Eski TİP Milletvekili Barış Atay ve oyuncu Bülent Emrah Parlak, mizah ve sanat kılıfı altında toplumsal sinir uçlarıyla oynayan, milli ve manevi değerleri açıkça hedef alan bir provokasyona imza attı. İkilinin sahnelediği tiyatro gösterisi, izleyicilerden büyük tepki toplarken, sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. Gösterinin içeriğinde Türk bayrağına saygısızlık, dini değerlerle alay ve tarihi şahsiyetlere hakaret içeren ifadeler yer aldığı iddia edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, kamuoyundan gelen tepkiler üzerine Atay ve Parlak, gösterinin yanlış anlaşıldığını savundu.
Provokasyonun ayrıntıları
Barış Atay ve Bülent Emrah Parlak’ın sahnelediği tiyatro oyunu, izleyiciler tarafından kaydedilerek sosyal medyada paylaşıldı. Görüntülerde, Atay’ın Türk bayrağını yere atması ve üzerine basması, Parlak’ın ise İstiklal Marşı’nı alaycı bir dille okuması dikkat çekti. Ayrıca oyunda Kur’an-ı Kerim’e saygısızlık içeren repliklerin yer aldığı öne sürüldü. Olayın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve devletin kurumlarını aşağılama” suçlamalarıyla soruşturma başlattı.
Tepkiler ve yorumlar
Provokasyona siyasi partilerden ve sivil toplum kuruluşlarından tepki yağdı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Milli ve manevi değerlerimize yapılan bu alçak saldırıyı lanetliyoruz. Sanat adı altında yapılan bu saygısızlık kabul edilemez” açıklamasını yaptı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın ise, “Bu rezilliğin adı sabotajdır. Barış Atay ve arkadaşları, toplumun hassasiyetleriyle oynayarak kaos yaratmak istiyor” ifadelerini kullandı. CHP’den de konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Sanat özgürlüğü bahane edilerek milli değerlere hakaret edilemez” denildi.
Sosyal medyada ise #BarışAtayProvokasyon ve #SanatMaskeliİhanet etiketleri kısa sürede trend topic oldu. Binlerce kullanıcı, ikilinin gösterisini kınarken, bazı kullanıcılar da ifade özgürlüğü vurgusu yaparak farklı görüşler dile getirdi. Konunun uzmanları, bu tür provokasyonların toplumsal barışı hedef aldığına ve hukuki yaptırımların caydırıcı olması gerektiğine dikkat çekti.
Bu olay, sanatın bir provokasyon aracı olarak kullanılmasının sınırlarını bir kez daha tartışmaya açtı. Toplumun ortak değerlerine saygı duyulması, sanat özgürlüğü adı altında bile olsa milli ve manevi hassasiyetlerin korunması gerektiği açıktır. Hukuki sürecin takipçisi olacağız.