İstanbul’un Üsküdar ilçesinde aylardır devam eden belediye operasyonları, siyasi arenada yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. “Atı ç-alan Üsküdar’ı geçebilecek mi?” sorusu, özellikle yerel seçimlere giden süreçte kulislerde en çok konuşulan konulardan biri haline geldi. Belediye başkanının görevden alınması ve yerine kayyum atanmasıyla başlayan süreç, Üsküdar’ın siyasi geleceğini belirsizliğe sürükledi. Peki, bu operasyonların ardında yatan gerçek ne? Atı ç-alan tabiriyle anılan siyasi hamle, Üsküdar’ı geçebilecek mi?
Operasyonların Arka Planı
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik operasyonlar, ilk olarak geçtiğimiz yılın sonlarında başladı. İddialara göre, belediye içinde yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığı yönünde ciddi bulgular elde edildi. İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında birçok belediye çalışanı gözaltına alındı, bazıları tutuklandı. Belediye başkanı ise “terör örgütlerine yardım ve yataklık” suçlamasıyla görevden uzaklaştırıldı. Bu gelişmeler, Üsküdar’da siyasi dengeleri alt üst etti.
Operasyonların sadece Üsküdar’la sınırlı kalmayıp diğer ilçelere de sıçrayabileceği konuşuluyor. Ancak asıl merak edilen, bu sürecin Üsküdar’daki seçmen davranışını nasıl etkileyeceği. “Atı ç-alan” ifadesi, aslında bir siyasi satranç hamlesini simgeliyor: Bir tarafta iktidarın belediyeyi ele geçirme çabası, diğer tarafta muhalefetin bu hamleye karşı direnişi.
Üsküdar’ın Siyasi Önemi
Üsküdar, İstanbul’un en kalabalık ilçelerinden biri olmasının yanı sıra, muhafazakâr seçmenin yoğun olduğu bir bölge. Yıllardır AK Parti’nin kalesi olarak bilinen Üsküdar, son yerel seçimlerde de bu özelliğini korudu. Ancak belediye operasyonları, bu kalede çatlaklar oluşmasına neden olabilir. Muhalefet partileri, operasyonları “siyasi intikam” olarak nitelendirerek seçmen nezdinde mağduriyet algısı oluşturmaya çalışıyor. İktidar kanadı ise operasyonların tamamen hukuki olduğunu ve yolsuzlukla mücadele kapsamında yapıldığını savunuyor.
Siyaset bilimcilere göre, Üsküdar’daki seçmen profili, bu tür operasyonlara karşı duyarlı. Seçmenin bir kısmı “devlet malını koruma” refleksiyle hareket ederken, bir kısmı da “siyasi baskı” algısıyla muhalefete yönelebilir. Bu durum, 2024 yerel seçimlerinde Üsküdar’ın rengini belirleyecek.
Atı Ç-alan Hamlesi Nedir?
“Atı ç-alan” tabiri, satrançta atın çapraz hareketini andıran bir siyasi manevrayı ifade ediyor. İddiaya göre, iktidar bloku, Üsküdar’da belediye başkanını devre dışı bırakarak hem muhalefeti zayıflatmayı hem de ilçedeki yönetimi doğrudan kontrol altına almayı hedefliyor. Ancak bu hamle, beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Muhalefet, “Atı ç-alan Üsküdar’ı geçemez” diyerek karşı hamle geliştirmeye çalışıyor. Sokaklarda ise halkın tepkisi merak konusu. Kimi vatandaşlar operasyonları desteklerken, kimileri “artık yeter” diyerek tepkisini dile getiriyor.
Öte yandan, Üsküdar’daki operasyonların arkasında ekonomik nedenler de olabilir. İlçede büyük çaplı imar projeleri ve ihale süreçleri bulunuyor. Bu projelerin kimin kontrolüne geçeceği, siyasi mücadelenin önemli bir parçası. “Atı ç-alan” hamlesi, aslında bu kaynakları ele geçirme çabası olarak da yorumlanıyor.
Seçmen Ne Düşünüyor?
Üsküdar’da yaptığımız saha gözlemlerinde, seçmenin kafasının karışık olduğunu gördük. Bir yanda “yolsuzluk varsa hesap sorulmalı” diyenler, diğer yanda “bu iş siyasi” diyenler var. Özellikle genç seçmen, operasyonları “eski siyasetin oyunu” olarak görüyor ve değişim istiyor. Kadın seçmenler ise daha çok hizmet odaklı düşünüyor; belediyenin hizmetlerinin aksamamasını istiyor.
Muhalefet partileri, Üsküdar’da “mağduriyet” söylemini öne çıkararak seçmeni mobilize etmeye çalışıyor. İktidar ise “istikrar” ve “hizmet” vurgusu yapıyor. Bu iki söylem arasındaki rekabet, seçim sonuçlarını doğrudan etkileyecek.
Sonuç: Üsküdar’ı Geçmek Mümkün mü?
“Atı ç-alan Üsküdar’ı geçebilecek mi?” sorusunun yanıtı, birkaç faktöre bağlı. Birincisi, operasyonların hukuki süreci nasıl sonuçlanacak? Eğer yolsuzluk iddiaları kanıtlanırsa, iktidarın eli güçlenir. Aksi halde, muhalefetin “siyasi operasyon” söylemi daha fazla yankı bulur. İkincisi, ekonomik koşullar. Yüksek enflasyon ve geçim sıkıntısı, seçmenin kararında belirleyici olacak. Üçüncüsü, muhalefetin birlik beraberlik içinde hareket edip edemeyeceği. Üsküdar’da muhalefet partileri ortak aday çıkarırsa, iktidarın işi zorlaşır.
Sonuç olarak, Üsküdar’daki bu siyasi satranç, sadece yerel değil, ulusal siyaseti de etkileyecek bir nitelik taşıyor. Atı ç-alan hamlesi, eğer doğru hamle yapılmazsa, Üsküdar’ı geçmek bir yana, bumerang etkisi yaratabilir. Önümüzdeki günlerde belediye meclisindeki oylamalar ve sokak protestoları, bu mücadelenin seyrini belirleyecek. Üsküdar, Türkiye’nin siyasi geleceği için bir turnusol kâğıdı işlevi görecek.