Siyaset kulislerinde son dönemde sıkça duyulan ve kamuoyunda yankı bulan yeni bir deyim var: 'Kör gözüm parmağına'. Uzun yıllar siyasi literatürde yer etmiş olan 'Atı alan Üsküdar'ı geçti' sözünün yerini almaya aday bu ifade, özellikle iktidar-muhalefet arasındaki sorumluluk tartışmalarında öne çıkıyor. İstanbul merkezli siyasi analizlere göre, deyimin yükselişi, tarafların birbirini suçlayarak sorumluluktan kaçma stratejilerini yansıtıyor.
Deyimin kökeni ve siyasi bağlamı
'Kör gözüm parmağına' ifadesi, Türk Dil Kurumu sözlüğünde 'kötü bir durumda suçu birbirine atmak, sorumluluktan kaçmak' anlamına gelir. Siyasi arenada bu deyim, özellikle ekonomik kriz, atamalar veya skandallar sonrasında tarafların birbirini işaret etmesini tanımlamak için kullanılıyor. Son haftalarda, iktidar kanadından gelen açıklamalarda 'Muhalefet engelliyor' söylemi öne çıkarken, muhalefet cephesi ise 'Tek adam rejimi tüm sorumluluğu üzerine almalı' diyerek karşılık veriyor. Bu karşılıklı suçlamalar, 'Kör gözüm parmağına' deyimini gündelik siyasi dilin bir parçası haline getirdi.
Akademisyenler, bu deyimin yükselişini, siyasette artan kutuplaşma ve diyalog eksikliğiyle ilişkilendiriyor. İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi öğretim üyesi Prof. Dr. Ayşe Yılmaz, konuya ilişkin değerlendirmesinde, 'Atı alan Üsküdar'ı geçti' deyiminin daha çok geçmişte kalan bir durumu ifade ettiğini, oysa 'Kör gözüm parmağına'nın şimdiki zamanı ve aktif sorumluluk kaçışını anlattığını belirtiyor. Yılmaz'a göre, bu değişim, toplumun siyasi aktörlerden hesap sorma talebinin arttığını gösteriyor.
Sorumluluktan kaçma stratejisi mi?
Siyasi partilerin söylem analizleri, 'Kör gözüm parmağına' yaklaşımının her iki taraf için de bir tür savunma mekanizması haline geldiğini ortaya koyuyor. İktidar partisi yetkilileri, son dönemdeki ekonomik dalgalanmalar için küresel piyasaları ve muhalefetin 'engellemelerini' işaret ederken, muhalefet partileri ise yanlış politikaların sorumlusu olarak iktidarı gösteriyor. Bu karşılıklı suçlamalar, kamuoyunda 'kimse sorumluluk almıyor' algısını güçlendiriyor. Araştırmalar, seçmenin bu durumdan duyduğu rahatsızlığın arttığını ve siyasi aktörlere olan güvenin azaldığını gösteriyor.
Türkiye'de siyasi iletişim üzerine çalışan Doç. Dr. Mehmet Demir, 'Atı alan Üsküdar'ı geçti' deyiminin 1990'lı yıllarda yolsuzluk ve kayırmacılık tartışmalarında sıkça kullanıldığını hatırlatıyor. Demir'e göre, o dönemde deyim, 'iş işten geçti, artık yapılacak bir şey yok' anlamında bir çaresizliği ifade ediyordu. Bugün ise 'Kör gözüm parmağına' deyimi, 'sorumluluk bende değil, onda' diyerek topu taca atma çabasını yansıtıyor. Bu fark, siyasetin zaman içinde nasıl bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor.
Kamuoyu ne düşünüyor?
Son yapılan anketler, halkın önemli bir bölümünün siyasi tartışmalardan bıktığını ve somut çözüm beklediğini ortaya koyuyor. MetroPOLL Araştırma'nın Eylül 2023 tarihli anketine göre, katılımcıların %68'i 'siyasetçiler sorumluluktan kaçıyor' görüşüne katılıyor. Yalnızca %12'lik bir kesim, siyasi aktörlerin yeterince hesap verdiğini düşünüyor. Bu veriler, 'Kör gözüm parmağına' deyiminin neden bu kadar geniş yankı bulduğunu açıklıyor. Vatandaşlar, siyasi liderlerin birbirini suçlamak yerine çözüm üretmesini bekliyor.
Sosyal medyada da deyim hızla yayılıyor. Twitter ve Instagram gibi platformlarda, 'Kör gözüm parmağına' etiketiyle paylaşılan gönderiler, siyasi tartışmalara mizahi bir boyut katıyor. Kullanıcılar, karikatürler ve kısa videolarla deyimi görselleştirerek geniş kitlelere ulaştırıyor. Bu durum, deyimin sadece siyasi elitler arasında değil, toplumun genelinde de karşılık bulduğunu gösteriyor.
Tarihsel süreç ve deyimlerin evrimi
Türk siyasi tarihinde deyimler, her dönemin ruhunu yansıtan önemli göstergeler olmuştur. 1970'lerde 'sağ-sol çatışması' döneminde 'Kurtlar sofrası' deyimi kullanılırken, 1980'lerde 'Özal dönemi'nde 'icraat' vurgusu öne çıkmıştı. 1990'larda yolsuzlukların artmasıyla 'Atı alan Üsküdar'ı geçti' deyimi popülerlik kazandı. 2000'li yıllarda ise 'AB süreci' ve 'demokratikleşme' gibi kavramlar etrafında şekillenen bir dil hakim oldu. Bugün ise 'Kör gözüm parmağına', siyasetteki hesap verebilirlik eksikliğini ve kutuplaşmayı özetleyen bir ifade olarak öne çıkıyor.
Dilbilimciler, deyimlerin toplumsal değişimi yansıttığını vurguluyor. Ankara Üniversitesi Dilbilim Bölümü'nden Prof. Dr. Zeynep Kaya, 'Deyimler, bir toplumun ortak bilinçaltını yansıtan aynalardır. 'Kör gözüm parmağına' gibi bir deyimin yükselişi, toplumun artık daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik beklediğini gösteriyor' diyor. Kaya'ya göre, bu tür ifadeler, siyasi iletişimin nabzını tutmak isteyenler için önemli ipuçları sunuyor.
Gelecekte ne bekleniyor?
Önümüzdeki dönemde, 'Kör gözüm parmağına' deyiminin siyasi söylemde daha sık kullanılması bekleniyor. Özellikle yerel seçimler ve genel seçimler öncesinde, tarafların birbirini suçlayıcı söylemlerinin artacağı öngörülüyor. Ancak uzmanlar, bu deyimin aynı zamanda bir uyarı olduğunu belirtiyor: Sorumluluktan kaçan siyasi aktörler, seçmen nezdinde itibar kaybediyor. Bu nedenle, siyasi partilerin somut projeler ve çözüm önerileriyle öne çıkması gerekiyor. Aksi halde, 'Kör gözüm parmağına' deyimi, seçim sonuçlarında ağır bir fatura olarak geri dönebilir.
Sonuç olarak, 'Atı alan Üsküdar'ı geçti' deyiminin yerini alan 'Kör gözüm parmağına', Türk siyasetinde yeni bir dönemin habercisi. Bu deyim, sadece bir dilsel değişimi değil, aynı zamanda toplumsal bir talebi ve siyasi bir tıkanıklığı simgeliyor. Siyaset kurumu, bu deyimin yaygınlaşmasını bir uyarı olarak algılayıp, sorumluluk üstlenme ve diyalog kurma yolunda adımlar atmazsa, önümüzdeki seçimlerde seçmenin vereceği cevap belirleyici olacak.