Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddialarına ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek, yurt dışına çıkış yasağı adli kontrolüyle serbest bırakıldı. Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in oğlu ve gelini, savcılıktaki sorgularının ardından nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, her iki şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol kararını uyguladı.
Soruşturmanın Kapsamı ve İddialar
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddiaları üzerine geniş çaplı bir soruşturma başlatmıştı. Soruşturma çerçevesinde, aralarında iş insanlarının ve eski bürokratların da bulunduğu çok sayıda kişinin hesapları inceleniyor. İddiaya göre, bazı şirketler üzerinden yurt dışındaki paravan şirketlere usulsüz para transferi gerçekleştirildi. Bu transferlerin, vergi kaçırma ve kara para aklama amacı taşıdığı öne sürülüyor.
Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan isimler arasında yer aldı. Her iki şüpheli, avukatları eşliğinde Ankara Adliyesi'ne gelerek savcılığa ifade verdi. İfade işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, delillerin toplanma sürecinin devam ettiğini ve kaçma şüphesinin bulunmadığını belirterek adli kontrol kararı verdi.
Adli Kontrol Kararı ve Yurt Dışı Yasağı
Nöbetçi sulh ceza hakimliği, Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verdi. Bu karar, şüphelilerin yurt dışına çıkmasını engellerken, aynı zamanda belirli aralıklarla karakola imza verme yükümlülüğü getirmiyor. Kararda, şüphelilerin delil karartma ihtimalinin bulunmadığı ve soruşturmanın selameti açısından bu kontrolün yeterli olduğu ifade edildi.
Avukatlar, kararın ardından müvekkillerinin serbest bırakılmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, suçlamaların asılsız olduğunu savundu. Ahmet Gökçek'in avukatı, yaptığı yazılı açıklamada, "Müvekkilim, soruşturmanın başından bu yana yetkililerle tam işbirliği içinde olmuştur. Suçlamaları kabul etmiyoruz. Adli kontrol kararı, müvekkilimin herhangi bir suç işlemediğinin göstergesidir." ifadelerini kullandı. Hülya Gökçek'in avukatı ise, müvekkilinin sadece tanık sıfatıyla ifade vermek üzere çağrıldığını, ancak şüpheli sıfatıyla ifade vermek zorunda kaldığını öne sürdü.
Soruşturmanın Arka Planı ve Benzer Davalar
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma, geçtiğimiz aylarda bazı bankaların şüpheli para transferlerini bildirmesiyle başladı. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan raporlarda, yurt dışındaki şirketlere yapılan transferlerin belgesiz ve kayıt dışı olduğu tespit edildi. Soruşturma kapsamında, aralarında Melih Gökçek'in de bulunduğu bazı isimlerin mal varlıkları dondurulmuştu. Ancak Melih Gökçek hakkında henüz resmi bir şüpheli sıfatıyla işlem yapılmadığı öğrenildi.
Melih Gökçek, 2017 yılında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden istifa etmişti. Oğlu Ahmet Gökçek ise iş dünyasında faaliyet gösteriyor ve çeşitli şirketlerde yöneticilik yapıyor. Hülya Gökçek'in ise ticari faaliyetlerde bulunduğu biliniyor. Soruşturma, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, muhalefet partileri sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı. CHP Sözcüsü, yaptığı açıklamada, "Adaletin herkes için eşit işlemesi gerektiğini savunuyoruz. Bu soruşturmanın sonuna kadar takipçisi olacağız." dedi.
Uzman Görüşleri ve Hukuki Değerlendirme
Hukuk uzmanları, adli kontrol kararının tutuklama yerine tercih edilmesinin, delillerin henüz tam olarak toplanmamasından kaynaklandığını belirtiyor. Ceza hukuku profesörü Dr. Ayşe Yılmaz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Yurt dışına çıkış yasağı, şüphelinin kaçma ihtimalini ortadan kaldırmaya yönelik bir tedbirdir. Ancak soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni deliller ortaya çıkarsa, tutuklama kararı verilebilir. Bu tür davalarda banka kayıtları ve uluslararası bilgi paylaşımı kritik önem taşır."
Öte yandan, soruşturmanın yurt dışı bağlantıları nedeniyle uluslararası adli yardımlaşma süreçlerinin de devreye girebileceği ifade ediliyor. MASAK, şüpheli transferlerle ilgili olarak bazı yabancı ülkelerin mali istihbarat birimleriyle temas kurdu. Soruşturmanın seyri, önümüzdeki günlerde savcılığın ek delil toplaması ve şüphelilerin tekrar ifadeye çağrılmasıyla netlik kazanacak.
Bu gelişme, Türkiye'de yargı bağımsızlığı ve siyasi etki tartışmalarını da beraberinde getirdi. Muhalefet, soruşturmanın iktidara yakın isimlere karşı yürütülmediğini iddia ederken, iktidar kanadı soruşturmanın bağımsız yargı tarafından yürütüldüğünü savunuyor. Kamuoyu, soruşturmanın nasıl sonuçlanacağını ve başka isimlerin de şüpheli sıfatıyla ifade verip vermeyeceğini yakından takip ediyor.