Adalet Bakanı Akın Gürlek, Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor'un kendisi hakkındaki sözlerine tepki gösterdi. Amor, daha önce yaptığı bir konuşmada, “Eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve mevcut Adalet Bakanı Akın Gürlek'in atanmasının ne anlama geldiğini hepiniz biliyorsunuz. Akın Gürlek hiçbir demokratik reformun parçası olamaz” ifadelerini kullanmıştı. Gürlek ise bu açıklamaları sert bir dille eleştirerek Amor'u Türkiye'nin iç işlerine müdahale etmekle suçladı.
Gürlek'ten Amor'a Tepki
Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Amor'un sözlerini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Bakan, “Türkiye Cumhuriyeti'nin egemen bir devlet olduğunu ve yargı atamalarının tamamen bağımsız bir şekilde yapıldığını” vurguladı. Gürlek, Amor'un iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “AP raportörünün Türkiye'deki demokratik reform çabalarını görmezden gelmesi, siyasi bir saplantının sonucudur” dedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevini yürüttüğü dönemde, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davalarla gündeme gelen Gürlek, bu davaların hukuki sürecin bir parçası olduğunu savunuyor. Gürlek, “Yargı bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düşürecek hiçbir adım atılmamıştır. Amor'un ithamları, Türk yargısına yönelik bir saygısızlıktır” ifadelerini kullandı.
AP Raportörü Amor'un Rolü
Nacho Sánchez Amor, Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye raportörü olarak görev yapıyor ve Türkiye'deki hukuk devleti, insan hakları ve demokrasi konularında raporlar hazırlıyor. Amor, daha önce de Türkiye'deki yargı süreçlerine ve özellikle muhalif isimlere açılan davalara dikkat çekmişti. Son olarak, İmamoğlu davasını takip eden Amor, Gürlek'in bakan olarak atanmasını eleştirmişti.
Amor, AP Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, “Türkiye'de yargının siyasallaştığı” yönündeki iddialarını yinelemişti. “Bir cumhuriyet savcısının doğrudan siyasi bir göreve atanması, yargı bağımsızlığı açısından ciddi bir sorun teşkil etmektedir” diyen Amor, bu tür atamaların demokratik reformların önünde engel oluşturduğunu söylemişti.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin hassas bir dönemden geçtiği bu günlerde, Gürlek-Amor gerginliği, diyaloğun nasıl şekilleneceği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Türkiye, AB'ye tam üyelik sürecinde yargı reformları ve demokratik standartlar konusunda adımlar atmış olsa da, Brüksel'den gelen eleştiriler sık sık gündeme geliyor.
Gürlek'in tepkisi, Türk hükümetinin yabancı temsilcilerin Türkiye'nin iç işlerine müdahalesine karşı hassasiyetini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle seçim sonrası dönemde, Avrupa Birliği ile ilişkilerde yumuşama sinyalleri verilirken, bu tür gerilimler, iki taraf arasındaki güvenin yeniden tesis edilmesi sürecinde aşılması gereken engeller olarak duruyor.
Bağımsız değerlendirme: Gürlek-Amor gerginliği, Türkiye-AB ilişkilerinde yargı bağımsızlığı ve demokratik reformlar konusundaki derin görüş ayrılıklarını bir kez daha su yüzüne çıkardı. Her ne kadar her iki taraf da diyalogdan yana olduğunu belirtse de, bu tür açıklamalar, karşılıklı güvenin inşa sürecini zora sokuyor. Türkiye'nin yargı sistemi üzerindeki siyasi tartışmaların, ülkenin AB üyelik perspektifi üzerinde uzun vadeli etkileri olabileceği değerlendiriliyor.