Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, hükümetin 2027-2029 dönemine ilişkin istihdam ve işsizlik hedeflerini kamuoyuyla paylaştı. Işıkhan, "2027-2029 döneminde ülkemizde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturmayı, işsizlik oranını ise kademeli olarak düşürerek 2029 yılında yüzde 7,6'ya indirmeyi hedefliyoruz." dedi. Bakan, bu hedeflere ulaşmak için çeşitli politikalar ve reformlar planladıklarını belirtti.
İstihdam Artışı ve İşsizlik Hedefleri
Bakan Işıkhan'ın açıklamalarına göre, önümüzdeki üç yılda 2,1 milyon kişilik ek istihdam sağlanacak. Bu, yıllık ortalama 700 bin kişilik bir istihdam artışına işaret ediyor. İşsizlik oranının kademeli olarak düşürülmesi ve 2029'da yüzde 7,6 seviyesine çekilmesi hedefleniyor. Bu hedef, mevcut işsizlik oranının üzerinde bir iyileşme anlamına geliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, işsizlik oranı son dönemde çift haneli seviyelerde seyrediyordu. Hedeflenen oran, işgücü piyasasında önemli bir rahatlama sağlayabilir.
Politika ve Reformlar
Işıkhan, bu hedeflere ulaşmak için aktif işgücü piyasası politikalarının güçlendirileceğini, mesleki eğitim programlarının yaygınlaştırılacağını ve istihdam teşviklerinin artırılacağını belirtti. Ayrıca, kadın ve genç istihdamını artırmaya yönelik özel programlar uygulanacağını vurguladı. Bakan, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği için de adımlar atılacağını sözlerine ekledi.
Ekonomik Bağlam ve Değerlendirme
Türkiye ekonomisi, son yıllarda yüksek enflasyon ve dalgalı büyüme performansıyla karşı karşıya. İşsizlik oranı, pandemi sonrası toparlanma sürecinde dalgalanmalar gösterdi. Hükümetin 2029 hedefi, Orta Vadeli Program'da (OVP) yer alan projeksiyonlarla uyumlu görünüyor. Uzmanlar, istihdam artışının ekonomik büyümeye bağlı olduğunu, ayrıca yapısal reformların önemini vurguluyor. İşsizlik oranındaki düşüşün kalıcı olması için eğitim sisteminin işgücü piyasası ihtiyaçlarına uygun hale getirilmesi gerekiyor.
Bakan Işıkhan'ın açıklamaları, kamuoyunda ve iş dünyasında olumlu karşılandı. Ancak, hedeflerin gerçekleşmesi için küresel ekonomik koşullar, jeopolitik riskler ve iç talep dinamikleri belirleyici olacak. Önümüzdeki dönemde açıklanacak teşvik paketleri ve reform adımları, hedeflere ulaşmada kritik rol oynayacak.