Anayasa Mahkemesi (AYM), Gezi Parkı eylemleri sırasında İstanbul'da işe giderken polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Selçuk Yıldız'ın başvurusunda devleti 540 bin lira tazminat ödemeye mahkum etti. Karar, güvenlik güçlerinin müdahalesinde orantısız güç kullanımı nedeniyle devletin sorumluluğunu tespit etmesi açısından emsal niteliği taşıyor.
Olayın geçmişi ve başvuru süreci
2013 yılında gerçekleşen Gezi Parkı eylemleri sırasında Selçuk Yıldız, işine gitmek üzereyken polisin attığı gaz fişeğinin gözüne isabet etmesiyle ağır yaralandı. Sol gözünü kaybeden Yıldız, uzun süren tedavi sürecinin ardından devlete karşı tazminat davası açtı. Yerel mahkemelerden sonuç alamayan Yıldız, 2017'de Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, yaşam hakkının, işkence ve kötü muamele yasağının yanı sıra etkili başvuru hakkının da ihlal edildiği öne sürüldü.
AYM, başvuruyu inceledikten sonra 2019'da ihlal kararı verdi. Kararda, polisin gaz fişeğini doğrudan kişiye yönelik ateşlemesinin orantısız güç kullanımı olduğu ve devletin bu eylemden sorumlu olduğu belirtildi. Mahkeme, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için tazminat ödenmesine hükmetti. Tazminat miktarı, taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucunda 540 bin lira olarak belirlendi.
AYM kararının gerekçesi ve hukuki önemi
AYM'nin kararında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanıldığı sırada güvenlik güçlerinin müdahalesinin kanuni dayanağının ve orantılılığının titizlikle değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Mahkeme, gaz fişeğinin doğrudan ateşlenmesinin hayati tehlike oluşturduğunu ve bu tür silahların kullanımının ancak çok istisnai durumlarda meşru olabileceğini belirtti. Olayda, Yıldız'ın eylemlere katılmadığı, sadece işine gittiği sırada rastgele atılan bir fişekle yaralandığı tespit edildi.
Karar, devletin güvenlik güçlerinin eylemlerinden doğan zararları tazmin etme yükümlülüğünü bir kez daha ortaya koydu. AYM, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ve maddi-manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Ayrıca, etkili başvuru hakkının da ihlal edildiği, çünkü yerel mahkemelerin olayın faillerini tespit etmede ve tazminat yolunu etkin bir şekilde işletmede başarısız olduğu kaydedildi.
Gezi Parkı eylemleri ve sonrası
Gezi Parkı eylemleri, Mayıs 2013'te İstanbul Taksim'deki Gezi Parkı'nın yıkılması planına karşı başlayan ve kısa sürede Türkiye geneline yayılan bir protesto dalgasıydı. Eylemler sırasında polisin sert müdahalesi sonucu binlerce kişi yaralandı, onlarca kişi hayatını kaybetti. O dönemde gaz fişeği, biber gazı ve tazyikli su gibi müdahale araçları yoğun şekilde kullanıldı. Selçuk Yıldız da bu müdahaleler sonucu gözünü kaybeden mağdurlardan biriydi.
Yıllar boyunca Gezi Parkı mağdurları için çeşitli davalar açıldı, ancak çoğu zaman aleyhte sonuçlandı. AYM'nin bu kararı, benzer durumdaki diğer mağdurlar için de umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Karar, güvenlik güçlerinin eylemlerinde orantılılık ilkesine uyması gerektiğini ve devletin sorumluluğunu kabul etmesi gerektiğini gösteriyor.
Tazminatın hukuki ve toplumsal yansımaları
540 bin liralık tazminat, maddi ve manevi zararların karşılığı olarak belirlendi. Yıldız'ın tedavi masrafları, iş gücü kaybı ve yaşadığı acılar göz önünde bulunduruldu. AYM kararları, Türkiye'de bireysel başvuru mekanizmasının etkinliğini göstermesi açısından önemli. Ancak, tazminat ödemeleri devletin ilgili kurumları tarafından yapılacak. Karar, aynı zamanda güvenlik güçlerinin eğitimi ve denetimi konusunda da tartışmaları beraberinde getirebilir.
Hukukçular, bu kararın benzer başvurular için emsal teşkil edebileceğini, ancak her olayın kendi koşullarında değerlendirileceğini belirtiyor. AYM'nin ihlal kararı, sadece tazminat ödenmesini değil, aynı zamanda ihlalin tekrarlanmaması için gerekli önlemlerin alınmasını da gerektiriyor. Bu kapsamda, güvenlik güçlerine yönelik insan hakları eğitimlerinin artırılması ve müdahale yöntemlerinin gözden geçirilmesi öneriliyor.
Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, Gezi Parkı eylemleri sırasında yaşanan hak ihlallerine ilişkin önemli bir adım olarak kayda geçti. Devletin tazminat ödemeye mahkum edilmesi, mağdurların hak arama mücadelesinde bir kazanım olarak görülüyor. Ancak, benzer olayların önlenmesi için daha kapsamlı reformların yapılması gerektiği de açık. Karar, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı bağlamında da tartışılacak gibi görünüyor.