İstanbul'da üniversite öğrencisi Aleyna Kaya'nın, ayrıldığı sevgilisinin tehditleri nedeniyle yaşamına son vermesiyle ilgili davada Cumhuriyet Savcısı, sanığın 'intihara yönlendirme' suçundan değil, 'kasten öldürme' suçundan cezalandırılması yönünde mütalaa verdi. Bu talep, benzer davalarda emsal teşkil edebilecek nitelikte.
Olayın geçmişi: Tehditler ve trajik son
Aleyna Kaya, üniversite eğitimi görürken bir süre önce ayrıldığı sevgilisi tarafından sistematik tehditlere maruz kaldı. Genç kadın, bu baskıların ardından yaşamına son verdi. Olayın ardından yürütülen soruşturmada, eski sevgili hakkında 'intihara yönlendirme' suçundan dava açılmıştı. Ancak davanın seyri, savcının son mütalaasıyla yeni bir boyut kazandı.
Savcıdan çarpıcı mütalaa: Suç niteliği değişti
Cumhuriyet Savcısı, dosyadaki delilleri ve tanık beyanlarını değerlendirerek, sanığın eylemlerinin yalnızca intihara yönlendirme kapsamında kalmadığını, doğrudan kasten öldürme suçunu oluşturduğunu belirtti. Mütalaada, sanığın tehdit ve baskılarıyla Aleyna Kaya'yı intihara sürüklediği, bu eylemlerin ölümle sonuçlanması nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren 'kasten öldürme' suçundan yargılanması gerektiği ifade edildi. Bu görüş, hukuk çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.
Savcının mütalaası, intihara yönlendirme suçunun unsurlarının ötesinde, failin doğrudan ölüm sonucunu öngörüp istediği veya olasılıkla kabullendiği yönünde bir değerlendirme içeriyor. Hukukçular, bu yaklaşımın özellikle ısrarlı takip (stalking) ve psikolojik şiddet içeren olaylarda caydırıcılığı artırabileceğini belirtiyor.
Emsal niteliğinde bir dönüşüm mü?
Türk Ceza Kanunu'nda intihara yönlendirme suçu, TCK 84. maddede düzenleniyor ve failin doğrudan öldürme kastı olmaksızın kişiyi intihara teşvik etmesi durumunda uygulanıyor. Ancak son yıllarda, özellikle dijital şiddet ve tehdit içeren davalarda, mağdurun iradesini ortadan kaldıracak yoğunlukta baskı uygulayan faillerin eylemlerinin 'kasten öldürme' olarak nitelendirilmesi gerektiği yönünde görüşler artıyor. Aleyna Kaya davasındaki mütalaa, bu eğilimin somut bir örneği olarak değerlendiriliyor.
Davanın avukatları, mütalaanın kabul edilmesi halinde sanığın çok daha ağır bir cezayla karşı karşıya kalacağını, bunun da benzer olaylarda caydırıcılık sağlayacağını ifade ediyor. Kadın hakları örgütleri ise kararı yakından takip ediyor; zira Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve ısrarlı takip vakalarında yargısal tutumun netleşmesi açısından bu dava kritik bir eşik olarak görülüyor.
Sanık savunması ve beklenen karar
Sanık avukatları, müvekkillerinin eylemlerinin intihara yönlendirme suçunu aşmadığını, doğrudan öldürme kastının bulunmadığını savunuyor. Mahkeme heyetinin, savcının mütalaasına karşı savunma makamının cevaplarını aldıktan sonra kararını vermesi bekleniyor. Duruşmaların önümüzdeki günlerde devam edeceği ve bilirkişi raporları ile tanık ifadelerinin son kez değerlendirileceği öğrenildi.
Aleyna Kaya'nın ailesi, kızlarının ölümünden sorumlu tutuldukları kişinin en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyor. Aile avukatı, "Kızımızın yaşam hakkı elinden alındı. Tehditlerle bir insanı köşeye sıkıştırıp intihara sürüklemek, onu öldürmekten farksızdır" ifadelerini kullandı.
Uzman görüşü: Hukuki nitelendirme tartışması
Ceza hukuku uzmanları, intihara yönlendirme ile kasten öldürme arasındaki ayrımın, failin kastı ve eylemin yoğunluğuna göre belirlendiğini vurguluyor. Psikolojik baskının sistematik ve ağır boyutta olması halinde, mağdurun özgür iradesiyle karar verdiğinden söz edilemeyeceğini belirten uzmanlar, bu tür davalarda savcıların daha cesur mütalaalar vermesinin önemine işaret ediyor. Aleyna Kaya davasındaki mütalaa, bu anlamda bir içtihat oluşumuna katkı sağlayabilir.
Dava, yalnızca bir kişinin değil, toplumun kadına yönelik şiddetle mücadelesindeki kararlılığın da göstergesi olarak görülüyor. Mahkemenin vereceği karar, benzer mağduriyetlerin önlenmesi ve faillerin caydırılması açısından kritik bir işlev üstlenecek.