İşgal altındaki Batı Şeria'da eylül ayı boyunca Filistinlilere ve mülklerine yönelik toplam 2 bin 51 saldırı gerçekleştirildi. Saldırılar sonucunda 254 Filistin yapısı yıkılırken, yaklaşık 14 bin 600 ağaç zarar gördü. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise Batı Şeria'nın tamamının İsrail'e ait olduğunu savunarak Oslo Anlaşmaları'nı hedef aldı.
Saldırıların Boyutu ve Yıkım
Filistinli kaynaklardan derlenen verilere göre, eylül ayında Batı Şeria genelinde İsrail güçleri ve yerleşimciler tarafından Filistinlilere yönelik 2 bin 51 ayrı saldırı kaydedildi. Bu saldırılar arasında fiziksel müdahale, taşlama, ateş açma, ev baskınları ve mülk tahribatı yer alıyor. Söz konusu dönemde 254 Filistin yapısı yıkıldı; bunlar arasında konutlar, tarım işletmeleri ve altyapı tesisleri bulunuyor. Ayrıca yaklaşık 14 bin 600 ağaç zarar gördü; bu ağaçların büyük bölümü zeytin ve diğer tarımsal ürünlerden oluşuyor. Yıkımlar ve ağaç tahribatı, bölgedeki Filistinli çiftçilerin geçim kaynaklarını doğrudan tehdit ediyor.
İnsan hakları örgütleri, bu saldırıların sistematik bir yerinden etme politikasının parçası olduğunu belirtiyor. Özellikle tarım arazilerine yönelik saldırılar, Filistin ekonomisinin can damarı olan zeytinciliği vuruyor. Yerel kaynaklar, saldırıların çoğunun İsrail ordusunun koruması altında gerçekleştiğini ve faillerin nadiren yargı önüne çıkarıldığını ifade ediyor.
Ben-Gvir'den Oslo Karşıtı Açıklamalar
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, eylül ayındaki saldırıların ardından yaptığı açıklamada Batı Şeria'nın tamamının İsrail'e ait olduğunu öne sürdü. Ben-Gvir, Oslo Anlaşmaları'nı tanımadığını ve bu anlaşmaların Filistinlilere verdiği hakları reddettiğini dile getirdi. Aşırı sağcı bakan, daha önce de benzer açıklamalarla Batı Şeria'da Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesi çağrısında bulunmuştu. Oslo Anlaşmaları, 1990'lı yıllarda İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasında imzalanmış ve Batı Şeria'nın statüsünü geçici olarak düzenlemişti. Ben-Gvir'in sözleri, bölgedeki tansiyonu daha da artırıyor.
Filistin yönetimi, Ben-Gvir'in açıklamalarını uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirdi. Filistin Dışişleri Bakanlığı, İsrail hükümetini yerleşimci şiddetini teşvik etmekle suçladı. BM verilerine göre, 2023 yılı boyunca Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti rekor seviyeye ulaştı; eylül ayı rakamları bu eğilimin sürdüğünü gösteriyor.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Durum
Uluslararası toplum, Batı Şeria'daki saldırıları endişeyle izliyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, İsrail'i yerleşimci şiddetini durdurmaya ve uluslararası hukuka saygı göstermeye çağırdı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, yıkımların ve ağaç tahribatının savaş suçu kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti. Uluslararası Kızılhaç örgütü, bölgedeki insani durumun kötüleştiği uyarısında bulundu.
İsrail yönetimi ise saldırıların çoğunun "güvenlik gerekçesiyle" yapıldığını savunuyor. Ancak insan hakları grupları, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve saldırıların Filistinlileri topraklarından koparma amacı taşıdığını vurguluyor. Oslo Anlaşmaları'na göre Batı Şeria'nın statüsü nihai müzakerelere bırakılmıştı; ancak İsrail'in son yıllardaki politikaları iki devletli çözüm ihtimalini zayıflatıyor.
Bölgede Artan Gerilim ve Gelecek Perspektifi
Eylül ayındaki saldırılar, Batı Şeria'da uzun süredir devam eden gerginliğin yeni bir zirvesi olarak kayda geçti. 2023'ün başından bu yana bölgede yüzlerce Filistinli hayatını kaybederken, yerleşimci saldırıları da arttı. Filistinli yetkililer, uluslararası toplumun etkili adım atmaması durumunda şiddetin daha da tırmanacağı uyarısında bulunuyor. İsrail'de ise aşırı sağcı koalisyon hükümetinin politikaları, Batı Şeria'nın ilhakına yönelik adımlar olarak yorumlanıyor.
Bölgedeki gelişmeler, Orta Doğu barış sürecini derinden etkiliyor. Oslo Anlaşmaları'ndan bu yana en kapsamlı yerleşim genişlemesi yaşanırken, Filistin yönetiminin otoritesi zayıflıyor. Uluslararası kamuoyu, İsrail'in eylemlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini kabul etse de yaptırım mekanizmaları etkisiz kalıyor. Eylül ayı verileri, Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik baskının sistematik bir hal aldığını ve iki devletli çözümün giderek imkânsızlaştığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde benzer saldırıların devam etmesi ve bölgede istikrarsızlığın daha da artması bekleniyor.