Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi, Aleyna Çakır (Sema Esen) davasında verdiği gerekçeli kararda, genç kadının ölüm gecesi gönderdiği yardım çağrılarının sanık Ümitcan Uygun tarafından bilinçli olarak görmezden gelindiğini belirtti. Kararda, Esen'in "Geldiğinde bu evde beni canlı bulamayacaksın" şeklindeki mesajına rağmen Uygun'un telefonunu uçak moduna aldığı ve mesajlara kayıtsız kaldığı ifade edildi. Mahkeme, bu durumun genç kadının ağır ruhsal çöküntüsüne işaret ettiğini vurguladı.
Olayın Gelişimi ve Mahkeme Süreci
Aleyna Çakır (gerçek adı Sema Esen), 2020 yılında Ankara'da kaldığı evde ölü bulunmuştu. İlk incelemelerde intihar şüphesi üzerinde durulsa da, ailesinin ve avukatlarının itirazları sonucu dava yeniden ele alındı. Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi, uzun süren yargılama sürecinin ardından Ümitcan Uygun hakkında kararını açıkladı. Gerekçeli kararda, Esen'in ölüm gecesi Uygun'a gönderdiği mesajlar detaylı şekilde incelendi. Esen'in "Geldiğinde bu evde beni canlı bulamayacaksın" mesajı, genç kadının yaşadığı çaresizliği ve yardım isteğini ortaya koydu. Mahkeme, Uygun'un bu mesajı okumasına rağmen herhangi bir müdahalede bulunmadığını, aksine telefonunu uçak moduna alarak iletişimi kestiğini tespit etti. Bu davranış, sanığın genç kadının içinde bulunduğu durumu bilerek görmezden geldiği şeklinde yorumlandı.
Yardım Çağrıları ve Sanığın Tutumu
Gerekçeli kararda, Esen'in ölüm öncesi gönderdiği mesajların "yardım çığlığı" niteliğinde olduğu belirtildi. Genç kadının psikolojik olarak zor bir dönemden geçtiği ve çevresinden destek beklediği, ancak en yakınındaki kişi olan Uygun'dan bu desteği göremediği ifade edildi. Uygun'un savunmasında, mesajları gördüğünü ancak intihar girişimi olduğunu düşünmediğini söylediği öğrenildi. Ancak mahkeme, Esen'in daha önce de benzer ifadeler kullandığını ve Uygun'un bu durumu bildiğini göz önünde bulundurarak, sanığın kayıtsızlığını ağırlaştırıcı sebep olarak değerlendirdi. Kararda, Uygun'un eyleminin "ihmal" boyutunu aştığı ve "bilinçli bir kayıtsızlık" örneği olduğu vurgulandı.
Dava Sürecinde Yaşananlar ve Toplumsal Yansımalar
Aleyna Çakır davası, Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda farkındalık yaratan davalardan biri oldu. Dava boyunca birçok kez protestolar düzenlendi ve sosyal medyada kampanyalar yürütüldü. Mahkeme kararı, kadın hakları savunucuları tarafından yakından takip edildi. Kararda, sanığın genç kadının ruhsal durumunu bilmesine rağmen harekete geçmemesi, toplumsal vicdanda derin yaralar açtı. Uzmanlar, bu tür davaların kadınların yaşadığı psikolojik şiddetin görünürlüğü açısından önemli olduğunu belirtiyor. Öte yandan, davanın seyri, adaletin tecellisi konusunda kamuoyunda çeşitli tartışmalara yol açtı. Kararın gerekçesi, benzer olaylarda faillerin sorumluluğunun belirlenmesi açısından emsal teşkil edebilecek nitelikte.
Sonuç olarak, Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararı, Aleyna Çakır'ın ölümünde Ümitcan Uygun'un sorumluluğunu net bir şekilde ortaya koydu. Genç kadının yardım çağrılarının duyulmaması, sadece bireysel bir trajedi değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk meselesi olarak değerlendirilmeli. Kadına yönelik şiddetin her türüne karşı duyarlılık geliştirilmesi ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor. Bu dava, adaletin sağlanması yolunda önemli bir adım olsa da, benzer acıların yaşanmaması için toplumun tüm kesimlerine görev düşüyor.