Başörtülü bir hakim için reddi hakim talebinde bulunan avukat Alperen Demirdiş hakkında savcılık, “görevi kötüye kullanma” ve “dini değerleri alenen aşağılama” suçlarından hapis cezası talep etti. Edinilen bilgilere göre, söz konusu avukatın başörtülü hakimin tarafsızlığına gölge düşürecek şekilde talepte bulunması üzerine başlatılan soruşturma tamamlandı. Savcı, Demirdiş’in eyleminin hem yargı görevini yapan kişiye karşı saygısızlık hem de dini değerleri hedef alan bir nitelik taşıdığı kanaatiyle iddianame hazırladı. Mahkemenin önümüzdeki günlerde iddianameyi kabul edip etmeyeceği bekleniyor.
Olayın arka planı: Reddi hakim talebi nasıl gelişti?
Olay, bir davada görevli başörtülü hakimin, avukat Alperen Demirdiş’in müvekkilinin aleyhine karar vermesi ya da vereceği yönünde bir kanaat oluşması üzerine patlak verdi. İddiaya göre Demirdiş, hakimin başörtülü olmasını gerekçe göstererek “tarafsız olamayacağı” iddiasıyla reddi hakim talebinde bulundu. Bu talep, yargı çevrelerinde ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Talebin, hakimin kişisel dini inancını hedef alarak yargı bağımsızlığına gölge düşürdüğü değerlendirildi. Bunun üzerine harekete geçen Cumhuriyet savcılığı, avukat hakkında resen soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamında avukatın ifadesine başvuruldu, tanık beyanları alındı ve reddi hakim talebinin yazılı gerekçesi incelendi. Savcı, Demirdiş’in eyleminin “görevi kötüye kullanma” suçunu oluşturduğunu belirterek, ayrıca “dini değerleri alenen aşağılama” suçundan da cezalandırılmasını talep etti. İddianamede, avukatın mesleki sorumluluklarını yerine getirirken ayrımcılık yasağına ve yargıya güven ilkesine aykırı davrandığı vurgulandı.
Savcının talep ettiği cezalar ve gerekçeleri
Savcılık makamının hazırladığı iddianamede, Alperen Demirdiş’in “görevi kötüye kullanma” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor. Ayrıca “dini değerleri alenen aşağılama” suçu kapsamında da 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. İddianamede, her iki suçun da avukatın mesleki faaliyeti sırasında işlendiği ve bu nedenle cezada artırım yapılabileceği kaydedildi. Savcı, reddi hakim talebinin somut bir hukuki gerekçeye dayanmadığını, yalnızca hakimin başörtülü olmasına indirgendiğini belirtti.
Hukuk uzmanları, reddi hakim talebinin objektif kriterlere dayanması gerektiğini, hakimin dini inancı veya kıyafetinin tek başına reddi hakim sebebi olamayacağını ifade ediyor. Türk yargı sisteminde reddi hakim, hakimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek somut delillerin varlığı halinde istenebiliyor. Ancak bu tür taleplerin kötüye kullanılması, yargılamanın uzamasına ve hakim üzerinde baskı oluşturulmasına yol açabiliyor. Savcılık, Demirdiş’in talebinin bu çerçevede değerlendirildiğini ve suç unsuru taşıdığını belirtti.
Avukatın savunması ve kamuoyundaki yansımaları
Avukat Alperen Demirdiş, soruşturma sırasında verdiği ifadede, reddi hakim talebinin hakimin başörtüsüyle değil, davadaki tutumuyla ilgili olduğunu savundu. Demirdiş, “Müvekkilimin hakkını savunmak için yasal yollara başvurdum. Talebim tamamen hukuki gerekçelere dayanıyordu” dediği öğrenildi. Ancak savcılık, talebin yazılı metninde başörtüsüne doğrudan atıf yapıldığını tespit etti. İddianamede, avukatın savunmasının bu tespitle çeliştiği belirtildi.
Olay, sosyal medyada ve çeşitli platformlarda geniş bir şekilde tartışıldı. Kimi kesimler avukatın mesleki özgürlüğüne vurgu yaparken, kimileri de başörtülü bir hakime yönelik böyle bir talebin ayrımcılık olduğunu savundu. Barolar Birliği’nden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak bazı hukukçu dernekleri, yargı görevini yapan kişilere karşı saygı çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğini hatırlattı.
Davanın seyri ve olası sonuçları
İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde, Alperen Demirdiş önümüzdeki aylarda asliye ceza mahkemesinde yargılanacak. Savcı, iddianamede avukatın eyleminin “dini değerleri alenen aşağılama” suçunu oluşturduğunu belirtirken, bu suçun TCK’nın 216. maddesinde düzenlendiğini hatırlattı. Söz konusu madde, dini değerleri alenen aşağılayan kişilere hapis cezası öngörüyor. Görevi kötüye kullanma suçu ise TCK’nın 257. maddesinde yer alıyor ve kamu görevlisinin görevini kötüye kullanması halinde uygulanıyor. Ancak avukatın kamu görevlisi sayılıp sayılmayacağı tartışma konusu.
Hukukçular, avukatların kamu görevlisi olmadığını, bu nedenle “görevi kötüye kullanma” suçunun uygulanabilirliğinin tartışmalı olduğunu belirtiyor. Savcılık ise avukatın yargı faaliyeti içinde yer alması nedeniyle bu suçun oluştuğunu savunuyor. Davanın seyri, benzer olaylarda emsal teşkil edebilecek nitelikte. Özellikle başörtülü hakimlere yönelik reddi hakim taleplerinin artması durumunda, yargı organlarının nasıl bir tutum izleyeceği merak konusu.
Öte yandan, Türkiye’de son yıllarda başörtülü hakim ve savcı sayısında önemli bir artış yaşandı. Yargı mensuplarının kılık kıyafetlerine ilişkin düzenlemeler, 2010’lu yıllardan itibaren değişikliğe uğradı ve başörtüsü yasağı kademeli olarak kaldırıldı. Bu değişimle birlikte, başörtülü hakimlerin görev yaptığı davalarda zaman zaman reddi hakim talepleriyle karşılaşıldığı biliniyor. Ancak bu taleplerin çoğunlukla hukuki gerekçeden yoksun olduğu ve ayrımcılık içerdiği yönünde eleştiriler yapılıyor.
Bu dava, yargıda ayrımcılıkla mücadele açısından önemli bir sınav olarak görülüyor. Savcının hapis talebi, başörtülü hakimlere yönelik tutumlara karşı bir caydırıcılık unsuru olarak değerlendiriliyor. Mahkemenin vereceği karar, hem avukatların mesleki sınırları hem de yargı bağımsızlığı açısından belirleyici olacak. Kamuoyu, davanın adil ve tarafsız bir şekilde sonuçlanmasını bekliyor.