Atatürk'ün 1925'te Ankara'da kurduğu ve Türkiye'nin ilk modern tarım işletmesi olan Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) arazisinin bir bölümü daha kamulaştırılarak betona gömülüyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın yeni hizmet binası için AOÇ arazisinde inşaat çalışmalarına başlanacağı öğrenildi. Karar, daha önce de birçok kez tartışma konusu olan AOÇ'nin imara açılması tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
AOÇ'nin Hukuki Statüsü ve Geçmiş Uygulamalar
Atatürk Orman Çiftliği, 1925 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından 20.000 dönümlük arazi üzerinde kuruldu. 1937'de vasiyet yoluyla Hazine'ye bağışlanan çiftlik, 1950'den bu yana çeşitli imar planı değişiklikleriyle karşı karşıya kaldı. Özellikle 1990'lı yıllardan itibaren AOÇ arazileri, kamu kurumlarına tahsis edilerek veya özelleştirilerek üzerine çeşitli yapılar inşa edildi. Bugün AOÇ sınırları içinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, çeşitli bakanlık binaları, stadyumlar ve ticari alanlar bulunuyor. Son olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı için ayrılan alan, bu tahsis zincirinin yeni halkasını oluşturuyor.
Konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı ancak çevre örgütleri ve şehir plancıları, AOÇ'nin giderek daralan yeşil alanının yok edildiğini savunuyor. TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, daha önce yaptığı açıklamalarda AOÇ'nin bir bütün olarak korunması gerektiğini, parçalı tahsislerin çiftliğin ekolojik bütünlüğünü bozduğunu belirtmişti.
Yeni Bina İçin Yapılan Planlama ve İtirazlar
Edinilen bilgilere göre, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın yeni hizmet binasının AOÇ arazisinin güneybatı kesiminde, zaten yoğun yapılaşmanın olduğu bir bölgede inşa edilmesi planlanıyor. Söz konusu alanın yakınında daha önce başka kamu binaları da yapılmış durumda. Ancak uzmanlar, her yeni tahsisin AOÇ'nin tarım ve orman vasfını zayıflattığını, bu süreçte kamu yararının gözetilmediğini öne sürüyor.
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin konuya ilişkin tutumu ise belirsizliğini koruyor. Belediye yetkilileri, konunun kendilerine intikal etmediğini, ancak AOÇ arazileriyle ilgili her türlü plan değişikliğinde kamuoyunun bilgilendirileceğini ifade etti. Öte yandan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın onayıyla yapılan tahsislerin, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili maddelerine dayandırıldığı biliniyor. Bu durum, AOÇ'nin özel statüsünün her seferinde nasıl delindiğini gözler önüne seriyor.
Atatürk'ün Vasiyeti ve Kamu Yararı Tartışması
Atatürk, AOÇ'yi Türk tarımına örnek olması ve halkın dinlenme ihtiyacını karşılaması amacıyla kurmuştu. Vasiyetinde çiftliğin "millete" bırakıldığı açıkça belirtilmişti. Ancak bugün gelinen noktada AOÇ, bir yandan tarımsal üretim yapmaya çalışırken diğer yandan kamu kurumlarının işgali altında. Her yeni bina, çiftliğin asli işlevinden uzaklaşması anlamına geliyor. Hukukçular, AOÇ arazisinin özel mülkiyet rejimine tabi olmadığını, ancak fiili durumun hukuki güvenceden yoksun olduğunu vurguluyor. Kamu yararı gerekçesiyle yapılan tahsislerin gerçekten kamu yararına olup olmadığı ise her seferinde tartışmalı.
Önümüzdeki günlerde konunun Meclis gündemine taşınması bekleniyor. Muhalefet partileri, AOÇ'nin betonlaşmasına karşı ortak bir duruş sergileyeceklerini duyurdu. İktidar kanadından ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Gözler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan yapılacak olası açıklamalara çevrildi.
AOÇ, sadece bir arazi parçası değil; Cumhuriyet'in modernleşme iradesinin ve doğa sevgisinin simgesidir. Bu simgenin her geçen gün beton bloklarla gölgelenmesi, sadece bir çevre sorunu değil, aynı zamanda bir kültürel erozyondur. Karar alıcıların, Atatürk'ün mirasına sahip çıkma konusunda samimi olup olmadıkları, atılacak adımlarla test edilecek. AOÇ'yi korumak, gelecek nesillere yeşil bir Ankara bırakmak adına artık daha güçlü bir iradeye ihtiyaç var.