Anayasa Mahkemesi (AYM), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun kitabının satışının yasaklanması ve CHP'nin '21 Soruda FETÖ'nün Siyasi Ayağı' kitapçığı dahil birçok eserin toplatılmasına ilişkin başvuruyu karara bağladı. Yüksek Mahkeme, söz konusu yasakların yasalarla öngörülen özel geçerlilik koşullarına açıkça aykırı olduğunu ve ifade ile basın özgürlüğünü ihlal ettiğini tespit etti. Karar, benzer yasaklara karşı emsal teşkil edecek nitelikte.
İmamoğlu'nun kitabına satış yasağı ve AYM süreci
Ekrem İmamoğlu'nun yazdığı kitap, bir süre önce mahkeme kararıyla satışa yasaklanmıştı. Yasağın gerekçesinde kitabın içeriğinin 'hakaret' ve 'iftira' suçlarını oluşturduğu öne sürülüyordu. İmamoğlu'nun avukatları, bu karara itiraz ederek Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, kitabın ifade özgürlüğü kapsamında korunduğu ve satış yasağının orantısız bir müdahale olduğu savunuldu.
AYM, yaptığı incelemede, kitap toplatma kararlarının yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve yargısal denetimde özel geçerlilik kurallarına uyulmadığını belirledi. Yüksek Mahkeme, özellikle ceza yargılamasında kitap toplatma kararı verilebilmesi için aranan 'somut tehlike' ve 'orantılılık' ilkelerinin gözetilmediğini vurguladı. Kararda, ifade özgürlüğünün demokratik toplumun temelini oluşturduğu hatırlatıldı.
CHP kitapçığı ve diğer eserler de kapsamda
AYM'nin kararı yalnızca İmamoğlu'nun kitabıyla sınırlı kalmadı. CHP'nin yayımladığı '21 Soruda FETÖ'nün Siyasi Ayağı' adlı kitapçık da toplatma kararlarına konu olmuştu. Yüksek Mahkeme, bu kitapçığın yanı sıra farklı yayınevleri tarafından basılan birçok eserin de benzer yasaklarla karşılaştığını tespit etti. Kararda, bu yasakların yasalarda öngörülen özel geçerlilik koşullarına aykırı olduğu ve basın özgürlüğünü zedelediği ifade edildi. AYM, toplatma kararlarının keyfi uygulamalara yol açabileceğine dikkat çekti.
Kararın gerekçesinde, kitap toplatma gibi ağır bir yaptırımın ancak çok istisnai durumlarda ve sıkı yargısal denetim altında uygulanabileceği belirtildi. AYM, alt derece mahkemelerinin bu konuda yeterli gerekçe sunmadığını ve takdir yetkisini aşarak ifade özgürlüğünü sınırladığını kaydetti. Bu tespit, benzer davalarda mahkemelere yol gösterici nitelikte.
İfade ve basın özgürlüğü açısından emsal niteliği
Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, Türkiye'de ifade ve basın özgürlüğü tartışmaları açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda kitap, dergi ve gazete toplatma kararlarındaki artış, uluslararası kuruluşların da eleştirilerine neden olmuştu. AYM'nin kararı, yargı organlarının bu tür yasaklarda daha titiz davranması gerektiğini ortaya koyuyor. Hukukçular, kararın özellikle siyasi içerikli yayınlara yönelik müdahalelerde caydırıcı olabileceğini belirtiyor.
Kararın ardından gözler, benzer şekilde toplatılan diğer kitapların akıbetine çevrildi. AYM'nin ihlal tespiti, bu dosyalarda yeniden yargılama yolunu açabilir. Ayrıca, kitap toplatma kararı veren mahkemelerin bundan sonra daha somut gerekçeler sunması ve uluslararası insan hakları standartlarını dikkate alması bekleniyor. İfade özgürlüğü savunucuları, kararı olumlu bir adım olarak nitelendirirken, uygulamada ne kadar etkili olacağını zaman gösterecek.
Sonuç olarak, AYM'nin bu kararı, yalnızca İmamoğlu ve CHP özelinde değil, tüm yayıncılık faaliyetleri için bir güvence oluşturuyor. Karar, yasaların öngördüğü sınırlar içinde dahi olsa, ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı yorumların Anayasa'ya aykırı olacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu yönüyle karar, Türkiye'de hukuk devleti ve temel hakların korunması açısından umut verici bir gelişme olarak kayda geçti.