Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ABD'den bu yılın ilk beş ayında yapılan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatına 2.6 milyar dolar ödeme yapıldığına ilişkin verilerin gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Bakanlık, söz konusu dönemde ABD'den yapılan LNG ithalatına ne kadar ödeme yapıldığını ise ticari gizlilik gerekçesiyle paylaşmadı. Kamuoyunda tartışma yaratan bu açıklama, enerji ithalatının şeffaflığı konusundaki soru işaretlerini artırdı.
Bakanlık: Rakamlar Gerçeği Yansıtmıyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "ABD'den bu yılın ilk 5 ayında yapılan LNG ithalatına 2.6 milyar dolar ödeme yapıldığına dair veriler gerçeği yansıtmamaktadır" denildi. Açıklamada, söz konusu iddianın hangi kaynağa dayandığı belirtilmezken, rakamın hatalı olduğu savunuldu. Ancak bakanlık, gerçek ödeme tutarını açıklamaktan kaçındı. "Ticari gizlilik" gerekçesiyle paylaşılmayan veriler, muhalefetin ve enerji uzmanlarının eleştirilerine yol açtı.
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan enerji ekonomisti Dr. Ayşe Kılıç, "Kamu kaynaklarının kullanıldığı bir alanda ödeme bilgisinin gizli tutulması kabul edilemez. Vatandaşın vergileriyle yapılan ithalatın maliyeti şeffaf olmalıdır" ifadelerini kullandı. Kılıç, "Eğer iddia edilen rakam yanlışsa, doğrusu açıklanmalıdır. Aksi halde spekülasyonların önü alınamaz" diye ekledi.
ABD'den LNG İthalatındaki Artış
Türkiye, son yıllarda doğal gaz tedarikinde çeşitlendirmeye giderek ABD'den LNG ithalatını artırdı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, 2024 yılının ilk çeyreğinde ABD'den yapılan LNG ithalatı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %30 artış gösterdi. Bu artışta, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'nın enerji arz güvenliği arayışları ve küresel LNG fiyatlarındaki dalgalanmalar etkili oldu.
Uzmanlar, ABD'den alınan LNG'nin spot piyasa fiyatlarına endeksli olduğunu ve dönemsel olarak yüksek maliyetler oluşturabildiğini belirtiyor. 2025 yılının ilk beş ayında doğal gaz ithalat faturalarının arttığına dair genel bir kanı bulunuyor. Ancak bakanlığın açıklamadığı veriler nedeniyle bu artışın ne kadarının ABD kaynaklı olduğu bilinmiyor.
Muhalefetten Şeffaflık Çağrısı
Muhalefet partileri, konuyu TBMM gündemine taşıyacaklarını duyurdu. CHP Enerji Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, "Bakanlık, 2.6 milyar doları yalanlıyor ama gerçek rakamı söylemiyor. Bu durum, kamuoyunu aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini gösteriyor" dedi. Parti, konuyla ilgili soru önergesi vereceklerini açıkladı.
Öte yandan, Enerji Bakanlığı'nın bütçe görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlaması bekleniyor. Bakanlık yetkilileri, "Ticari sır kapsamındaki bilgilerin paylaşılması, uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü zayıflatabilir" savunmasını yapıyor. Ancak bu gerekçe, şeffaflık taleplerini karşılamıyor.
Enerji İthalatında Şeffaflık Tartışması
Türkiye'nin enerji ithalatı, cari açık üzerinde önemli bir baskı unsuru. 2024 yılında toplam enerji ithalatı 70 milyar doları aşmıştı. Doğal gaz ithalatının bu pastadaki payı yaklaşık %20 seviyesinde. ABD'den yapılan LNG alımlarının maliyeti, doğal gaz faturalarına doğrudan yansıyor. Dolayısıyla hangi ülkeden ne kadar alım yapıldığı ve ne kadar ödendiği, ekonomi yönetimi için kritik bir gösterge.
Uzmanlar, enerji verilerinin şeffaf bir şekilde açıklanmasının piyasa güveni açısından da önemli olduğunu vurguluyor. Uluslararası şeffaflık endekslerinde geride kalan Türkiye'nin, bu tür gizlilik kararlarıyla uluslararası yatırımcıların gözünde güven kaybettiği belirtiliyor.
Bağlam: Türkiye'nin LNG Stratejisi
Türkiye, doğal gazda arz güvenliğini sağlamak için uzun vadeli kontratların yanı sıra spot LNG alımlarına yöneldi. 2023'te devreye giren Sakarya Gaz Sahası'ndaki yerli üretim, ithalat bağımlılığını bir miktar azaltsa da tam bağımsızlık için yeterli değil. ABD, Katar ve Cezayir'den yapılan LNG ithalatı, özellikle kış aylarında talebi karşılamak için kritik.
Bakanlığın açıklamadığı ödeme bilgisi, kamuoyunda çeşitli spekülasyonlara neden oluyor. Kimi çevreler, yüksek faturaların arkasında yönetimsel hatalar olduğunu öne sürerken, hükümet kanadı fiyat dalgalanmalarına dikkat çekiyor. Gerçek rakamın bir an önce açıklanması, tartışmaları sonlandırabilir. Aksi halde enerji ithalatındaki belirsizlik, hem ekonomik hem de siyasi alanda gündemde kalmaya devam edecek.
Sonuç olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 2.6 milyar dolarlık iddiayı reddetmesi, ancak alternatif bir rakam sunmaması, şeffaflık ilkesiyle çelişiyor. Kamu kaynaklarının kullanımında hesap verebilirlik, demokratik denetimin temelini oluşturur. Bu nedenle, bakanlığın en kısa sürede doğru verileri paylaşması, hem piyasalar hem de vatandaşlar için güven tesis edecektir.