Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ayasofya-i Kebir Camii'nde Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyon çalışmalarını sürdürüyor. Ana kubbe restorasyonunda yeni bir döneme girilirken, caminin özgün dokusunun korunması ve tarihi yapının gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması hedefleniyor. 2020 yılında yeniden ibadete açılan Ayasofya, 6 yılda milyonlarca ziyaretçiyi ağırladı.
Restorasyon çalışmaları hız kesmeden devam ediyor
Vakıflar Genel Müdürlüğü ekipleri, caminin ana kubbesinde ve minarelerinde kapsamlı onarım ve güçlendirme çalışmaları yürütüyor. Çalışmalarda, caminin Bizans ve Osmanlı dönemlerinden kalma orijinal malzemeleri kullanılıyor. Uzman restoratörler, kubbenin taşıyıcı sistemini analiz ederek, depreme karşı dayanıklılığı artırmak için özel enjeksiyon teknikleri uyguluyor. Aynı zamanda kubbenin kurşun kaplamaları yenileniyor ve süslemeler titizlikle temizleniyor.
Tarihi dokuya saygılı restorasyon
Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileri, restorasyonun temel prensibinin "özgün dokuya müdahale etmeden onarmak" olduğunu vurguluyor. Tüm çalışmalar, uluslararası restorasyon standartlarına uygun olarak yürütülüyor. Ayrıca, Ayasofya'nın hem cami hem de anıt müze kimliğini yansıtan ögelerin korunmasına özen gösteriliyor. Ziyaretçi güvenliği için inşaat alanı özel filelerle kapatılmış durumda.
Ayasofya-i Kebir Camii, 2020'de ibadete açıldığı günden bu yana, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin uğrak noktası oldu. 6. yılında da yoğun ilgi gören cami, restorasyon çalışmalarına rağmen ziyarete açık tutuluyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü, caminin turizm potansiyelini artırmak için çevre düzenleme ve tanıtım faaliyetlerine de ağırlık veriyor.
Kültürel mirasın geleceği
Ayasofya, sadece Türkiye için değil, dünya kültür mirası açısından da büyük önem taşıyan bir yapı. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan cami, farklı medeniyetlerin izlerini taşıyor. Bu nedenle restorasyon çalışmaları titizlikle sürdürülüyor. Uzmanlar, caminin özgün dokusunun korunmasının kültür turizmi açısından da kritik olduğunu belirtiyor. Ayasofya'nın restorasyonu, aynı zamanda Türkiye'nin kültürel miras alanındaki duyarlılığının bir göstergesi.