Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, bireysel başvuru sistemine ilişkin çarpıcı verileri kamuoyuyla paylaştı. Özkaya, 2013 yılından bugüne kadar toplam 756 bin 726 bireysel başvuru yapıldığını, bu başvurular sonucunda verilen 86 bin 849 ihlal kararının yüzde 99,9'unun uygulandığını bildirdi. AYM Başkanı, yargı camiasının ve hak arayan vatandaşların yakından takip ettiği bu açıklamayı, mahkemenin yıllık faaliyet değerlendirmesi kapsamında yaptı.
Bireysel Başvuruda Uygulama Oranı Yüzde 99,9
Özkaya'nın verdiği bilgilere göre, AYM'nin bireysel başvuru mekanizması 2012'de Anayasa'ya eklenen geçici maddeyle hayata geçirildi ve ilk başvurular 23 Eylül 2012'den itibaren alınmaya başlandı. 2013'ten itibaren fiilen işleyen sistemde bugüne dek 756 bin 726 başvuru kaydedildi. Bunlardan 86 bin 849'u ihlal kararıyla sonuçlandı. Özkaya, ihlal kararlarının yerine getirilme oranının yüzde 99,9 olduğunu vurgulayarak, kararların uygulanmaması durumunda yeni bir ihlal başvurusu yapılabileceğini hatırlattı.
Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kararları, idari ve yargısal makamlar için bağlayıcı nitelik taşıyor. İhlal tespiti halinde, ihlalin ortadan kaldırılması ve sonuçlarının giderilmesi için ilgili mercilere talimat veriliyor. Özkaya, uygulama oranının yüksekliğinin Türkiye'de hukuk devleti ilkesinin işlerliği açısından önemli bir gösterge olduğunu ifade etti.
Başvuru Sayısındaki Artış ve Yapısal Sorunlar
Bireysel başvuru sayısındaki yıllara göre dalgalanmalar dikkat çekiyor. 2013'te 24 bin civarında olan başvuru sayısı, 2016 sonrasında hızla artarak 2018'de 60 bini aştı. 2020'de pandemi koşullarına rağmen 60 binin üzerinde başvuru alındı. 2021 ve 2022'de ise rekor seviyelere ulaşarak yıllık 100 bin sınırına dayandı. Bu artışta, uzun tutukluluk süreleri, adil yargılanma hakkı ihlalleri, ifade özgürlüğü ve mülkiyet hakkı ihlalleri öne çıkan başlıklar oldu.
Özkaya, AYM'nin artan iş yükünü yönetmek için içtihat birleştirme ve pilot karar uygulamalarını genişlettiğini belirtti. Özellikle yapısal sorunlardan kaynaklanan ihlallerde pilot karar yöntemiyle benzer başvuruların toplu şekilde çözüme kavuşturulduğunu söyledi. Ancak başvuru sayısındaki sürekli artış, mahkemenin karar sürelerini uzatabiliyor. Özkaya, bu noktada alt derece mahkemelerinin içtihatlara uyumunun kritik olduğunu vurguladı.
İhlal Kararlarının Uygulanması ve Hukuk Devleti
Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca AYM kararları kesin ve bağlayıcıdır. Bireysel başvuru kararlarının uygulanması, yasama, yürütme ve yargı organları için anayasal bir yükümlülüktür. Özkaya, ihlal kararlarının yüzde 99,9 oranında uygulandığını açıklarken, istisnai durumlarda kararın gereğinin yerine getirilmemesi halinde ilgililerin yeniden başvuru hakkının saklı olduğunu belirtti. Bu oran, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önündeki dosya sayısını da dolaylı olarak etkiliyor. AİHM, iç hukuk yollarının tüketilmesi şartı çerçevesinde AYM'ye başvuruyu zorunlu kılıyor.
Öte yandan, bazı uluslararası kuruluşlar ve hukuk çevreleri, AYM kararlarının uygulanmasındaki gecikmelere ve bazı davalarda kararların etkisiz kaldığına dair eleştirilerini zaman zaman dile getiriyor. Özkaya'nın verdiği yüzde 99,9'luk uygulama oranı, bu eleştirilerin aksine güçlü bir tablo ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar, uygulama oranının yanı sıra kararların niteliği ve makul sürede yerine getirilmesinin de önem taşıdığını belirtiyor.
AYM'nin Gelecek Perspektifi
Kadir Özkaya, AYM'nin dijital dönüşüm projeleriyle başvuru süreçlerini hızlandırmayı hedeflediğini söyledi. Elektronik tebligat ve çevrimiçi başvuru sistemlerinin yaygınlaştırılmasıyla bürokrasinin azaltılması planlanıyor. Ayrıca, bireysel başvuruya ilişkin farkındalığın artırılması için barolar ve üniversitelerle iş birliği yapılacağı belirtildi. Özkaya, Anayasa Mahkemesi'nin temel hak ve özgürlüklerin korunmasında son kale olduğunu ve bu sorumluluğun bilinciyle çalıştıklarını ifade etti.
Bireysel başvuru sistemi, Türkiye'de temel hak ihlallerine karşı etkili bir iç hukuk yolu olarak işlev görüyor. 2013'ten bu yana geçen 14 yılda 756 bin 726 başvuru, vatandaşların hak arama bilincinin arttığını gösteriyor. Ancak başvuru sayısındaki yükseklik, aynı zamanda yapısal sorunların sürdüğüne işaret ediyor. İhlal kararlarının yüzde 99,9 oranında uygulanması olumlu bir gösterge olsa da, ihlallerin ortaya çıkmasını önleyecek yasal ve idari reformların hayata geçirilmesi, AYM'nin iş yükünü hafifletecek ve hak ihlallerini baştan engelleyecektir. Hukuk devleti ilkesinin güçlenmesi, yalnızca kararların uygulanmasıyla değil, ihlal üreten koşulların ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacaktır.