Arnavutluk'ta, ABD Başkanı Donald Trump'ın kızı İvanka Trump ve damadı Jared Kushner'in İsrail bağlantılı bir proje kapsamında ülkenin güneyindeki Zvernec kenti ve Sazan Adası'nda toprak satın almak istemesi nedeniyle 30 Mayıs'ta başlayan protestolar, dün 150. gününü geride bıraktı. Gösteriler, son günlerde yeniden şiddetlenerek ülke genelinde gerginliği artırdı.
Protestoların seyri ve şiddet olayları
Başkent Tiran'ın yanı sıra Zvernec ve çevre bölgelerde düzenlenen gösterilerde, polis ile protestocular arasında zaman zaman çatışmalar yaşandı. Görgü tanıklarına göre, son haftalarda göstericilerin sayısı artarken, güvenlik güçleri de müdahalelerini sertleştirdi. Olaylarda çok sayıda kişi gözaltına alınırken, bazı protestocular yaralandı. Yetkililer, kamu düzenini korumak için ek önlemler aldıklarını belirtiyor.
Protestoların ilk günlerinde barışçıl bir şekilde başlayan eylemler, hükümetin projeye ilişkin açıklamalarının belirsizliğini koruması üzerine öfkeye dönüştü. Göstericiler, doğal ve tarihi dokunun korunması gerektiğini savunurken, bölgede yaşayan yerel halk da topraklarının yabancılara satılmasına karşı çıkıyor. Zvernec'teki balıkçılar ve çiftçiler, geçim kaynaklarının tehdit altında olduğunu dile getiriyor.
Hükümetin tutumu ve projenin arka planı
Arnavutluk hükümeti, söz konusu projenin henüz resmiyet kazanmadığını ve tüm yasal süreçlerin şeffaf bir şekilde yürütüleceğini açıkladı. Ancak muhalefet, hükümetin projeye yeşil ışık yaktığını ve kamuoyunu yeterince bilgilendirmediğini öne sürüyor. Proje kapsamında Sazan Adası'nda lüks bir turizm tesisi inşa edilmesi planlanıyor. İsrail bağlantılı bir şirketin de dahil olduğu iddia edilen yatırımın, bölgenin ekolojik dengesini bozacağı endişesi dile getiriliyor.
Sazan Adası, Arnavutluk'un en büyük adası olup, askeri bir bölge olarak biliniyordu ve uzun yıllar sivil yerleşime kapalıydı. Son dönemde turizme açılması tartışma konusu olmuştu. Zvernec ise tarihi manastırı ve doğal güzellikleriyle bilinen bir kıyı kasabası. Bölge halkı, adanın ve kentin doğal yapısının korunması için imza kampanyaları düzenlemiş, ancak talepleri karşılık bulmamıştı.
İvanka Trump ve Jared Kushner'in isimlerinin projeyle anılması, protestoların uluslararası alanda da yankı uyandırmasına neden oldu. ABD'deki siyasi çevrelerde, Trump ailesinin yabancı ülkelerdeki ticari faaliyetleri sorgulanırken, Arnavutluk'taki muhalefet de konuyu insan hakları ve çevre koruma boyutuyla gündeme taşıdı. Göstericiler, taleplerini yüksek sesle dile getirmek için sosyal medyayı etkin kullanıyor ve uluslararası kamuoyundan destek bekliyor.
Gözaltılar ve uluslararası tepkiler
Protestoların 150. gününde, başkent Tiran'da düzenlenen izinsiz gösterilere polis müdahale etti ve aralarında aktivistlerin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Uluslararası af örgütü ve insan hakları kuruluşları, Arnavutluk hükümetine çağrıda bulunarak barışçıl gösterilere saygı gösterilmesini ve gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istedi. Avrupa Birliği sözcüsü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ifade özgürlüğünün ve toplanma hakkının korunması gerektiğini vurguladı.
Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, protestoları "aşırı uçların manipülasyonu" olarak nitelendirerek, projenin ülke ekonomisine katkı sağlayacağını savundu. Ancak muhalefet partileri, hükümetin yatırımı aceleye getirdiğini ve yerel halkın görüşlerini dikkate almadığını belirtiyor. Muhalefet liderleri, konunun referanduma götürülmesi çağrısında bulunuyor.
Uzmanlar, Arnavutluk'taki protestoların sadece yerel bir çevre hareketi olmadığını, aynı zamanda ülkedeki yönetim anlayışına ve yabancı yatırımlara duyulan güvensizliğin bir yansıması olduğunu değerlendiriyor. Son yıllarda turizm ve enerji alanında artan dış yatırımlar, beraberinde tartışmaları da getirmiş durumda. Gösterilerin 150. günü geride bırakması, hükümet ile muhalefet arasındaki diyalog eksikliğinin sürdüğünü gösteriyor.
Önümüzdeki günlerde protestoların nasıl bir seyir izleyeceği belirsizliğini korurken, yerel halk taleplerinden vazgeçmiş değil. Göstericiler, projenin iptal edilmesi ve bölgenin doğal dokusunun korunması için mücadelelerini sürdüreceklerini açıkladı. Arnavutluk hükümetinin ise yatırımı hayata geçirmek için hukuki ve idari süreçleri hızlandırması bekleniyor. Bu durum, ülke genelinde tansiyonun daha da artmasına yol açabilir.