Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanma davalarında kusuru olmayan tarafa süresiz nafaka bağlanmasını öngören yasal düzenlemeyi iptal etti. Yüksek Mahkeme'nin Resmi Gazete'de yayımlanan gerekçeli kararında, ömür boyu nafaka yükümlülüğünün ölçüsüz olduğu ve ödeyen taraf için ağır bir külfet oluşturduğu vurgulandı. Karar, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan ve nafakanın süresiz olarak bağlanmasına imkân tanıyan hükmün iptaliyle sonuçlandı.
AYM'nin iptal gerekçesi: Ölçülülük ilkesi ihlali
Anayasa Mahkemesi, söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesi ve 13. maddesindeki temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna vardı. Kararda, nafaka yükümlüsünün ekonomik özgürlüğünün süresiz olarak kısıtlanmasının, sosyal ve ekonomik hakların dengelenmesi ilkesini zedelediği belirtildi.
Yüksek Mahkeme, boşanmada kusuru bulunmayan eşin korunmasının elbette meşru bir amaç olduğunu, ancak bu korumanın süresiz bir nafaka yükümlülüğüyle sağlanmasının orantısız bir müdahale olduğunu ifade etti. Gerekçede, "Nafaka yükümlüsünün ömür boyu ödeme yapmak zorunda bırakılması, onun mali özgürlüğünü ve yeniden bir hayat kurma imkânını ortadan kaldırmaktadır. Bu durum, ölçüsüz ve ağır bir külfet olarak değerlendirilmelidir" denildi.
Kararın hukuki ve toplumsal yansımaları
AYM'nin iptal kararı, boşanma hukuku pratiğinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Karar sonrası, mevcut dosyalarda süresiz nafaka kararlarının nasıl etkileneceği ve yeni yasal düzenlemenin nasıl şekilleneceği merak konusu. Hukukçular, iptal kararının ardından yasama organının makul bir süre içinde yeni bir düzenleme yapması gerektiğini belirtiyor. Aksi halde, nafaka taleplerinde hâkimlerin takdir yetkisini daha geniş kullanacağı ve süreli nafaka uygulamasına yöneleceği öngörülüyor.
Karar, toplumda uzun süredir tartışılan "süresiz nafaka" konusunu yeniden gündeme taşıdı. Kadın örgütleri, kararın mağduriyet yaratabileceği endişesini dile getirirken, iş dünyası ve bazı sivil toplum kuruluşları kararı olumlu karşıladı. Nafaka yükümlüsü erkeklerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken kesimler, kararın ekonomik özgürlük açısından bir rahatlama sağlayacağını savunuyor.
Yeni düzenleme nasıl olacak?
AYM'nin iptal kararının ardından gözler Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne çevrildi. Yeni yasal düzenlemede, nafakanın süresi, miktarı ve tarafların ekonomik durumlarına göre yeniden belirlenmesi bekleniyor. Önerilen modeller arasında, nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılması, evlilik süresi ve tarafların gelir düzeyine göre kademeli bir sistem getirilmesi yer alıyor. Ayrıca, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya ekonomik durumunun düzelmesi halinde nafakanın kaldırılması gibi kriterlerin yasal güvenceye alınması tartışılıyor.
Hukuk uzmanları, yeni düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesini dikkate alarak, hem nafaka alacaklısının korunmasını hem de yükümlünün ölçüsüz yük altına girmemesini sağlaması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, benzer iptal davalarının gündeme gelebileceği uyarısı yapılıyor.
Kamuoyu ve siyasetin tepkisi
Karar sonrası siyasi partilerden ve kamuoyundan farklı açıklamalar geldi. Bazı milletvekilleri, kararın aile birliğini zedeleyebileceğini savunurken, diğerleri bireysel özgürlükler açısından olumlu bir adım olduğunu belirtti. Sosyal medyada da geniş yankı bulan karar, "nafaka mağdurları" ve "kadın hakları" ekseninde iki kutuplu tartışmalara sahne oldu.
Öte yandan, AYM'nin iptal kararının yürürlüğe girmesiyle birlikte, halihazırda devam eden davalarda hâkimlerin nasıl bir yol izleyeceği belirsizliğini koruyor. Yargıtay içtihatlarının da yeni duruma uyum sağlaması bekleniyor. Barolar ve hukuk dernekleri, üyelerine yönelik bilgilendirme çalışmaları başlattı.
Değerlendirme
Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafaka düzenlemesini iptal etmesi, Türk aile hukukunda köklü bir değişimin kapısını aralıyor. Karar, bireysel özgürlükler ile sosyal devlet ilkesi arasındaki dengeyi yeniden tanımlıyor. Ancak, boşanma sonrası mağduriyetlerin önlenmesi için yasama organının ivedilikle kapsamlı ve adil bir düzenleme yapması şart. Aksi halde, hem nafaka alacaklıları hem de yükümlüler açısından yeni belirsizlikler doğabilir. Karar, yalnızca hukuki bir metin değil, toplumsal cinsiyet rolleri ve ekonomik adalet tartışmalarını da derinleştirecek nitelikte.