Burdur Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi'nde Mayıs 2024'te tedavi sonrası fenalaşan 33 hastadan 3'ü birkaç gün sonra, 1'i ise tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. Olayın ardından yürütülen soruşturma sonucunda, diyaliz makinelerinde kullanılan suyun antifriz ile karıştığı tespit edildi. Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 kişinin ölümü ve 33 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olayla ilgili kamu davası açtı. İddianamede, hastane yönetimi ve teknik personel arasında ihmal iddiaları yer alıyor.
Olayın Gelişimi ve İlk Müdahaleler
Mayıs 2024'te Burdur Devlet Hastanesi'nde rutin diyaliz tedavisi gören hastalar, seans sonrası ani fenalaşma şikayetleriyle acil servise başvurdu. İlk belirtiler arasında bulantı, baş dönmesi ve bilinç bulanıklığı yer alıyordu. Hastane yönetimi, olayın hemen ardından diyaliz ünitesini geçici olarak kapatarak inceleme başlattı. Yapılan laboratuvar testlerinde, diyaliz solüsyonunda antifriz bileşenlerine rastlandı. Antifriz, etilen glikol içeren ve insan vücudunda ciddi toksik etkilere yol açabilen bir madde. Uzmanlar, diyaliz sırasında kana karışan bu maddenin böbrek yetmezliği, nörolojik hasar ve ölüme neden olabileceğini belirtiyor.
Olayda hayatını kaybeden 4 hastanın kimlikleri, ailelerinin talebi üzerine gizli tutuluyor. Yaralanan 33 hastanın bir kısmı yoğun bakımda tedavi altına alındı, bazıları ise farklı hastanelerde takip edildi. Sağlık Bakanlığı, olayın ardından bir müfettiş görevlendirerek idari soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında hastanenin diyaliz ünitesindeki su arıtma sisteminin bakım kayıtları incelendi. İlk bulgular, sistemdeki bir arıza nedeniyle antifrizin su hattına karıştığını gösteriyor.
Kamu Davası ve İddianame
Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Burdur Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, hastane başhekimi, diyaliz ünitesi sorumlusu, teknik servis şefi ve iki bakım teknisyeni olmak üzere toplam 5 kişi 'taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçlamasıyla yargılanacak. Savcılık, sanıkların 'basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralanmaya neden olma' ve 'birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verme' suçlarından cezalandırılmasını talep ediyor. İddianamede, sanıkların görevlerini ihmal ettikleri ve gerekli denetimleri yapmadıkları vurgulanıyor.
Dava süreci, sağlık hizmetlerinde kalite kontrol ve hasta güvenliği konularını yeniden gündeme taşıdı. Türk Tabipleri Birliği, olayın ardından yaptığı açıklamada, diyaliz merkezlerinde su kalitesi ve ekipman bakımının hayati önem taşıdığını hatırlattı. Sağlık Bakanlığı, ülke genelindeki tüm diyaliz merkezlerine yönelik denetimlerin sıklaştırılacağını duyurdu. Ayrıca, olaydan sonra hastanede görev yapan bazı personelin açığa alındığı ve idari soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.
Arka Plan ve Benzer Olaylar
Türkiye'de diyaliz merkezlerinde benzer sorunlar daha önce de yaşandı. 2018'de İstanbul'da bir özel hastanede diyaliz suyuna karışan kimyasal madde nedeniyle 2 hasta hayatını kaybetmişti. 2020'de ise Ankara'da bir devlet hastanesinde su arıtma sistemindeki arıza sonucu 5 hasta zarar görmüştü. Bu olaylar, sağlık tesislerinde teknik altyapının düzenli denetlenmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, diyaliz gibi hayati cihazların kullanıldığı birimlerde bakım ve kalibrasyon işlemlerinin aksatılmaması gerektiğini vurguluyor.
Burdur Devlet Hastanesi'ndeki olay, hasta yakınları arasında büyük tepkiye yol açtı. Aileler, sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyor. Dava, önümüzdeki aylarda görülmeye başlanacak. Mahkeme sürecinde bilirkişi raporları ve tanık ifadeleri belirleyici olacak. Sağlık hukuku uzmanları, bu tür davaların sağlık sisteminde hesap verebilirliği artırabileceğini, ancak asıl çözümün önleyici denetimlerden geçtiğini belirtiyor.
Olayın siyasi boyutu da bulunuyor. Muhalefet partileri, sağlıkta liyakat ve denetim eksikliğine dikkat çekerek hükümeti eleştirdi. Sağlık Bakanı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, olayın takipçisi olacaklarını ve gerekli düzenlemelerin yapılacağını söyledi. Kamuoyu, davanın seyrini ve sağlık politikalarına etkisini yakından izliyor. Bu dava, sağlık hizmetlerinde şeffaflık ve hasta güvenliği konusunda önemli bir sınav olacak.