Ankara'da sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle gözaltına alınan Deutsche Welle (DW) Türkçe muhabiri Alican Uludağ, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Uludağ hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve belirli günlerde karakola imza atma yükümlülüğü getirildi. Karar, Ankara Sulh Ceza Hakimliği tarafından verildi.
Gözaltı Süreci ve Serbest Bırakılma
Uludağ, 25 Şubat 2025 tarihinde Ankara'da evine yapılan baskınla gözaltına alınmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında, Uludağ'ın sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımların 'Cumhurbaşkanına alenen hakaret' ve 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçlarını oluşturduğu iddia ediliyordu. Gözaltı işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Uludağ, savcılık sorgusunun ardından nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Serbest bırakılma kararında, Uludağ'ın sabit ikametgahının bulunması ve kaçma şüphesinin bulunmaması etkili oldu.
Geçmiş Tutukluluk ve Cezalar
Alican Uludağ, daha önce de benzer suçlamalarla yargılandı. 2021 yılında 'Cumhurbaşkanına alenen hakaret' ve 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçlarından tutuklanmış ve üç ay hapis yatmıştı. O dönemde yaptığı paylaşımlar nedeniyle yargılanan Uludağ, tahliye edildikten sonra yargı süreci devam etmişti. Bu yeni gözaltı kararı, geçmişteki mahkumiyetinin yanı sıra son dönemde yaptığı sosyal medya paylaşımlarına dayanıyor.
DW Türkçe yetkilileri, Uludağ'ın serbest bırakılmasını memnuniyetle karşıladıklarını ancak adli kontrol şartlarının mesleki faaliyetlerini kısıtlayıcı olduğunu belirtti. Avukatı ise müvekkilinin suçsuz olduğunu ve sürecin adil yürütülmesini beklediklerini ifade etti.
Basın Özgürlüğü Tartışmaları
Uludağ'ın gözaltına alınması, Türkiye'de basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Uluslararası basın kuruluşları, gazetecilere yönelik yasal takibatı eleştirirken, Türkiye'deki hukuki sürecin bağımsız olduğu savunuluyor. DW Türkçe, konuyla ilgili olarak Almanya merkezli yayıncının hukuki destek istediğini duyurdu.
Uzmanlar, adli kontrol şartının gazetecilerin haber yapma özgürlüğünü kısıtlayabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle 'halkı yanıltıcı bilgi' suçunun muğlak tanımının, eleştirel haberleri hedef aldığı belirtiliyor. Bu dava, Türkiye'deki basın özgürlüğüne ilişkin uluslararası raporlarda da sıkça referans gösteriliyor.