31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ikinci parti olan AKP, seçimlerin ardından başlattığı transfer operasyonu, kayyım atamaları ve belediye meclisi kararlarıyla yaklaşık 3 milyon seçmenin oy verdiği belediyeleri sandık kurulmadan yönetmeye başladı. 84 belediye başkanının parti değiştirmesi ve yargı süreçlerinin ardından oluşan yeni tablo, seçim iradesinin fiilen gasp edildiği eleştirilerine yol açtı.
Transfer ve kayyım bilançosu
Seçimlerden hemen sonra başlayan parti değişiklikleriyle AKP, özellikle kırsal bölgelerdeki belediyeleri bünyesine kattı. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 31 Mart'tan bu yana 84 belediye başkanı parti değiştirdi. Bunların büyük çoğunluğu MHP ve Yeniden Refah Partisi'nden AKP'ye geçti. Ayrıca, yargı süreçleri nedeniyle görevden alınan belediye başkanlarının yerine kayyım atanmasıyla AKP, doğrudan yönetim hakkı elde etti. Bu yöntemle AKP'nin kontrolüne geçen belediyelerde toplamda 2,8 milyon ile 3,2 milyon arasında seçmenin oy kullandığı tahmin ediliyor.
Belediye meclisi oyunları
Parti değişikliklerinin yanı sıra, belediye meclislerinde alınan kararlarla da bazı belediyeler fiilen AKP yönetimine geçti. Özellikle büyükşehir ilçelerinde, meclis başkanlıkları ve komisyon başkanlıkları AKP'li üyelere verilerek yerel yönetimde denetim mekanizması oluşturuldu. CHP ve İYİ Parti, bu durumun seçmen iradesini yansıtmadığını ve hukuka aykırı olduğunu savunuyor.
Hukuki ve siyasi tartışmalar
Anayasa hukukçuları, belediye başkanlarının parti değiştirmesinin yasal olduğunu ancak bunun seçim sonuçlarını değiştirecek boyuta ulaşmasının demokratik meşruiyeti zedelediğini belirtiyor. Kayyım uygulamaları ise Anayasa'nın 127. maddesi kapsamında değerlendiriliyor, ancak muhalefet bu uygulamanın siyasallaştığını ifade ediyor.
Öte yandan, YSK'nın seçim sonuçlarına itiraz süreci devam ediyor. Ancak muhalefet partileri, bu itirazların sonuç değiştirmeyeceğini belirterek erken seçim çağrısı yapıyor.
Bu gelişmeler, Türkiye'de yerel demokrasinin işleyişine dair önemli soru işaretleri barındırıyor. Seçmen iradesinin sandıkta tecelli etmesi gereken bir sistemde, transferler ve kayyımlar yoluyla yönetimlerin değişmesi, siyasi parti rekabetinin demokratik çerçevede sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. Önümüzdeki dönemde bu konuda yeni yasal düzenlemelerin gündeme gelmesi bekleniyor.