Altın fiyatları, İran-İsrail arasında artan gerilimlerle birlikte mart ayında rekor kırarak ons başına 2.430 doları görmüştü. Ancak savaşın başlamasıyla birlikte beklenen yükselişin aksine altın, nisan ortasından itibaren yüzde 6'dan fazla değer kaybederek 2.260 dolar seviyelerine geriledi. Bu durum, 'altın her krizde yükselir' şeklindeki klasik yatırımcı algısını kökünden sarstı. Uzmanlar, altının güvenli liman özelliğinin kısa vadede sorgulanması gerektiğini belirtiyor.
Jeopolitik risk endeksi test edildi
Jeopolitik Risk Endeksi (GPR) üzerinden yapılan tarihsel analizler, altın fiyatlarının kriz dönemlerinde düzenli bir yükseliş trendi yakalamadığını gösteriyor. Londra merkezli danışmanlık şirketi Capital Economics'in eski başekonomistlerinden Julian Jessop, konuyla ilgili olarak "1990'ların başındaki Körfez Savaşı, 2003 Irak işgali ve 2014 Kırım krizi gibi olaylarda altın, savaşın hemen ardından düşüş yaşadı. Aynı eğilim İran savaşında da gözlemlendi" dedi.
Investing.com'un verilerine göre, altının 2024 başından bu yana performansı incelendiğinde, jeopolitik risk endeksindeki ani artışlara rağmen altının genellikle haftalık bazda yatay veya aşağı yönlü hareket ettiği tespit edildi. Örneğin, İran'ın İsrail'e yönelik 13 Nisan'da gerçekleştirdiği insansız hava aracı ve füze saldırısı sonrası altın yüzde 2,5 oranında düştü. Benzer şekilde, 2022'de Ukrayna savaşının başlamasının ardından altın bir hafta içinde yüzde 3,1 kaybetti.
Kısa vade tutarlılık göstermiyor
Université Libre de Bruxelles'te finans profesörü Dr. Selin Akgül, konuyu şöyle yorumluyor: "Altının güvenli liman özelliği, kriz sırasında hemen işlemez. Yatırımcılar savaşın ilk anında nakit bulma telaşına girer; bu da altın dahil her şeyi satışa çıkarır. Aradan biraz zaman geçtikten sonra eğer panik devam ederse altın toparlanır. Ancak bu her zaman olan bir durum değil." Dr. Akgül'ün 1970'ten bu yana 20'den fazla çatışma üzerinde yaptığı analiz, altının krizin hemen ardından 10 günlük pencerede ortalama yüzde 1,2 değer kaybettiğini; ancak 30 gün sonrasında ortalama yüzde 4,3 yükseldiğini gösteriyor. Bu durum, altının panik anında bozdurulduğunu, ancak orta vadede toparlandığını kanıtlıyor.
Bununla birlikte, enflasyon ve dolar endeksi (DXY) ile altın arasındaki ilişki de sanıldığı kadar güçlü değil. Standard Chartered Bank'ın 2023 tarihli bir raporu, kısa vadede (1-3 ay) altın ile enflasyon arasında negatif korelasyon olduğunu, yani enflasyon yükselirken altının düşebildiğini ortaya koydu. Aynı raporda, dolar endeksi güçlendiğinde altının genellikle zayıfladığı, ancak savaş dönemlerinde bu tersine dönebildiği belirtiliyor.
Dünya Altın Konseyi (WGC) verileri, 2024'ün ilk çeyreğinde merkez bankalarının altın alımlarının 270 tona ulaştığını, bunun talebi desteklediğini gösteriyor. Ancak fiziksel altın fiyatları, vadeli işlemlerdeki spekülatif pozisyonların etkisiyle sert dalgalanıyor. Özellikle Comex'teki aşırı kısa pozisyonlanma, nisan ayındaki düşüşte kilit rol oynadı.
Altını tekrar değerlendirmek için yatırımcıların kısa vadeye odaklanmak yerine, çatışmanın boyutu, savaşın süresi ve küresel ekonomik yansımaları gibi faktörleri birlikte analiz etmeleri gerekiyor. Tarihsel veriler, savaşların genellikle altın için bir 'al fırsatı' olduğunu, ancak bu fırsatın 1-2 hafta gecikmeli ortaya çıktığını işaret ediyor. Yatırımcıların bu sapmayı dikkate alarak hareket etmeleri öneriliyor.