Marmara Denizi'nde meydana gelen ve ülke gündemini sarsan gemi kazasında tutuklanan Alsu gemisinin iki kaptanı, savcılık ifadelerinde kendilerini savunarak suçlamaları reddetti. Kaptanlar, kazanın kendi ihmallerinden değil, ışıkları ve AIS cihazı kapalı seyreden Tuğberk İmamoğlu gemisinin aniden rotasını değiştirmesinden kaynaklandığını öne sürdü. Olay, Marmara Denizi'nde seyir halindeki iki geminin çarpışması sonucu meydana gelmiş ve bölgede büyük paniğe yol açmıştı.
Olayın Gelişimi ve Tutuklama Süreci
Edinilen bilgilere göre, kaza geçtiğimiz günlerde Marmara Denizi'nin yoğun trafikli sularında meydana geldi. Alsu gemisi ile Tuğberk İmamoğlu gemisi arasında yaşanan çarpışma sonrası olay yerine çok sayıda kurtarma ekibi sevk edildi. Sahil Güvenlik ve Kıyı Emniyeti ekiplerinin hızlı müdahalesiyle olası bir çevre felaketinin önüne geçildi. Kazanın ardından başlatılan soruşturma kapsamında Alsu gemisinin iki kaptanı gözaltına alınmış, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Savcılık, kaptanlar hakkında 'taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' ve 'çevreyi kirletme' suçlamalarıyla dava açmaya hazırlanıyor.
Kaptanların Savunması: 'Işıkları Kapalıydı, Ani Manevra Yaptı'
Tutuklanan kaptanlar, savcılıkta verdikleri ifadelerde suçlamaları kabul etmedi. Her iki kaptan da olayın kendi ihmallerinden kaynaklanmadığını, Tuğberk İmamoğlu gemisinin seyir kurallarına aykırı hareket ettiğini belirtti. Kaptanlar, söz konusu geminin ışıklarının ve AIS (Otomatik Tanımlama Sistemi) cihazının kapalı olduğunu, bu nedenle Alsu gemisinin radar ve görsel sistemlerinde geç fark edildiğini iddia etti. Ayrıca, Tuğberk İmamoğlu gemisinin aniden rotasını değiştirerek Alsu gemisinin yolunu kestiğini öne sürdüler. Bu ani manevra sonucu çarpışmanın kaçınılmaz hale geldiğini savundular.
Kaptanlardan biri ifadesinde, 'Gece seyri sırasında Tuğberk İmamoğlu gemisini fark ettiğimizde çok yakındı. Işıkları kapalı olduğu için radarımızda bile geç göründü. Ani manevrasıyla üzerimize geldi. Tüm çabamıza rağmen çarpışmayı engelleyemedik' dedi. Diğer kaptan ise AIS cihazının kapalı olmasının seyir güvenliğini ortadan kaldırdığını, bu durumun uluslararası denizcilik kurallarına aykırı olduğunu vurguladı.
Tuğberk İmamoğlu Gemisi Hakkında İddialar
Alsu kaptanlarının savunmasında öne çıkan Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS cihazının kapalı olması, denizcilik uzmanları tarafından da tartışılıyor. AIS, gemilerin birbirlerinin konumunu, hızını ve rotasını gerçek zamanlı olarak görmesini sağlayan kritik bir güvenlik sistemidir. Bu cihazın kapalı olması, özellikle gece ve yoğun trafikte büyük risk oluşturuyor. Ancak Tuğberk İmamoğlu gemisinin sahipleri ve kaptanı hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Soruşturma kapsamında bu geminin seyir kayıtları ve mürettebatının ifadeleri de inceleniyor. Uzmanlar, her iki geminin de kusurlu olabileceğini, kazanın birden fazla faktörün birleşmesiyle meydana gelmiş olabileceğini belirtiyor.
Kazanın Denizcilik Güvenliğine Etkileri
Marmara Denizi, dünyanın en yoğun deniz trafiğine sahip bölgelerinden biri. İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı arasında kalan bu iç deniz, her gün binlerce gemiye ev sahipliği yapıyor. Bu kaza, bölgedeki seyir güvenliği önlemlerinin yeterliliğini bir kez daha gündeme getirdi. Denizcilik otoriteleri, özellikle AIS cihazı kapalı seyreden gemilere yönelik denetimlerin artırılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, kaptanların eğitimi ve acil durum prosedürlerinin gözden geçirilmesi çağrıları yapılıyor.
Kazanın ardından bölgede başlatılan çevre temizlik çalışmaları devam ediyor. Her iki gemiden de yakıt sızıntısı olup olmadığı araştırılıyor. Şu ana kadar ciddi bir kirlilik tespit edilmediği, ancak deniz canlıları üzerindeki olası etkilerin izlendiği belirtildi.
Hukuki Süreç ve Beklentiler
Tutuklanan Alsu kaptanlarının avukatları, müvekkillerinin suçsuz olduğunu ve kazanın tamamen Tuğberk İmamoğlu gemisinin hatalı manevrasından kaynaklandığını savunuyor. Dava sürecinde bilirkişi raporlarının belirleyici olması bekleniyor. Denizcilik hukuku uzmanları, AIS cihazının kapalı olmasının ağır bir kusur olduğunu, ancak Alsu kaptanlarının da çarpışmayı önlemek için yeterli önlem alıp almadığının araştırılması gerektiğini ifade ediyor. Olası bir mahkumiyet durumunda kaptanların yıllarca hapis cezasıyla karşılaşabileceği belirtiliyor.
Kazanın ardından Denizcilik Genel Müdürlüğü, bölgede seyir güvenliğini artırmak için yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor. AIS cihazı kapalı seyreden gemilere yönelik cezaların artırılması ve denetimlerin sıklaştırılması planlanıyor. Ayrıca, kaptanlara yönelik acil durum tatbikatlarının zorunlu hale getirilmesi gündemde.
Bu kaza, denizcilik sektöründe güvenlik kültürünün önemini bir kez daha ortaya koydu. Marmara Denizi'ndeki yoğun trafik ve çevresel hassasiyetler göz önüne alındığında, hem yerel hem de uluslararası gemilerin kurallara tam uyum göstermesi hayati önem taşıyor. Alsu kaptanlarının savunması, soruşturmanın seyrini değiştirebilir ve benzer kazaların önlenmesi için önemli dersler çıkarılabilir.