Bakü'nün, Osmanlı ordusunun Kafkas İslam Ordusu tarafından Ermeni ve Bolşevik çetelerinden kurtarılmasının 108. yılı vesilesiyle Ankara'da bir anma programı düzenlendi. Programa, Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçiliği yetkilileri, Türk devlet erkanı, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Etkinlikte, 1918 yılında yaşanan olaylar ve Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'ye girişi anlatıldı.
Tarihi Süreç ve Kafkas İslam Ordusu
Kafkas İslam Ordusu, Osmanlı Devleti'nin, Azerbaycan'ın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumak amacıyla 1918 yılında bölgeye gönderdiği askeri birlikti. Nuri Paşa komutasındaki ordu, 15 Eylül 1918'de Bakü'yü Ermeni ve Bolşevik güçlerden temizleyerek şehri Azerbaycan'a kazandırdı. Bu zafer, Azerbaycan'ın başkentinin kurtuluşu olarak tarihe geçti. Anma programında konuşan tarihçiler, Kafkas İslam Ordusu'nun sadece askeri bir harekat değil, aynı zamanda iki halk arasındaki kardeşlik bağlarının pekişmesi anlamına geldiğini vurguladı.
Program kapsamında, Bakü'nün kurtuluşunu anlatan bir fotoğraf sergisi açıldı ve belgesel gösterimi yapıldı. Katılımcılar, şehit düşen askerler için dua etti. Ankara'daki etkinlik, iki ülke arasındaki diplomatik ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesine katkı sağladı.
Ankara'da Düzenlenen Programdan Detaylar
Ankara'da gerçekleşen anma programı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı Azerbaycan marşının okunmasıyla başladı. Ardından, Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'ye girişini simgeleyen bir slayt gösterisi sunuldu. Programda konuşan Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi, iki ülkenin ortak tarihine dikkat çekerek, "Bakü'nün kurtuluşu, sadece Azerbaycan için değil, tüm Türk dünyası için bir dönüm noktasıdır" dedi. Türk yetkililer ise, bu tür etkinliklerin genç nesillere tarih bilinci aşıladığını belirtti.
Etkinliğe, çok sayıda akademisyen, gazeteci ve öğrenci katıldı. Program sonunda, katılımcılara Kafkas İslam Ordusu'nu anlatan kitaplar ve broşürler dağıtıldı. Ayrıca, Bakü'nün kurtuluşuyla ilgili bir panel düzenlendi ve uzmanlar, olayın tarihsel arka planını tartıştı.
Tarihsel Arka Plan ve Önemi
1918 yılı, Azerbaycan için kritik bir dönemdi. Bolşevik Devrimi sonrası Kafkasya'da otorite boşluğu oluşmuş, Ermeni milliyetçi gruplar ve Bolşevikler Bakü'de kontrolü ele geçirmişti. Azerbaycan Milli Şurası, 28 Mayıs 1918'de bağımsızlığını ilan etmiş ancak Bakü henüz başkent olamamıştı. Osmanlı Devleti, kardeş halkın yardımına koşarak Kafkas İslam Ordusu'nu bölgeye sevk etti. 15 Eylül 1918'de Bakü düşman işgalinden kurtarıldı ve Azerbaycan'ın başkenti oldu. Ne yazık ki, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkması ve Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasıyla Kafkas İslam Ordusu geri çekilmek zorunda kaldı. Ancak bu kısa süreli zafer, Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesinde önemli bir moral kaynağı oldu. 1920'de Azerbaycan Sovyet işgaline uğrasa da, 1991'de yeniden bağımsızlığını kazandı.
Bugün, Bakü'nün kurtuluşu, Azerbaycan'da her yıl 15 Eylül'de "Kurtuluş Günü" olarak kutlanmaktadır. Türkiye'de de çeşitli etkinliklerle anılmaktadır. Bu yıl 108. yıl dönümü vesilesiyle Ankara'da düzenlenen program, iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gösterdi.
Günümüzde Türkiye-Azerbaycan İlişkileri
Türkiye ve Azerbaycan, "iki devlet, tek millet" anlayışıyla ilişkilerini sürdürmektedir. Son yıllarda ekonomik, askeri ve kültürel alanlarda önemli işbirlikleri yapılmıştır. Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu gibi projeler, iki ülkeyi birbirine bağlamaktadır. Ayrıca, Karabağ zaferi sonrası Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü yeniden tesis edilmiş, Türkiye bu süreçte Azerbaycan'a tam destek vermiştir.
Ankara'daki anma programı, bu ilişkilerin tarihsel temellerini hatırlatması açısından önem taşıyor. Katılımcılar, Bakü'nün kurtuluşunun sadece bir askeri zafer değil, aynı zamanda iki halkın ortak iradesinin simgesi olduğunu ifade etti. Etkinlik, gelecek nesillere bu mirası aktarma sorumluluğunu da vurguladı.
Sonuç olarak, Bakü'nün kurtuluşunun 108. yılında Ankara'da düzenlenen anma programı, tarihi bir olayı yad etmenin ötesinde, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin geleceğine ışık tuttu. Bu tür etkinlikler, iki ülke arasındaki bağları daha da güçlendirecek ve ortak tarih bilincini canlı tutacaktır.