Hakkari'nin Berçelan Yaylası'nda 3 bin 300 rakımda göçerlik yapan Batmanlı ailenin 21 yaşındaki kızı Halime Calp, annesinin kabul etmediği iki kuzuyu biberonla besleyerek hayata tutundurdu. Kuzuların doğduğu ilk günden itibaren çadırında birlikte uyuyan Calp, onları adeta bebek gibi büyüttü. Halime Calp, “İlk doğduklarında çadırda beraber uyuduk. Bulaşık yıkarken, suya giderken, peynir yaparken hep peşimden geliyorlar. Annem başta istemedi ama vazgeçmedim, şimdi ailenin bir parçası oldular” dedi.
Zorlu Yayla Koşullarında Sevgiyle Büyüyen Kuzular
Batman'dan Hakkari'nin yüksek yaylalarına göç eden aile, her yıl olduğu gibi bu yıl da Berçelan Yaylası'na yerleşti. Halime Calp, bahar aylarında doğan iki kuzuyu annelerinin reddetmesi üzerine sahiplendi. İlk başta annesi Zeynep Calp kuzuların bakımının zor olduğunu söylese de Halime'nin kararlılığı sayesinde kuzular ailenin bir ferdi haline geldi. Halime, kuzuları her gün düzenli olarak biberonla besliyor, onları yaylada dolaştırıyor ve gece çadırında uyutuyor. Kuzular, Halime'yi anneleri olarak benimsemiş durumda; nereye gitse peşinden ayrılmıyor.
Göçer Yaşamda Hayvan Sevgisi ve Fedakarlık
Berçelan Yaylası, zorlu iklim koşulları ve yüksek rakımıyla biliniyor. Yaz aylarında sıcaklık gündüz 30 dereceyi bulurken gece sıfırın altına düşebiliyor. Sürü sahipleri ve aileler, hayvanlarıyla birlikte bu zorlu şartlarda yaşam mücadelesi veriyor. Halime Calp gibi gençler, geleneksel göçer yaşamını sürdürürken aynı zamanda hayvanlarla kurdukları bağ sayesinde doğayla iç içe bir hayatın değerini ortaya koyuyor. Uzmanlar, hayvan sevgisinin çocuk ve gençlerin duygusal gelişiminde önemli rol oynadığını, sorumluluk bilincini artırdığını belirtiyor. Halime'nin hikayesi, modern dünyada unutulmaya yüz tutan bu kadim yaşam biçiminin ne denli fedakarlık ve sevgi içerdiğini gösteriyor.