İngiltere'nin öncülüğünde 12 Avrupa ülkesi, Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerine yönelik yaptırım kararı aldı. Karar, bölgede artan yerleşimci şiddeti ve Filistinlilere yönelik saldırılar sonrasında geldi. Yaptırımlar, yerleşimci şiddetine karışan kişi ve kuruluşları hedef alıyor. Türkiye'de ise 'yerleşimci' kavramının kullanımına dair tartışmalar sürerken, Avrupa'nın bu adımı uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Yaptırım Kararının Detayları
İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Hollanda, Belçika, İsveç, Danimarka, Finlandiya, İrlanda ve Lüksemburg'dan oluşan 12 ülke, ortak bir açıklama ile Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimlere yaptırım uygulayacaklarını duyurdu. Yaptırımlar kapsamında, yerleşimci şiddetine karışan bireylerin mal varlıkları dondurulacak ve seyahat yasakları getirilecek. Ayrıca, yasa dışı yerleşimlerin finansmanına katkıda bulunan kuruluşlara da yaptırım uygulanacak. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yaptırımların 'uluslararası hukuka saygı çerçevesinde' alındığını belirtti.
Karar, özellikle son aylarda Batı Şeria'da artan yerleşimci saldırılarına bir yanıt niteliğinde. BM verilerine göre, 2023 yılında yerleşimci şiddeti nedeniyle en az 200 Filistinli hayatını kaybetti. Bu saldırılar, İsrail güvenlik güçlerinin bazen göz yumması bazen de doğrudan katılmasıyla daha da derinleşiyor. Avrupa ülkeleri, İsrail hükümetinin bu saldırıları engelleme konusunda isteksiz davrandığını düşünüyor.
Yerleşimci Kavramı ve Türkiye'deki Tartışma
Türkiye'de son dönemde 'yerleşimci' kelimesinin kullanımına dair bir tartışma var. Bazı çevreler, 'yerleşimci' yerine 'işgalci' veya 'terörist' ifadelerinin kullanılması gerektiğini savunuyor. Bu tartışma, aslında meselenin özünü gölgeliyor: Batı Şeria'da yasa dışı yerleşimler uluslararası hukuka aykırı ve yerleşimci şiddeti sistematik bir insan hakları ihlali. Kavram tartışması, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin doğru anlaşılmasını engelliyor. Öte yandan, Avrupa ülkelerinin yaptırım kararı, 'yerleşimci terörü' ifadesinin uluslararası alanda daha fazla kabul görmeye başladığını gösteriyor.
Uzmanlar, yerleşimci şiddetinin sadece bireysel saldırılar olmadığını, devlet destekli bir politika olduğunu vurguluyor. İsrail hükümeti, yasa dışı yerleşimleri genişletmek için yerleşimcilere altyapı, güvenlik ve finansal destek sağlıyor. Bu durum, Filistinlilerin topraklarından edilmesine ve iki devletli çözümün imkânsız hale gelmesine yol açıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Sonuçları
Yaptırım kararına İsrail'den sert tepki geldi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, kararı 'orantısız ve kabul edilemez' olarak nitelendirdi. ABD ise yaptırımlara katılmadı ancak yerleşimci şiddetini kınadığını yineledi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, 'İsrail'in kendi vatandaşlarını soruşturması ve yargılaması gerektiğini' söyledi. Ancak ABD'nin tutumu, Avrupa'nın yaptırım kararını yumuşatmadı.
Filistin yönetimi ise kararı memnuniyetle karşıladı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 'Bu adım, uluslararası toplumun Filistin halkının yanında olduğunu gösteriyor' dedi. Hamas ise yaptırımların yeterli olmadığını, İsrail'e yönelik daha sert adımlar atılması gerektiğini savundu.
Avrupa ülkelerinin yaptırım kararı, İsrail'e yönelik ilk somut adım değil. Daha önce de benzer yaptırımlar gündeme gelmiş ancak uygulanmamıştı. Bu kez 12 ülkenin ortak hareket etmesi, kararın caydırıcılığını artırıyor. Ancak yaptırımların ne kadar etkili olacağı belirsiz. Zira yerleşimci şiddeti, İsrail iç siyasetinde güçlü bir destek buluyor ve aşırı sağ partiler hükümette yer alıyor.
Sonuç olarak, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, uluslararası hukukun en açık ihlallerinden biri olarak varlığını sürdürüyor. Avrupa'nın yaptırım kararı, bu ihlallere karşı bir duruş sergilese de kalıcı bir çözüm için daha fazlası gerekiyor. Türkiye'nin ise kavram tartışmalarını bir kenara bırakıp, Filistin halkının haklarını savunmada somut adımlar atması bekleniyor. Yerleşimci şiddetinin sona ermesi için uluslararası toplumun ortak ve kararlı bir tutum sergilemesi şart.