nin yükselen rolü
Berke İçten, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Çin'deki üretim aksaklıklarının Avrupalı ve Amerikalı markaları yakın coğrafyalarda alternatif üretim üsleri aramaya ittiğini söyledi. “Batılı markalar artık sadece Uzak Doğu'ya güvenmek istemiyor. Türkiye, lojistik avantajı ve Avrupa Birliği ile olan gümrük birliği sayesinde doğal bir alternatif haline geldi” dedi. Ancak İçten, maliyetlerin hala rekabetçi seviyede olmadığını, özellikle enerji fiyatları ve asgari ücret artışlarının sektörü zorladığını ifade etti.
Türkiye ayakkabı sektörünün ihracatı 2024 yılında 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, en büyük pazar Avrupa Birliği oldu. Sektör temsilcileri, Batılı markaların Türkiye'de üretim yapmak için araştırmalarını hızlandırdığını, ancak karar aşamasında maliyet faktörünün belirleyici olduğunu belirtiyor.
Maliyet rekabeti için atılması gereken adımlar
İçten, hükümetten enerji sübvansiyonları ve teşvik paketleri beklediklerini söyledi. “Enerji maliyetleri rakip ülkelere göre yüzde 40 daha yüksek. Bu fark kapanmazsa markalar Doğu Avrupa ülkelerine yönelebilir” uyarısında bulundu. Ayrıca, mesleki eğitimin artırılması ve nitelikli iş gücünün sektöre kazandırılması gerektiğini vurguladı. TASD verilerine göre, ayakkabı sektöründe yaklaşık 250 bin kişi istihdam ediliyor ve bu sayının artması için yeni yatırımların önünün açılması şart.
Öte yandan, Türkiye'nin ayakkabı üretiminde kalite ve tasarım açısından önemli bir noktaya geldiğini belirten İçten, “Artık sadece ucuz iş gücü değil, aynı zamanda inovasyon ve markalaşma da ön planda. Batılı markaların Türkiye'yi tercih etmesi için fiyat-kalite dengesini kurmamız gerekiyor” dedi.
Bağımsız değerlendirme
Küresel tedarik zincirlerindeki dönüşüm, Türkiye için büyük bir fırsat penceresi aralarken, maliyet avantajı sağlanamazsa bu fırsat kaçabilir. Türk ayakkabı sektörünün ihracat potansiyeli yüksek, ancak yapısal sorunlar çözülmeden Batılı yatırımların istenen hızda gelmesi zor görünüyor. Devlet desteği ve özel sektör iş birliği ile maliyet rekabetçiliği artırılabilirse, Türkiye önümüzdeki yıllarda Avrupa'nın ayakkabı üretim üssü haline gelebilir.