İşgal altındaki Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde, İsrail askerleri ve silahlı yerleşimciler, Filistinli sivillere yönelik baskın ve saldırı düzenlemeye devam ediyor. Son günlerde, özellikle kırsal kesimdeki Filistin topluluklarının su kaynakları ve tarım arazilerine yönelik gasp ve el koyma olayları artış gösterdi. Bu saldırılar, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri tarafından savaş suçu olarak nitelendiriliyor ve uluslararası toplumun tepkisini çekiyor.
Baskınlar ve su gaspı
Filistin resmi ajansı WAFA'ya göre, İsrail ordusu son 48 saat içinde Batı Şeria'nın Nablus, El-Halil ve Eriha kentlerine bağlı onlarca köye baskın düzenledi. Baskınlar sırasında en az 12 Filistinli gözaltına alınırken, çok sayıda ev ve işyeri arama amacıyla tahrip edildi. Öte yandan, işgalci yerleşimcilerin koruması altında bölgedeki doğal su kaynaklarına yapılan müdahaleler de sürüyor. Özellikle El-Halil'in kırsalındaki yerleşimciler, Filistin köylerinin içme suyu sağladığı kaynaklara boru hattı döşeyerek suyu kendi yerleşimlerine yönlendiriyor.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, Batı Şeria'da Filistinlilerin suya erişimi giderek zorlaşıyor. İsrail'in yıllardır sürdürdüğü politika sonucu, Filistinliler kişi başına günde ortalama 60 litre su kullanabiliyorken, İsrail yerleşimcileri için bu rakam 300 litreyi aşıyor. Bu eşitsizlik, Filistin toplumunda ciddi bir insani krize yol açıyor ve tarımsal üretimi olumsuz etkiliyor.
Toprak gaspları ve uluslararası hukuk
Batı Şeria'da Filistinlilere ait arazilere yönelik gasp girişimleri de hız kesmeden sürüyor. İsrail sivil toplum kuruluşu B'Tselem'in raporlarına göre, bu yılın başından bu yana Batı Şeria'da 20 binden fazla dönüm Filistin arazisine el konuldu veya imara açıldı. İsrail hükümeti bu arazileri 'devlet arazisi' ilan ederek yeni yerleşim birimleri inşa etme planlarını destekliyor. Uluslararası hukukta işgal altındaki topraklara yerleşimci yerleştirilmesi ve doğal kaynakların kullanılması, 1949 Cenevre Sözleşmeleri'nin ihlali olarak kabul ediliyor.
Filistin Tarım Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, İsrail'in toprak gaspı politikasının Filistin ekonomisini çökerttiği, binlerce çiftçinin geçim kaynağını yok ettiği belirtildi. Bakanlık yetkilileri, uluslararası toplumun İsrail üzerinde baskı kurarak bu uygulamalara son vermesi gerektiğini vurguladı.
Uluslararası tepkiler ve gelecek perspektifi
İsrail'in Batı Şeria'daki bu eylemleri, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda defalarca kınandı; ancak İsrail ve ana müttefiki ABD, bu kınamaları genellikle veto ederek kararların bağlayıcılığını engelledi. Uluslararası Ceza Mahkemesi ise İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında işlediği savaş suçlarına ilişkin soruşturmayı sürdürüyor. Filistin yönetimi, bu gaspların ancak siyasi bir çözümle sona ereceğini, iki devletli çözümün hayata geçirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyor.
Uzmanlar, İsrail'in bu politikaları devam ettirdikçe bölgedeki gerilimin artacağı ve barış sürecinin daha da ivme kaybedeceği görüşünde. Filistin halkının temel haklarını korumak için uluslararası kamuoyunun daha güçlü bir şekilde harekete geçmesi gerekiyor. Sonuç olarak, Batı Şeria'da yaşanan bu insan hakları ihlalleri, yalnızca Filistinlilerin değil, tüm insanlığın vicdanını ilgilendiren ciddi bir insani kriz olarak önümüzde duruyor.