Aydın 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) ihalelerine ilişkin açılan davada, CHP’den AKP’ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu hakkındaki tüm suçlamaları beraatle sonuçlandırdı. Davada tek dosyada birleştirilen iddialar, mahkeme tarafından reddedilirken, Çerçioğlu’nun hukuki süreçte temize çıkması siyasi kulislerde yankı buldu.
Dava Sürecinde Neler Yaşandı?
ASKİ ihaleleri kapsamında başlatılan soruşturma, 2019-2023 yılları arasında bazı ihale süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına dayanıyordu. Çerçioğlu’nun belediye başkanı olarak ihale süreçlerinde etkili olduğu ve kamu zararına yol açtığı öne sürülmüştü. Soruşturma kapsamında belediye bünyesindeki bazı bürokratlar hakkında da işlem yapılmıştı. Ancak mahkeme, delil yetersizliği ve fiilin suç unsuru taşımadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi.
Çerçioğlu’nun Siyasi Pozisyonu
Özlem Çerçioğlu, uzun yıllar CHP saflarında siyaset yaptıktan sonra 2023 yılında partisinden istifa ederek AKP’ye katılmıştı. Bu geçiş, siyasi çevrelerde tartışmalara neden olmuş ve Çerçioğlu’nun “iktidar tarafına geçtiği” yorumları yapılmıştı. Beraat kararının, bu siyasi hamlenin ardından gelmesi dikkat çekti. Muhalefet kanadı kararı eleştirirken, AKP cephesi “hukukun doğru işlediği” vurgusu yaptı.
Mahkeme Kararının Gerekçesi
Mahkeme heyeti, kararında, iddiaların soyut kaldığını ve somut delillerle desteklenmediğini belirtti. İhale süreçlerinde herhangi bir kişisel çıkar veya kamu zararı tespit edilemediği ifade edilirken, Çerçioğlu’nun eylemlerinin suç tanımına uymadığına hükmedildi. Karar, taraflara tebliğ edildikten sonra temyiz yolu açık olacak.
Beraatin Siyasi Yansımaları
Karar, siyasi partiler arasında kutuplaşmayı artırdı. CHP sözcüleri, “hukuk adına leke” olarak nitelerken, AKP milletvekilleri “yargı bağımsızlığının zaferi” yorumunu yaptı. Uzmanlar, davanın sembolik önemine dikkat çekerek, belediye ihalelerinde şeffaflık tartışmalarının süreceğini belirtiyor.
Bağımsız Değerlendirme
Özlem Çerçioğlu’nun beraatı, belediye başkanlarının ihale süreçlerindeki sorumluluğuna ilişkin yargı yorumunu da ortaya koyuyor. Özellikle siyasi parti değişikliklerinin yargı süreçlerine etkisi bağlamında tartışma yaratacak bu karar, benzer davalarda emsal teşkil edebilir. Ancak hukuki süreçlerin bağımsızlığı ve delil değerlendirmesi, kamuoyunda tatmin edici bir açıklama bulmayı zorlaştırıyor.