Türkiye'de 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde siyasi davalarda yargılananların savunmanlığını üstlenen avukat Alp Selek, 95 yaşında hayatını kaybetti. Selek'in vefatı, Türkiye Barolar Birliği tarafından duyuruldu. Uzun süredir yaşlılığa bağlı sağlık sorunları yaşayan Selek, İstanbul'daki evinde hayata gözlerini yumdu. Türkiye hukuk tarihine adını yazdıran Selek, özellikle askeri darbeler sonrası görülen siyasi davalardaki savunmalarıyla tanınıyordu.
12 Mart ve 12 Eylül Dönemlerinin Savunma Avukatı
Alp Selek, 1971'de ilan edilen 12 Mart Muhtırası'nın ardından sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanan birçok siyasi figürün avukatlığını yaptı. Dönemin öğrenci liderleri, gazeteciler ve siyasetçileri, Selek'in savunmalarıyla haklarını aradı. 1980 askeri darbesi sonrası kurulan askeri mahkemelerde de benzer görevler üstlendi. Selek, bu davalarda savunma hakkının kullanılması ve işkence iddialarının gündeme getirilmesi konusunda kararlı tutumuyla biliniyordu. Özellikle 12 Eylül sonrası tutuklu sanıkların aileleriyle yakından ilgilendi, birçok davanın uluslararası platformlara taşınmasında rol oynadı.
Selek'in savunmanlığını yaptığı davalar arasında, dönemin önde gelen aydınlarının yargılandığı davalar da bulunuyor. Bu davalarda sık sık mahkeme heyetiyle tartışmalara giren Selek, savunma hakkının sınırlandırılmasına karşı çıktı. Meslek hayatı boyunca birçok kez tutuklanma ve yargılanma tehdidiyle karşılaştı ancak hiçbir zaman savunmanlık görevinden vazgeçmedi.
Türkiye Hukuk Tarihindeki Yeri ve Mirası
Alp Selek, 1928 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra 1950'li yıllarda avukatlığa başladı. Kısa sürede siyasi davalara odaklanan Selek, adını 1960'lı yıllardan itibaren duyurmaya başladı. 12 Mart ve 12 Eylül dönemlerinde üstlendiği savunmalarla geniş kesimlerin takdirini kazandı. Türkiye Barolar Birliği, Selek'in vefatıyla ilgili yayımladığı başsağlığı mesajında, "Türkiye'nin vicdanını temsil eden bir hukuk insanını kaybettik" ifadelerine yer verdi.
Selek, sadece avukatlıkla sınırlı kalmayıp insan hakları alanında da çeşitli sivil toplum kuruluşlarında aktif rol aldı. Uluslararası hukuk çevrelerinde de saygın bir yere sahipti. Avrupa'daki insan hakları örgütleriyle işbirliği yaparak Türkiye'deki siyasi tutukluların durumunu uluslararası kamuoyuna taşıdı. Bu çabaları nedeniyle zaman zaman hedef alındı, ancak mesleki etiğinden ödün vermedi.
Meslektaşları, Selek'in adil yargılanma hakkı konusundaki hassasiyetini ve genç avukatlara mentorluk yapma konusundaki istekliliğini vurguluyor. Türkiye'de birçok avukat, onun açtığı yolda ilerlediğini belirtiyor. Selek'in vefatı, Türkiye'de hukuk ve siyaset çevrelerinde derin üzüntüyle karşılandı. Cenazesinin önümüzdeki günlerde İstanbul'da toprağa verilmesi bekleniyor.
Alp Selek'in hayatı, Türkiye'nin yakın siyasi tarihine tanıklık eden bir hukuk mücadelesi olarak anılacak. 12 Mart ve 12 Eylül gibi zor dönemlerde savunma hakkını cesaretle savunması, onu Türkiye hukuk tarihinde önemli bir figür haline getirdi. Selek, meslek hayatı boyunca binlerce davaya baktı ve sayısız insanın hak arayışına katkı sağladı. Onun bıraktığı miras, adil yargılanma ve insan hakları konusunda mücadele eden yeni nesil hukukçulara ilham vermeye devam edecek.