Almanya'nın öncülüğünde altı Avrupa Birliği üyesi ülke, birliğin 2028-2034 dönemi bütçe müzakerelerinde Brüksel'e sert bir ültimatom gönderdi. Ülkeler, bütçede 'yüz milyarlarca' euroluk kesinti yapılmaması ihtimaline karşı ortak bir tavır sergileyerek, mevcut harcama kalemlerinin korunmasını talep etti. Bu hamle, AB içinde bütçe disiplini ve harcama öncelikleri konusunda derin bir anlaşmazlığın yüzeye çıktığını gösteriyor.
Altı ülkeden ortak bildiri: 'Kesintiye hayır'
Almanya'nın yanı sıra Fransa, Hollanda, Avusturya, Danimarka ve İsveç'in de aralarında bulunduğu altı ülke, Brüksel'e ilettikleri ortak bildiride, bütçenin küçültülmesine yönelik her türlü girişime karşı olduklarını açıkladı. Bildiride, 'Birlik'in karşı karşıya olduğu jeopolitik ve ekonomik zorluklar göz önüne alındığında, bütçenin daraltılması kabul edilemez' ifadelerine yer verildi. Ülkeler, özellikle iklim, savunma ve dijital dönüşüm alanlarındaki fonların azaltılmaması gerektiğini vurguladı.
Diplomatik kaynaklara göre, ültimatom niteliğindeki bu girişim, Avrupa Komisyonu'nun 2028-2034 bütçe taslağını hazırladığı bir dönemde geldi. Komisyon, pandemi sonrası toparlanma fonlarının sona ermesiyle birlikte bütçede ciddi bir boşluk oluşacağını ve üye ülkelerin katkılarını artırması veya harcamaların kısılması gerektiğini savunuyor. Ancak altı ülke, kesinti yerine yeni kaynak yaratılması ve mevcut önceliklerin korunması gerektiğini belirtiyor.
Bütçe görüşmelerinde kritik eşik
AB'nin çok yıllı mali çerçevesi (MFF), 2028-2034 dönemi için yaklaşık 1,2 trilyon euroluk bir büyüklüğü kapsıyor. Komisyon, bu bütçenin mevcut haliyle sürdürülemez olduğunu, çünkü İngiltere'nin ayrılması sonrası oluşan gelir açığı ve artan borç yükünün ek kaynak gerektirdiğini belirtiyor. Almanya ve müttefikleri ise bütçenin küçültülmesi yerine, yeni öz kaynaklar (örneğin karbon sınır düzenlemesi ve dijital vergi) yoluyla finansman sağlanmasını öneriyor.
Bu ültimatom, AB içindeki 'tutumlu ülkeler' olarak bilinen ve genellikle bütçe disiplinini savunan ülkelerin pozisyonuyla çelişiyor. Hollanda, Avusturya, Danimarka ve İsveç geleneksel olarak bütçe kesintilerini desteklerken, bu kez Almanya ve Fransa ile birlikte hareket ederek farklı bir çizgi izliyor. Uzmanlar, bunun nedenini Rusya-Ukrayna savaşı sonrası savunma harcamalarının artması ve yeşil dönüşümün finansman ihtiyacı olarak açıklıyor.
Brüksel'in yanıtı ve olası sonuçlar
Avrupa Komisyonu'ndan henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak bir Komisyon sözcüsü, 'Tüm üye ülkelerin görüşlerini dikkate alıyoruz, ancak bütçe gerçeklerini de göz ardı edemeyiz' dedi. Brüksel'in önümüzdeki haftalarda üye ülkelerle ikili görüşmeler yaparak uzlaşı arayışına girmesi bekleniyor. Bütçe müzakerelerinin 2025 sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor; ancak derin görüş ayrılıkları süreci uzatabilir.
Altı ülkenin ortak hareketi, AB'nin karar alma mekanizmasında önemli bir blok oluşturduğunu gösteriyor. Bu ülkeler, nitelikli çoğunluk oylamasında bütçeyi bloke edebilecek güce sahip. Uzmanlara göre, eğer Brüksel kesinti konusunda ısrarcı olursa, bütçe görüşmeleri tıkanabilir ve AB'nin yeni dönem programları gecikebilir. Bu da birliğin iklim hedefleri, dijital stratejisi ve savunma kapasitesi üzerinde olumsuz etki yaratabilir.
Öte yandan, Almanya'nın bu girişimi, AB içindeki liderlik rolünü pekiştirme çabası olarak da yorumlanıyor. Berlin, son yıllarda artan ekonomik ve siyasi baskılara rağmen, birlik içinde yönlendirici bir aktör olmaya devam ediyor. Ancak bu tutum, diğer üye ülkelerde rahatsızlık yaratabilir ve AB'nin iç dengelerini yeniden şekillendirebilir. Önümüzdeki dönemde bütçe müzakereleri, birliğin geleceği açısından kritik bir sınav olacak.