Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de ilan ettiği deniz parklarının ardından TÜBİTAK'a ait araştırma gemisi Marmara'nın Meis Adası'nın güneyinde bilimsel araştırma yapması, Atina yönetimini harekete geçirdi. NAVTEX ilanıyla duyurulan saha çalışması, bölgede Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Ankara, araştırmanın uluslararası hukuka uygun olduğunu savunurken, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı konuyu diplomatik kanallara taşıdı.
Araştırma sahası ve NAVTEX detayları
Denizcilere yönelik NAVTEX bildirimi, TÜBİTAK Marmara araştırma gemisinin belirli bir tarih aralığında Meis Adası'nın güneyinde seyir ve ölçüm çalışmaları yapacağını duyurdu. Söz konusu alan, Türkiye'nin kıta sahanlığı iddiaları ile Yunanistan'ın Meis Adası'na dayandırdığı deniz yetki alanları arasında ihtilaflı bölgede yer alıyor. Geminin hidrografik ve oşinografik veri toplayacağı, çalışmaların belirli koordinatlar arasında sürdürüleceği belirtildi.
Daha önce Türkiye, Doğu Akdeniz'de çeşitli deniz parkları ilan etmiş, bu adım Atina tarafından egemenlik haklarına müdahale olarak değerlendirilmişti. Yeni NAVTEX hamlesi, bu gerilimin deniz bilimsel araştırmalar boyutuna taşındığını gösteriyor. Uzmanlar, benzer saha çalışmalarının 2020'de de krizlere yol açtığını hatırlatıyor.
Atina'nın tepkisi ve diplomatik trafik
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Marmara gemisinin faaliyetlerini protesto etti ve Türkiye'nin bölgedeki "provokatif" adımlarına son vermesi çağrısında bulundu. Atina, konuyu Avrupa Birliği ve müttefik ülkelere de taşıyarak uluslararası kamuoyu oluşturma çabası içinde. Yunan basını, geminin Meis çevresindeki varlığını "egemenlik ihlali" olarak yansıtırken, Türk yetkililer araştırmanın bilimsel amaçlı olduğunu ve uluslararası hukuka aykırı bir yön bulunmadığını vurguluyor.
Türkiye, Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerini koruma konusunda kararlı olduğunu yinelerken, diyalog kapısının açık olduğunu belirtiyor. İki ülke arasında istikşafi görüşmeler 2021'den bu yana kesintili sürüyor; ancak deniz yetki alanları ve kıta sahanlığı konularında somut ilerleme sağlanamadı.
Bölgesel denklem ve enerji rekabeti
Doğu Akdeniz, hidrokarbon rezervleri ve jeopolitik konumu nedeniyle uzun süredir rekabetin merkezinde. Türkiye, Kıbrıs adası çevresinde ve Meis açıklarında kendi kıta sahanlığı sınırlarını ilan etmiş durumda. Yunanistan ise Meis Adası'nın kendisine geniş bir deniz yetki alanı kazandırdığını savunuyor. Bu görüş ayrılığı, iki ülke arasındaki temel anlaşmazlık noktalarından biri.
AB, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj ve araştırma faaliyetleri nedeniyle 2020'de yaptırım tehdidinde bulunmuş, ancak diyalog çağrıları sonrası gerilim kısmen düşmüştü. Son NAVTEX hamlesi, benzer bir tırmanma riskini yeniden gündeme getiriyor. NATO içinde müttefik olan iki ülkenin denizlerde karşı karşıya gelmesi, ittifak içi denge açısından da hassas bir konu.
Uzman değerlendirmesi: araştırma mı, egemenlik mi?
Uluslararası hukuk uzmanları, bilimsel araştırma gemilerinin faaliyetlerinin egemenlik iddialarıyla iç içe geçtiği durumlarda kriz çıkma olasılığının arttığını belirtiyor. NAVTEX ilanı teknik bir bildirim olsa da, siyasi mesaj olarak okunabiliyor. Türkiye'nin adımlarını "bilimsel" çerçevede sunması, Yunanistan'ın ise bunu "hak ihlali" olarak nitelendirmesi, tarafların pozisyonlarını sertleştirdiğini gösteriyor.
Önümüzdeki günlerde Avrupa Birliği ve ABD'den gelecek açıklamalar, krizin seyrini belirleyebilir. Ankara, müttefiklik ilişkilerine vurgu yaparak tansiyonu düşürmek isterken, Atina'nın uluslararası desteği artırma çabası sürecek gibi görünüyor. Doğu Akdeniz'deki her NAVTEX, aslında sadece denizcilere değil, bölgesel güç dengesine de bir mesaj niteliği taşıyor.