Hatay'da yaşayan Barış Özbay, 6 Şubat depremlerinin ardından evinden çıkmayarak yaşamını bilgisayar ve telefon başında sürdürüyordu. Yaklaşık 3 yıl boyunca dışarıya adım atmayan Özbay, bir süre hastanede tedavi gördü. Ancak taburcu olduktan sonra kendisine verilen ilaçları kullanmayı reddederek yeniden eve kapandı. Genç adam, "Düzelmek istemiyorum" diyerek tedaviyi sürdürmeyeceğini belirtiyor.
Deprem sonrası başlayan izolasyon
Barış Özbay'ın yaşamı, 2023 yılında meydana gelen ve Hatay'da büyük yıkıma yol açan depremlerle birlikte değişti. Deprem sonrası psikolojik olarak zor bir dönem geçiren Özbay, kendisini eve kapatarak dış dünyayla bağlantısını kesti. Günlerini bilgisayar oyunları ve cep telefonuyla geçiren genç adam, yakınlarının tüm çabalarına rağmen evinden çıkmayı reddetti.
Uzmanlar, deprem gibi travmatik olayların ardından bazı bireylerde sosyal izolasyon, kaygı bozukluğu ve depresyon görülebildiğini belirtiyor. Özbay'ın durumu da bu tabloya uyuyor. Ailesi ve çevresi, onu dışarı çıkarmak için defalarca girişimde bulundu ancak başarılı olamadı.
Hastane süreci ve tedavinin reddi
Yaklaşık 3 yıl süren evden çıkmama hali, sonunda sağlık ekiplerinin müdahalesiyle farklı bir boyuta taşındı. Barış Özbay, ikna edilerek hastaneye götürüldü ve burada 3 aylık bir tedavi süreci geçirdi. Hastanede kaldığı süre boyunca psikiyatri servisinde gözlem altında tutulan Özbay'a çeşitli ilaçlar verildi.
Ancak taburcu edildikten sonra Özbay, kendisine reçete edilen ilaçları kullanmayı bıraktı. Tekrar eve kapanan genç adam, gününü yine cep telefonu ve bilgisayarla oynayarak geçirmeye başladı. Sağlık ekipleri ve ailesi, tedavinin yarıda kalmasının durumunu daha da kötüleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Özbay'ın yakınları, "Düzelmek istemiyorum" ifadesini kullandığını ve hiçbir tedavi girişimine sıcak bakmadığını aktarıyor. Bu durum, hem aileyi hem de sağlık çalışanlarını endişelendiriyor.
Uzmanlar: Tedavi yarıda bırakılmamalı
Psikiyatri uzmanları, travma sonrası stres bozukluğu ve depresyon tedavisinde ilaç kullanımının düzenli olması gerektiğini vurguluyor. İlaçların aniden kesilmesi, hem yoksunluk belirtilerine hem de altta yatan hastalığın alevlenmesine yol açabiliyor. Özellikle depremzedelerde görülen ruhsal sorunların tedavisinde psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesi öneriliyor.
Barış Özbay'ın durumu, deprem sonrası ruh sağlığı hizmetlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. 2023 depremlerinin ardından binlerce kişi psikolojik destek ihtiyacı duydu. Ancak sahadaki uzman sayısının yetersızlığı ve toplumdaki damgalama nedeniyle birçok kişi tedaviye erişemedi veya yarıda bıraktı.
Uzmanlar, ailelere zorla tedavi yerine ikna ve destekleyici yaklaşımın daha etkili olabileceğini hatırlatıyor. Aynı zamanda devletin, deprem bölgesinde ruh sağlığı hizmetlerini güçlendirmesi ve takibi sürdürmesi gerektiği belirtiliyor.
Benzer vakalar ve toplumsal sorumluluk
Barış Özbay'ın hikayesi, deprem sonrası evine kapanan tek kişi değil. Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman gibi illerde benzer durumda olan ve psikolojik destek alamayan birçok kişi bulunuyor. Sosyal hizmet uzmanları, bu kişilere ulaşmak için mahalle bazlı taramalar yapılması gerektiğini söylüyor.
Özbay'ın "Düzelmek istemiyorum" sözü, aslında umutsuzluğun ve çaresizliğin bir ifadesi olarak değerlendiriliyor. Ruh sağlığı profesyonelleri, bu ifadenin altında yatan nedenlerin araştırılması ve kişiye özel bir tedavi planı oluşturulması gerektiğini belirtiyor. Zorla hastaneye yatırma yerine, güven ilişkisi kurularak tedaviye ikna edilmesi daha sağlıklı sonuçlar verebilir.
Sonuç olarak, depremlerin üzerinden yıllar geçse de ruhsal yaralar hemen kapanmıyor. Barış Özbay gibi bireylerin iyileşmesi için hem aile desteği hem de profesyonel yardım şart. Toplum olarak damgalamadan uzak, anlayışlı bir yaklaşım benimsemek ve ruh sağlığı hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak gerekiyor. Aksi halde benzer haberleri daha sık duyabiliriz.