Ankara'da 12 yaşındaki bir çocuğa yönelik cinsel istismar iddiasıyla yürütülen davada, yaklaşık bir yıldır firari olan sanık hakkında mahkemece tahliye kararı verildi. Cumhuriyet gazetesinin geçen yıl gündeme taşıdığı dosyadaki bu gelişme, çocuk istismarına karşı yargısal süreçlerin işleyişine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Karar, mağdur ailesi ve çocuk hakları savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı.
Davanın geçmişi ve firari sanığın durumu
Edinilen bilgilere göre, olay Ankara'da 2022 yılında ortaya çıktı. 12 yaşındaki çocuğa cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla hakkında dava açılan sanık, yargılama sürecinin başlamasından kısa süre sonra firar etti. Yaklaşık bir yıl boyunca yakalanamayan sanık, güvenlik güçlerinin çalışmaları sonucu geçtiğimiz günlerde gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanması talebiyle yargıç önüne çıkarıldı. Ancak mahkeme, sanığın adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmetti. Kararın gerekçesinde, sanığın delil karartma şüphesinin bulunmadığı ve kaçma riskinin ortadan kalktığı yönünde değerlendirmelerin yer aldığı öğrenildi. Bu gerekçe, mağdur avukatları tarafından hukuki dayanaktan yoksun olarak nitelendirildi.
Mağdur ailesi ve avukatların tepkisi
Mağdur çocuğun ailesi, kararın ardından adalet arayışlarının sürdüğünü belirterek, sanığın serbest bırakılmasının kendilerinde büyük bir hayal kırıklığı yarattığını ifade etti. Ailenin avukatı, yaptığı yazılı açıklamada, "Bir yıl boyunca firari olan ve yakalanması için ciddi bir kamu kaynağı harcanan sanığın ilk duruşmada serbest bırakılması, çocuk istismarı davalarında caydırıcılığı zedelemektedir. Bu karar, mağdur ve ailesi üzerinde ikincil bir travma yaratmıştır" dedi. Çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları da karara tepki göstererek, yargı mercilerini çocuk istismarı davalarında daha titiz davranmaya çağırdı. Baroların çocuk hakları komisyonları, benzer dosyalarda tutukluluk kararlarının istikrarlı olmadığını ve bunun mağdurların adalete güvenini sarstığını vurguladı.
Türkiye'de çocuk istismarı davalarında yargı pratiği
Türkiye'de çocuklara yönelik cinsel istismar suçları, Türk Ceza Kanunu'nun 103. maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Madde, mağdurun yaşına ve fiilin niteliğine göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına kadar varan yaptırımlar öngörür. Ancak uygulamada, sanıkların tutukluluk hallerinin devamı konusunda mahkemeler arasında farklı yaklaşımlar olduğu bilinmektedir. Özellikle firar eden sanıkların yakalanmasının ardından tahliye edilmesi, kamuoyunda sıkça eleştirilen bir konudur. Adalet Bakanlığı'nın verilerine göre, 2023 yılında çocuk istismarı suçundan açılan davalarda sanıkların yaklaşık yüzde 40'ı tutuklu yargılanırken, geri kalanı adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılmıştır. Bu oran, mağdur yakınları ve uzmanlar tarafından yetersiz bulunmaktadır. Çocuk istismarıyla mücadelede etkin koruma mekanizmalarının kurulması gerektiği, yargı süreçlerinin hızlandırılması ve mağdur odaklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği yıllardır dile getirilmektedir.
Uzman görüşleri ve çözüm önerileri
Çocuk psikiyatristi Dr. Elif Kaya, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Çocuk istismarı davalarında yargı kararları, mağdurun ruh sağlığı üzerinde doğrudan etkilidir. Sanığın serbest bırakılması, çocuğun kendini güvende hissetmesini engeller ve iyileşme sürecini zorlaştırır. Bu tür davalarda uzman raporları ve çocuk dostu yargılama usulleri esas alınmalıdır" ifadelerini kullandı. Hukukçular ise, mevcut yasaların caydırıcılığının yeterli olduğunu ancak uygulamada sorunlar yaşandığını belirtiyor. Avukat Ahmet Yılmaz, "Kanunda öngörülen cezalar ağır olsa da, yargılama aşamasındaki takdir yetkisi suiistimal edilebiliyor. Firar eden bir sanığın serbest bırakılması, kanunun ruhuyla çelişir. Bu tür kararlar, toplumda adalete olan güveni sarsar" dedi. Sivil toplum kuruluşları, çocuk istismarı davalarında ihtisaslaşmış mahkemelerin kurulmasını, mağdur çocukların ifadelerinin alınmasında psikolog eşliğinde tek seferlik görüntülü kayıt sisteminin yaygınlaştırılmasını ve sanıkların tutukluluk durumlarının düzenli olarak gözden geçirilmesini öneriyor.
Kamuoyu ve siyasi yansımalar
Ankara'daki bu dava, çocuk istismarının önlenmesi ve mağdurların korunması konusunda toplumsal duyarlılığın arttığı bir dönemde gündeme geldi. Son yıllarda artan istismar vakaları, kamuoyunda infial yaratmış ve hükümete yönelik eleştirileri beraberinde getirmişti. Muhalefet partileri, iktidarın çocuk koruma politikalarını yetersiz bulduklarını sık sık dile getiriyor. Adalet Bakanlığı, konuya ilişkin yaptığı son açıklamada, "Yargı kararlarına müdahale etmek mümkün değildir ancak çocuk istismarıyla mücadelede kararlılığımız sürmektedir. Mağdur çocukların haklarının korunması için gerekli yasal düzenlemeler yapılacaktır" ifadelerine yer verdi. Ancak aileler ve uzmanlar, somut adımların bir an önce atılması gerektiğini vurguluyor. Bu dava, çocuk istismarıyla mücadelede sadece yasal düzenlemelerin değil, yargı pratiğinin ve toplumsal bilincin de dönüşmesi gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Mağdur çocuğun ve ailesinin adalet arayışı sürerken, benzer davalarda verilecek kararlar, Türkiye'nin çocuk hakları konusundaki samimiyetinin bir göstergesi olacak.