Ordu’nun Ulubey ilçesine bağlı Yeni Sayaca Mahallesi’nde yaşayanlar, bölgede planlanan bentonit madeni işletmesine karşı seslerini yükseltiyor. İki demokratik kitle örgütünün ortak açıklamasıyla kamuoyuna taşınan tepkiler, daha önce maden için verilen “ÇED gerekli değildir” kararının mahkemece iptal edilmiş olmasına rağmen çalışmaların durmadığı yönünde. Mahalle sakinleri, tarım arazilerinin ve doğal yaşamın tehlike altında olduğunu belirterek yetkililere sesleniyor.
Yurttaşların Ortak Açıklaması ve Tepkiler
Yeni Sayaca Mahallesi’nden iki demokratik kitle örgütü tarafından yapılan ortak açıklamada, maden sahasında daha önce başlatılan faaliyetlerin “ÇED gerekli değildir” kararıyla yürütüldüğü ancak bu kararın Ordu İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği hatırlatıldı. Açıklamada, “Mahkeme kararına rağmen bölgede madencilik faaliyetlerinin devam ettiği yönünde ciddi bulgular var. Bu durum hukukun üstünlüğüne gölge düşürmektedir” ifadelerine yer verildi. Mahalle sakinleri, madenin açılması hâlinde içme suyu kaynaklarının kirlenebileceğini, tarım arazilerinin verimliliğini yitirebileceğini ve yörenin doğal dokusunun tahrip olacağını dile getiriyor.
Bentonit Nedir ve Hangi Riskleri Barındırıyor?
Bentonit, özellikle su ve sıvı geçirmezlik özellikleri nedeniyle inşaat ve sondaj sektöründe sıkça kullanılan bir kil mineralidir. Ancak çıkarılması sırasında toprağın üst tabakasının kaldırılması, açık ocak işletmeciliği, yüksek miktarda su tüketimi ve atık suyun doğaya karışması gibi süreçler çevre için önemli tehditler oluşturur. Uzmanlar, kontrolsüz bentonit madenciliğinin toprak kaymalarına, biyolojik çeşitliliğin azalmasına ve toz emisyonlarının artmasına neden olabileceğine dikkat çekiyor.
Bölge Halkının ve Sivil Toplumun Talepleri
Yeni Sayaca Mahallesi sakinleri, yetkililere üç temel talepte bulunuyor: Öncelikle, mahkeme kararının bir an önce uygulanması ve maden faaliyetlerinin tamamen durdurulması. İkinci olarak, bölgede kapsamlı bir çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan hiçbir işleme izin verilmemesi. Üçüncü olarak da, yöre halkının katılımı olmadan karar alınmaması. Sivil toplum örgütleri, bu tür doğa tahribatlarının sadece bugünü değil gelecek nesilleri de etkilediğini vurgulayarak, “Yaşam alanlarımızı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz” diyor.
Benzer Çevre Mücadeleleri ve Hukuki Süreç
Ordu ve çevresi, son yıllarda fındık bahçeleri ve yeşil alanlarıyla bilinirken, maden projelerine karşı verilen mücadelelerle de gündeme geliyor. Daha önce bazı köylerde maden işletmelerine karşı kazanılan davalar, hukukun doğal yaşamı korumada önemli bir araç olduğunu göstermişti. Yeni Sayaca Mahallesi’ndeki “ÇED gerekli değildir” kararının iptali de bu mücadelelerden bir zincir olarak değerlendiriliyor. Ancak kararın uygulanması noktasında yaşanan gecikmeler, yurttaşların hukuka olan güvenini sarsıyor. Bu durum, Türkiye’de çevre davalarında kararların bağlayıcılığının ve izleme mekanizmalarının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Sonuç: Doğa ve Hukuk Kazanmalı
Yeni Sayaca Mahallesi’ndeki direniş, yalnızca bir maden projesine karşı çıkış değil; aynı zamanda yaşam alanlarının, tarımın ve su kaynaklarının kentleşme ve endüstriyel faaliyetlere karşı korunması adına verilen önemli bir sınav. Mahkeme kararlarının uygulanması, hukukun üstünlüğünün ve çevresel adaletin bir göstergesi olacak. Karar vericilerin, kısa vadeli ekonomik kazançlar yerine uzun vadeli toplum sağlığını ve ekolojik dengeyi gözetmesi gerekiyor. Bu mücadele, Türkiye’deki diğer çevre hareketlerine de ilham vererek, insanların kendi toprakları için hukuka başvurmasının ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Doğanın ve halkın haklı mücadelesinin kazanması dileğiyle.