COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye'nin müsilaj sorunuyla mücadelesinde uluslararası iş birliğini genişletiyor. Kurum, Fransa Kalkınma Ajansı (AFD) ile Türkiye ölçeğinde yaklaşık 600 milyon avroluk yeni bir finansman paketi kapsamında proje geliştireceklerini duyurdu. Açıklama, Marmara Denizi'nde 2021 yılında geniş çaplı etkisiyle gündeme gelen ve zaman zaman tekrarlayan müsilaj (deniz salyası) sorununa kalıcı çözüm arayışlarının bir parçası olarak öne çıkıyor.
600 Milyon Avroluk Finansman Paketi ve Projenin Kapsamı
Bakan Kurum'un verdiği bilgilere göre, AFD ile yürütülecek iş birliği çerçevesinde oluşturulacak finansman paketi yaklaşık 600 milyon avro büyüklüğünde. Projenin, müsilajla mücadelede hem önleyici hem de iyileştirici adımları içermesi planlanıyor. Bu kapsamda Marmara Denizi başta olmak üzere, müsilaj riski taşıyan diğer deniz ve kıyı bölgelerinde atık su arıtma altyapısının güçlendirilmesi, tarımsal kaynaklı kirliliğin azaltılması ve deniz ekosisteminin izlenmesine yönelik sistemlerin kurulması hedefleniyor.
Müsilaj, deniz suyundaki besin maddelerinin aşırı artışı (ötrofikasyon) sonucu ortaya çıkan, deniz yüzeyini kaplayan ve deniz canlıları için ciddi tehdit oluşturan bir oluşum. Türkiye'de özellikle 2021'de Marmara Denizi'nde geniş çaplı görülen müsilaj, balıkçılıktan turizme kadar birçok sektörü olumsuz etkilemişti. O dönemde başlatılan Marmara Denizi Eylem Planı kapsamında çeşitli tedbirler alınmış, ancak sorunun kalıcı çözümü için uzun vadeli ve çok paydaşlı bir yaklaşım gerektiği vurgulanmıştı.
AFD İş Birliği ve Türkiye'nin İklim Diplomasisi
Fransa Kalkınma Ajansı (AFD), uluslararası kalkınma finansmanı alanında faaliyet gösteren ve özellikle iklim değişikliğiyle mücadele, çevre koruma ve sürdürülebilir kalkınma projelerine finansman sağlayan bir kuruluş. Türkiye ile AFD arasında daha önce de çeşitli altyapı ve çevre projelerinde iş birlikleri yapılmıştı. Bu yeni paket, Türkiye'nin COP31 başkanlığı döneminde iklim ve çevre diplomasisini güçlendirme çabalarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Bakan Kurum'un açıklaması, Türkiye'nin müsilajla mücadelede yalnızca ulusal önlemlerle yetinmeyip uluslararası finansman ve teknik destek arayışını sürdürdüğünü gösteriyor. Projenin hayata geçmesiyle birlikte, deniz kirliliğinin izlenmesi için yeni istasyonlar kurulması, arıtma tesislerinin modernizasyonu ve çevre dostu teknolojilerin yaygınlaştırılması gibi somut adımların atılması bekleniyor.
Müsilajla Mücadelede Bundan Sonrası
Müsilaj sorunu, yalnızca Türkiye'nin değil, Akdeniz ve Karadeniz'e kıyısı olan birçok ülkenin ortak gündeminde. İklim değişikliğinin deniz suyu sıcaklıklarını artırması, bu tür sorunların sıklığını ve şiddetini artırabiliyor. Dolayısıyla atılacak adımların bilimsel verilere dayanması, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörün iş birliği içinde çalışması kritik önem taşıyor.
AFD ile varılan bu mutabakat, finansman boyutuyla dikkat çekici olsa da, projenin başarısı büyük ölçüde uygulama aşamasındaki koordinasyona ve şeffaflığa bağlı olacak. Müsilajın önlenmesi için deniz ekosisteminin bütüncül olarak korunması, kirlilik kaynaklarının etkin denetimi ve toplumsal farkındalığın artırılması gerekiyor. Türkiye'nin bu alandaki uluslararası iş birliklerini derinleştirmesi, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de iklim diplomasisi açısından olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor.