Adana'da yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan Furkan Vakfı Başkanı Alparslan Kuytul hakkında hazırlanan iddianamede, iş adamı Koray Sarısaçlı'nın kaçırılmasının yanı sıra, vakıf üyelerinin özel hayatına müdahale edildiği ve evlilik kararlarına karşı çıkıldığı yönünde dikkat çeken ifadelere yer verildi. İddianameye göre Kuytul, kızını kendi isteği dışında evlendiren damadın evine silahlı baskın düzenlettirerek darp ettirdi. Olayın, Sarısaçlı'nın kaçırılmasından önce yaşandığı ve Kuytul'un örgütlü yapısındaki şiddet eğilimini gösterdiği öne sürülüyor.
İddianameden çarpıcı gizli tanık ifadeleri
8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, gizli tanıkların beyanlarına geniş yer verildi. Gizli tanık kod adlı bir kişi, Kuytul'un vakıf bünyesindeki gençlerin evliliğine kadar karıştığını ve kendi onayını almayan her türlü kararı sindirmek için şiddet kullandığını anlattı. İddiaya göre Kuytul, kızıyla evlenen genç iş adamını tehdit etmiş, ardından da bir grup silahlı kişiyi damadın evine göndererek onu dövdürmüştü. Gizli tanığın ifadesinde, "Kuytul, damadını istemediği için düğünü basacağını söyledi. Sonra bir gece yarısı evinin önüne araçlar geldi. Damadı zorla dışarı çıkarıp darp ettiler. Kuytul bu durumu, 'Benim iznim olmadan kimse evlenemez şeklinde övünerek anlatmıştı" dediği kaydedildi.
İddianamede ayrıca, Kuytul'un, vakıf üyelerinin eşleri üzerinde de psikolojik baskı kurduğu, boşanma kararlarını bile etkilemeye çalıştığı belirtildi. Gizli tanıklar, vakfa katılan birçok kişinin aile içi kararlarını dahi Kuytul'un onayına sunmak zorunda kaldığını ifade etti. Bu beyanlar, soruşturmanın sadece iş adamı kaçırma olayıyla sınırlı olmadığını, Kuytul liderliğindeki yapının sistematik bir sindirme ve kontrol mekanizması kurduğunu ortaya koyuyor.
Alparslan Kuytul kimdir? Furkan Vakfı hakkındaki iddialar
Alparslan Kuytul, İslami hizmet hareketi olarak bilinen Furkan Vakfı'nın kurucusu ve başkanıdır. Uzun süredir çeşitli illerde düzenlenen etkinliklerle tanınan Kuytul, zaman zaman yaptığı çıkışlarla gündeme gelmişti. Ancak son yıllarda hakkında cinsel istismar, tehdit, şantaj ve örgütlü suçlar gibi ağır suçlamalar gündeme gelmişti. 2021 yılında gözaltına alınan Kuytul, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Furkan Vakfı'na yönelik operasyonlar, vakfın özellikle üniversite öğrencileri ve genç iş adamları üzerindeki etkisini kendi çıkarları doğrultusunda kullandığı iddialarına dayanıyordu.
Vakıf bünyesinde yapılan ablukalar, ölüm tehditleri ve psikolojik baskıların anlatıldığı ifadeler, kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Kuytul'un evlilik ve kişisel kararlara müdahalesi, onun sadece dini bir lider değil, aynı zamanda takipçilerinin hayatını tüm yönleriyle kontrol etmeye çalışan bir yapılanmanın başı olduğunu gösteriyor. Mağdurların ifadelerine göre, Kuytul'un onayını almayan üyeler, dışlanma, tehdit ve hatta fiziksel saldırıya maruz kalabiliyor.
Koray Sarısaçlı davası ve yargı süreci
İş adamı Koray Sarısaçlı, Ağustos 2019'da Adana'da kaçırılmış ve 17 gün boyunca alıkonulmuştu. Serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamada, kendisini kaçıranların Furkan Vakfı üyeleri olduğunu söylemişti. Sarısaçlı, kaçırılma sürecinde fidye istenmediğini, kendisine Kuytul'un mesajlarının iletildiğini ve Ali Bulaç'ın evine götürülerek basın açıklaması yapmaya zorlandığını anlatmıştı. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında çok sayıda şüpheli gözaltına alınmış, Kuytul da bu kapsamda tutuklanmıştı. İddianamede, Sarısaçlı'nın vakıf faaliyetlerinden ayrılmak istemesinin kaçırılma gerekçesi olarak gösterildiği belirtiliyor.
Mahkeme, iddianameyi kabul ederek duruşma günü belirledi. Davanın görülmeye başlanmasıyla birlikte, Alparslan Kuytul ve yargılanan diğer sanıkların savunmaları yakından takip edilecek. Gizli tanıkların mahkemede verecekleri ifadeler, iddiaların doğruluğunu kanıtlamak açısından kritik öneme sahip. Kamuoyu, özellikle Kuytul'un vakıf üyeleri üzerindeki bu denli derin kontrolü ve şiddeti nasıl meşrulaştırdığını, dava sürecinde ortaya çıkacak delillerle daha net görecek.
Yaşananlar, Türkiye'de dini istismar eden bazı yapıların, bireylerin en temel hakları olan evlenme, boşanma, özel hayatın gizliliği gibi konularda bile ne kadar ileri gidebildiğini gözler önüne seriyor. Yargı sürecinin adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi, hem bu tür iddiaların aydınlatılması hem de benzer mağduriyetlerin yaşanmaması adına büyük önem taşıyor. İddianamenin kabul edilmesi, Türk yargısının bu tür suçlara karşı kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir, ancak asıl sınav mahkeme salonunda verilecek kararlarla olacaktır.