İzmir'in Karabağlar ilçesinde 4'üncü kattaki evlerinin balkonundan düşerek ağır yaralanan Aylin Güler'in davasında çarpıcı bir suçlama ortaya atıldı. Olayın ardından tutuklanan eşi, mahkemede "intihar etti" savunması yaparken, Aylin Güler ise eşinin kendisini bacaklarından tutup balkondan aşağı attığını iddia etti.
Olayın Geçmişi
İddiaya göre, geçtiğimiz aylarda Karabağlar'da meydana gelen olayda Aylin Güler, 4'üncü kattaki evlerinin balkonundan beton zemine düşerek ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Güler, uzun süre yoğun bakımda tedavi gördü. Olayın hemen ardından gözaltına alınan eşi, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede, sanık kocanın "kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan yargılanması talep edildi. İddianamede, sanığın eşiyle tartıştığı ve ardından onu balkondan ittiği yönünde deliller bulunduğu belirtildi.
Mahkemedeki Çelişkili İfadeler
Davanın görüldüğü İzmir Adliyesi'nde duruşma salonunda tansiyon yükseldi. Tutuklu sanık koca, savunmasında olay günü eşiyle aralarında bir tartışma yaşandığını, ancak kendisinin eşini itmediğini öne sürdü. Sanık, "Eşim sinir krizi geçirdi ve kendini balkondan attı. Ben engellemeye çalıştım ama başaramadım" dedi.
Olayda ağır yaralanan ve tedavisinin ardından duruşmaya katılan Aylin Güler ise sanığın savunmasını kabul etmedi. Güler, mahkemede verdiği ifadede, "Eşim beni bacaklarımdan tutup balkondan aşağı attı. Kendimi savunmaya çalıştım ama gücüm yetmedi. Ben intihar etmedim, beni o attı" diyerek gözyaşı döktü.
Güler'in avukatı, müvekkilinin beyanlarının hayati tehlikeyi atlattıktan sonra alındığını ve tutarlı olduğunu vurguladı. Avukat, sanığın olaydan sonra herhangi bir yardım çağrısında bulunmadığını ve ifadesini değiştirdiğini belirterek, sanığın cezalandırılmasını talep etti.
Tanık İfadeleri ve Deliller
Duruşmada dinlenen tanıklar, olay anında yüksek sesle tartışma duyduklarını, ardından bir kadının çığlık attığını ve beton zemine düştüğünü söyledi. Komşular, sanığın olaydan sonra panik halinde olduğunu ve "kendini attı" diye bağırdığını ifade etti.
Olay yeri inceleme ekiplerinin raporunda, balkon korkuluklarında herhangi bir zorlama izine rastlanmadığı, ancak Güler'in tırnaklarında sanığın derisine ait DNA örnekleri bulunduğu belirtildi. Ayrıca, Güler'in vücudunda düşme dışında travmalar tespit edildiği öğrenildi.
Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Aylin Güler'in avukatı, dosyanın aydınlatılması için olay gününe ait güvenlik kamerası görüntülerinin incelenmesini talep etti.
Kadına Yönelik Şiddette Hukuki Süreç
Türkiye'de kadına yönelik şiddet vakalarında yargı süreci, delil yetersizliği veya sanığın iyi hal indirimi gibi nedenlerle sıkça tartışma konusu oluyor. Bu davada da sanığın "intihar" savunması, mağdurun ise "atıldım" iddiası, olayın aydınlatılması için çelişkili ifadelerin mahkemece titizlikle değerlendirilmesini gerektiriyor.
Uzmanlar, balkondan düşme vakalarında olayın intihar mı yoksa itilme mi olduğunun belirlenmesi için adli tıp ve olay yeri incelemesinin yanı sıra tanık beyanlarının da kritik olduğunu belirtiyor. Ayrıca, kadın cinayetleri ve şiddet davalarında faillerin sıklıkla "intihar etti" veya "kaza oldu" gibi savunmalar geliştirdiği biliniyor. Bu tür davalarda mağdurun hayatta kalması, gerçeğin ortaya çıkması açısından büyük önem taşıyor.
Aylin Güler'in davası, hem ailesi hem de kadın hakları savunucuları tarafından yakından takip ediliyor. Duruşma sonrası açıklama yapan aile üyeleri, adaletin yerini bulmasını ve sanığın en ağır cezayı almasını istediklerini söyledi.
Sonuç ve Beklentiler
İzmir'de görülen dava, kadına yönelik şiddetin ne boyutlara ulaşabileceğini gözler önüne seriyor. Aylin Güler'in yaşadığı travma ve adalet arayışı, toplumda infial yarattı. Mahkemenin vereceği karar, benzer olaylarda caydırıcılık açısından emsal teşkil edebilir. Önümüzdeki duruşmalarda sanığın savunması ile mağdurun iddiaları arasındaki çelişkinin nasıl giderileceği ve mahkemenin hangi delillere itibar edeceği merakla bekleniyor.