Aydın'ın Kuyucak ilçesindeki ormanlık alanda iki yeni jeotermal arama kuyusu açılması için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatıldı. Devlet Su İşleri (DSİ), köylülerin kullandığı su kaynaklarının zarar görmesi halinde şirketin tazminat ödemesi ya da alternatif su kaynağı sağlamasını şart koşarken, bu görüşün kamuya açık belgelerde yayımlanmaması dikkat çekti. Konu, yöre halkı ve çevre örgütleri arasında tedirginlik yaratırken, orman ekosisteminin korunması ile enerji yatırımları arasındaki gerilim yeniden gündeme geldi.
Sürecin Perde Arkası
Kuyucak'a bağlı kırsal alanda faaliyet göstermek isteyen bir enerji şirketi, ormanlık bölgede iki ayrı noktada jeotermal arama sondajı yapmak için ÇED başvurusunda bulundu. Proje kapsamında açılacak kuyuların derinliği ve kullanılacak teknolojiye ilişkin detaylar ÇED dosyasında yer alırken, DSİ'nin verdiği görüşte önemli uyarılar bulunuyor. Kurum, bölgedeki yeraltı su kaynaklarının köylülerin içme ve tarımsal sulama ihtiyacını karşıladığını, jeotermal sondaj sırasında bu kaynakların kirlenme veya azalma riski taşıdığını belirtti. Bu nedenle, olası bir zarar durumunda şirketin tazminat ödemesi veya aynı kapasitede alternatif su kaynağı sağlaması gerektiğini ifade etti.
Ancak ÇED sürecinin kamuoyuna açık belgelerinde bu görüşün tam metninin yer almadığı, yalnızca özet bir ifadenin bulunduğu öğrenildi. Bu durum, şeffaflık ilkesi gereği eleştirilere yol açarken, yerel halk projenin çevresel etkileri konusunda yeterince bilgilendirilmediğini düşünüyor. Konuyla ilgili konuşan Kuyucaklı bir çiftçi, "Derelerimiz kuruyor, meralarımız yok oluyor. Bu kuyular açılırsa suyumuz tamamen kesilebilir. DSİ'nin uyarıları gizleniyor, bize sadece 'bir şey olmaz' deniyor" şeklinde tepki gösterdi.
Orman ve Jeotermal Kıskacı
Bölge, ekolojik açıdan zengin bir orman dokusuna sahip. Çam ve meşe ağaçlarının yanı sıra birçok endemik bitki türüne ev sahipliği yapan alan, aynı zamanda yaban hayatına da korunak sağlıyor. Uzmanlar, jeotermal sondaj sırasında kullanılacak ağır makinelerin orman tabanını tahrip edebileceği, kimyasal maddelerin toprağa sızabileceği ve yüksek ısıdaki suyun çevredeki bitki örtüsüne zarar verebileceği konusunda uyarıyor. Aydın, Türkiye'nin jeotermal enerji potansiyeli en yüksek illerinden biri; ancak bu potansiyelin kullanımı sırasında doğanın korunması için hassas bir denge kurulması gerektiği vurgulanıyor.
Çevre mühendisi Dr. Selin Yılmaz, "Jeotermal tesisler, doğru yapılmazsa hem su kaynaklarını hem de ekosistemi onarılamaz şekilde etkileyebilir. DSİ'nin şartları aslında bu riskin somut bir kanıtı. Bu şartların kamuoyuyla paylaşılmaması, sürecin şeffaf işlemediği izlenimi veriyor" dedi.
Öte yandan Türkiye'nin enerji ihtiyacı ve yenilenebilir kaynaklara yönelim, jeotermal yatırımlarını cazip kılıyor. Ancak bu tür projelerin yerel halkın yaşam alanlarını tehdit etmemesi, ormanların ve su kaynaklarının geleceği açısından kritik önem taşıyor. ÇED sürecinin sonunda yetkililerin DSİ görüşünü dikkate alıp alternatif proje seçeneklerini değerlendirmesi bekleniyor. Bölge halkı ise bu süreçte kendilerini ifade edebilmek için hukuki mücadele başlatmayı planlıyor.
Sonuç olarak, Kuyucak'taki jeotermal sondaj girişimi, enerji üretimi ile doğal yaşam alanlarının korunması arasındaki gerilimin somut bir örneğini oluşturuyor. Yetkililerin, şeffaf bir süreç yürüterek tüm paydaşların görüşünü alması ve çevresel riskleri minimize eden bir yaklaşım benimsemesi, hem bölge halkının hem de Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından önemli görünüyor.