Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP'li bir belediye başkanının eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a yönelik "128 milyar dolar" iddiasıyla ilgili tazminat davasında verilen kararı onadı. Yerel mahkeme, istinaf ve AYM aşamalarından geçen süreçte, iddianın somut delillerle kanıtlanamadığı ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı sonucuna varıldı. Böylece yıllardır kamuoyunda tartışılan "128 milyar dolar" algısı yargı kararıyla çürümüş oldu.
Yargı süreci ve gerekçeli karar
Dava, 2020 yılında CHP'li belediye başkanının sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla başladı. Başkan, Berat Albayrak'ın "128 milyar doları buharlaştırdığı" yönünde ifadeler kullandı. Bunun üzerine Albayrak, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle tazminat davası açtı. İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi, iddianın ispatlanamadığını belirterek CHP'li başkanı tazminata mahkum etti. Kararda, kamu yararı ve eleştiri sınırları içinde kalmayan, doğrudan onur kırıcı nitelikteki ifadelerin hukuka aykırı olduğu vurgulandı. CHP'li başkanın avukatları kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkeme kararını usul ve esas yönünden hukuka uygun bularak temyiz talebini reddetti. Ardından bireysel başvuru yoluyla AYM'ye götürülen dava, Yüksek Mahkeme tarafından da reddedildi. AYM, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğuna hükmederek tazminat kararının kesinleşmesini sağladı.
128 milyar dolar iddiası ve siyasi tartışmalar
Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde (2018-2020) Merkez Bankası rezervlerindeki 128 milyar dolarlık azalma, CHP tarafından sıkça gündeme getirilmiş ve Albayrak'ın istifasına yol açmıştı. Ancak hükümet yetkilileri, bu rakamın yanlış hesaplandığını, swap anlaşmaları ve altın rezervlerindeki hareketlerin dikkate alınması gerektiğini savunmuştu. Dönemin Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal ve TCMB'nin yayımladığı raporlar, rezervlerdeki düşüşün büyük ölçüde kur korumalı mevduat ve swap işlemlerinden kaynaklandığını ortaya koymuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Partili yetkililer, 128 milyar dolar iddiasını "siyasi algı operasyonu" olarak nitelendirmişti. Yargı kararı, bu algının hukuk önünde de çöktüğünü gösteriyor.
Değerlendirme ve bağlam
AYM'nin bu kararı, ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki dengenin hukuk çerçevesinde çizildiğini gösteriyor. Kamuoyunu ilgilendiren konularda bile olsa, somut dayanağı olmayan ağır ithamların hukuki sonuçları olabileceği bir kez daha ortaya kondu. Siyasi polemiklerin sıkça yaşandığı Türkiye'de, bu tür davaların emsal teşkil etmesi bekleniyor. Karar, aynı zamanda Merkez Bankası rezervleriyle ilgili tartışmaları da hukuki zemine taşımış oldu.