Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış süreci, uluslararası kamuoyunda genellikle Karabağ üzerinden değerlendiriliyor. Ancak sınırın hukuken tanımlanmasını zorlaştıran başlıklardan biri, Sovyet döneminin idari sınır pratiklerinden kalan eksklavlar. Göktürk Tüysüzoğlu'nun kaleme aldığı değerlendirmeye göre, bu köyler meselesi barışın önündeki en somut engellerden biri olarak duruyor. İki ülke arasında 2020'deki 44 günlük savaşın ardından başlayan müzakereler, sınırların netleştirilmesi ve karşılıklı toprak bütünlüğünün tanınması gibi konularda henüz istenen aşamaya ulaşamadı.
Eksklavlar nedir, neden önemli?
Eksklav, bir ülkenin ana topraklarından ayrı düşmüş, başka bir ülkenin topraklarıyla çevrili bölge anlamına geliyor. Sovyetler Birliği döneminde, idari kolaylık ve ekonomi politikaları gereği, Azerbaycan ve Ermenistan arasında karşılıklı eksklavlar oluşturuldu. Bu köylerden bazıları bugün hâlâ tartışmalı. Örneğin, Azerbaycan'a ait olduğu kabul edilen ancak Ermenistan toprakları içinde kalan yedi köy (Yukarı Eskipara, Sofulu, Barkhudarlı, Karki, Aşağı Eskipara, Heyrimli ve Gızılhacılı) ile Ermenistan'a ait olduğu belirtilen bir köy (Artsvashen) bulunuyor. Bu köylerin statüsü, iki ülke arasındaki sınırın hukuki olarak belirlenmesinde kilit bir rol oynuyor.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, son dönemde yaptığı açıklamalarda, söz konusu köylerin Azerbaycan'a iadesinin barış anlaşması için gerekli olduğunu ima etti. Ancak bu adım, iç kamuoyunda tepkilere yol açabilir. Azerbaycan tarafı ise toprak bütünlüğünün tanınması ve işgal altındaki köylerin geri verilmesi konusunda ısrarcı. Bu noktada, eksklavlar meselesi, sadece iki ülke arasında değil, bölgesel güçlerin de dahil olduğu bir denklemde ele alınıyor.
Sovyet mirası ve sınır sorunları
Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından, Azerbaycan ve Ermenistan bağımsızlıklarını kazandığında, bu idari sınırlar uluslararası sınır haline geldi. Ancak Sovyet döneminde çizilen sınırlar, etnik ve stratejik gerçekliklerden ziyade idari kolaylıklara dayanıyordu. Bu nedenle, bağımsızlık sonrası dönemde sınır anlaşmazlıkları kaçınılmaz hale geldi. 1990'lı yıllarda yaşanan çatışmalar ve Karabağ'ın işgali, bu sorunları daha da derinleştirdi. 2020'deki savaşta Azerbaycan'ın kazandığı zafer, dengeleri değiştirdi ancak eksklavlar konusu hâlâ çözülemedi.
Uzmanlara göre, eksklavlar meselesi, barış anlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri. Çünkü bu köylerin iadesi, sadece toprak değişikliği anlamına gelmiyor; aynı zamanda tarihsel ve duygusal bir boyut taşıyor. Örneğin, Artsvashen (Azerbaycan'daki adıyla Başkend), 1992'den beri Ermenistan işgali altında ve burada yaşayan Azerbaycanlılar yerinden edilmiş durumda. Benzer şekilde, Ermenistan'daki Azerbaycan köyleri de boşaltılmış durumda. Bu köylerin geleceği, iki halk arasında güven inşasını doğrudan etkileyecek.
Barış sürecinde son durum ve beklentiler
Son aylarda, Azerbaycan ve Ermenistan arasında üst düzey görüşmeler hız kazandı. Avrupa Birliği, Rusya ve Türkiye'nin arabuluculuk çabaları sürüyor. Ermenistan, barış anlaşmasını imzalamaya istekli olduğunu gösteriyor, ancak özellikle eksklavlar konusunda taviz vermekte zorlanıyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise, toprak bütünlüğünün tanınmasının ön koşul olduğunu vurguluyor. Bu çerçevede, köyler meselesi, müzakerelerin en hassas başlıklarından biri olarak masada.
Göktürk Tüysüzoğlu'nun analizine göre, barış sürecinin başarısı, sadece Karabağ'ın statüsüne değil, aynı zamanda bu küçük ama stratejik köylerin geleceğine bağlı. Eksklavların iadesi veya takası, iki ülke arasında bir güven ortamı oluşmasına katkı sağlayabilir. Ancak bu adımın atılması, iç siyasette ciddi tartışmalara yol açabilir. Özellikle Ermenistan'da muhalefet, Paşinyan hükümetini fazla taviz vermekle suçluyor. Azerbaycan'da ise, köylerin geri alınması millî bir mesele olarak görülüyor.
Uluslararası toplum, iki ülke arasında kalıcı barışın tesis edilmesi için eksklavlar sorununun çözülmesi gerektiğini belirtiyor. BM ve AGİT gibi kuruluşlar, sınırların karşılıklı anlaşmayla belirlenmesi çağrısında bulunuyor. Ancak şu ana kadar somut bir adım atılmış değil. Önümüzdeki dönemde yapılacak görüşmeler, bu konuda belirleyici olacak.
Değerlendirme
Azerbaycan-Ermenistan barışı, sadece bölgesel istikrar için değil, aynı zamanda küresel enerji ve ulaşım koridorları açısından da kritik. Eksklavlar meselesi, bu sürecin en teknik ama en hassas başlıklarından biri. Çözüm, karşılıklı tavizlere ve güven artırıcı adımlara bağlı. Ancak unutulmamalı ki, bu köylerin geleceği, iki halkın hafızasında derin izler bırakmış durumda. Barışın kalıcı olması için, sadece siyasi irade değil, aynı zamanda toplumsal uzlaşı da gerekli. Tüysüzoğlu'nun vurguladığı gibi, sınırın hukuken tanımlanması, barışın ön koşulu; bunun için de eksklavların statüsünün netleştirilmesi şart.