Wall Street Journal'ın (WSJ) gizli kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Bahreyn ve Kuveyt, temmuz ayının ilk günlerinde İran içerisindeki belirli noktalara savaş uçakları göndererek saldırı düzenledi. Operasyonun, ABD ve İsrail'in bilgisi dahilinde gerçekleştiği iddia ediliyor. İki Körfez ülkesi, İran'ın bölgedeki nüfuzuna karşı bu hamleyi yaparken, operasyonun hedefleri arasında askeri tesisler ve lojistik merkezler olduğu belirtiliyor. Ne var ki ne Bahreyn ne de Kuveyt resmi bir açıklama yaparken, İran yönetiminden henüz bir yanıt gelmedi.
Gizli operasyonun ayrıntıları
WSJ'ye konuşan kaynaklar, operasyonun 2-3 Temmuz gecesi düzenlendiğini ve çok sayıda savaş uçağının kullanıldığını aktardı. Saldırıda, İran'ın batısındaki Kürdistan eyaletinde bulunan bir üs ile Huzistan bölgesindeki bir depo hedef alındı. İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir ABD'li yetkili, operasyonun hedeflerinin “İran'ın vekil güçlere silah sevkiyatını engellemek” olduğunu söyledi. Bahreyn ve Kuveyt'in, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun bir parçası olarak İran'a karşı bu tür bir askeri adım attığı belirtiliyor. Ancak koalisyonun diğer üyeleri Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün'ün operasyona dahil olmadığı kaydedildi.
Bölgesel yansımalar
İddia, Körfez ülkeleri ile İran arasında son yıllarda yaşanan gerginliğin yeni bir boyut kazandığına işaret ediyor. 2023'te Çin arabuluculuğunda Suudi Arabistan ve İran'ın normalleşme sürecine girmesine rağmen, Bahreyn ve Kuveyt'in İran'a yönelik şüpheci tutumu devam ediyor. Bahreyn, 2016'dan bu yana İran'ı içişlerine karışmakla suçlarken, Kuveyt de İran destekli milislerin bölgedeki faaliyetlerinden endişe duyuyor. Operasyonun, İran'ın nükleer programı konusunda Batı ile yürütülen müzakereleri etkileyip etkilemeyeceği merak ediliyor. Uzmanlara göre, bu tür bir saldırı İran'ı daha agresif bir tutuma itebilir ve bölgedeki ABD varlığını daha da riskli hale getirebilir.
Operasyonun zamanlaması da dikkat çekiyor. Temmuz başında İran, düzenli olarak Körfez ülkelerine yönelik füze tatbikatları yapıyordu. Bu bağlamda, Bahreyn ve Kuveyt'in saldırısı, İran'ın tatbikatlarına bir yanıt olarak yorumlandı. Bununla birlikte, İran destekli Husi grupların Yemen'de Suudi koalisyonuna yönelik saldırıları da devam ediyor. Bölgedeki tansiyonun yükselmesi, küresel enerji piyasalarında da dalgalanmaya neden oldu; petrol fiyatları operasyon haberinin ardından %2'den fazla arttı.
İran'ın olası misillemesi
İran'ın bu saldırıya nasıl karşılık vereceği belirsizliğini koruyor. Tahran yönetimi daha önce Körfez ülkelerini “ABD ve İsrail'in kuklası” olarak nitelendirmiş ve herhangi bir saldırıya sert yanıt vereceğini duyurmuştu. İran Dışişleri Bakanlığı henüz resmi bir açıklama yapmazken, devlet medyası konuyu gündeme taşımadı. Ancak uzmanlar, İran'ın vekil güçler aracılığıyla dolaylı misilleme yapmasının daha olası olduğunu düşünüyor. Özellikle Irak'taki Şii milislerin Bahreyn ve Kuveyt'teki hedeflere saldırabileceği ifade ediliyor. Bu durum, Irak topraklarının da çatışmaya sürüklenmesine yol açabilir.
Bahreyn ve Kuveyt'in operasyonu, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını da gündeme getirdi. ABD'nin Bahreyn'deki 5. Filosu, Körfez'de deniz güvenliğini sağlamakla görevli. Operasyonun bu filonun lojistik desteği ile yapıldığı iddia ediliyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.
Yaşanan bu gelişme, Körfez bölgesindeki ittifakların yeniden şekillenmekte olduğunu gösteriyor. Suudi Arabistan'ın İran'la diyaloğu sürdürürken, Bahreyn ve Kuveyt gibi küçük Körfez ülkeleri daha muhalif bir pozisyon alıyor. Bu ayrışma, Körfez İşbirliği Konseyi'nin (GCC) geleceği açısından da önemli. Operasyonun, GCC içinde derin çatlaklara yol açabileceği değerlendiriliyor. Son olarak, olayın uluslararası hukuk açısından sorgulanması bekleniyor; gizli bir hava operasyonunun meşru müdafaa kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği tartışma konusu.