ANKARA - Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın silah bırakma sürecindeki gecikmeye ilişkin açıklaması ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un "kırmızı çizgiler" vurgusu, iktidar kulislerinde farklı bir okumaya tabi tutuluyor. Edinilen bilgilere göre, AKP kurmayları, sürece yönelik seçmende oluşan "pasif tepki"nin sandığa yansımasından endişe ediyor. Parti içi değerlendirmelerde, sürecin başlangıçta öngörülen takvimin gerisinde kalması ve kamuoyuna yeterince anlatılamaması, seçmen nezdinde bir kopuşa yol açabilecek risk faktörü olarak öne çıkıyor.
Seçmendeki rahatsızlık nasıl okunuyor?
AKP'nin saha çalışmalarından sorumlu birimlerinin son dönemdeki raporlarına göre, özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da partinin oy oranlarında erime sinyalleri var. Bu raporlarda, seçmenin sürece dair "pasif bir tepki" gösterdiği, yani açıkça karşı çıkmak yerine sessizce uzaklaşma eğiliminde olduğu belirtiliyor. Kurmaylar, bu durumun yalnızca bölgesel değil, metropollerde de hissedildiğini ifade ediyor. Özellikle genç seçmen ve ilk kez oy kullanacak kitlelerde, sürecin belirsizliği ve gecikmesi, iktidara yönelik güven kaybını derinleştiriyor. Parti içindeki bir değerlendirmede, "Süreç hesapları tutmadı. Seçmen artık somut adım görmek istiyor. Açıklamalar yetmiyor" ifadeleri kullanılıyor.
Fidan ve Uçum'un açıklamaları ne anlama geliyor?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada, silah bırakma sürecinin planlanan hızda ilerlemediğini, ancak kararlılığın sürdüğünü belirtmişti. Fidan, "Süreçte zaman zaman tıkanmalar olabilir. Önemli olan nihai hedeftir" demişti. Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum ise "kırmızı çizgiler" ifadesini kullanarak, devletin güvenlik ve egemenlik konularında taviz vermeyeceğini vurgulamıştı. Bu iki açıklama, iktidar kulislerinde, seçmene "süreç kontrolden çıkmadı, kararlıyız" mesajı verme çabası olarak değerlendiriliyor. Ancak parti içindeki bazı isimler, bu tür açıklamaların seçmendeki rahatsızlığı gidermeye yetmediğini, aksine gecikmeyi tescil ettiğini düşünüyor.
Saha raporları ne söylüyor?
AKP'nin çeşitli illerde yaptığı anket ve odak grup çalışmalarında, seçmenin sürece dair en çok dile getirdiği şikayetler şöyle sıralanıyor:
- Somut adımların bir türlü atılmaması ve belirsizliğin sürmesi,
- Ekonomik sıkıntılarla birlikte sürecin bir yük gibi algılanması,
- Muhalefetin süreci "iktidarın zafiyeti" olarak kullanması,
- Bölgede yaşayan seçmenin, sürecin kendi günlük hayatına etkisini görememesi.
Bu tespitler, partinin önümüzdeki dönemde süreci daha görünür ve somut adımlarla anlatma ihtiyacını ortaya koyuyor. Aksi halde, özellikle yerel seçimlerde ve genel seçimlerde sandığa yansıyabilecek bir erime riski bulunuyor.
Muhalefetin pozisyonu ve olası yansımalar
Muhalefet partileri, süreci başından beri iktidarın bir "oyalama taktiği" olarak nitelendiriyor. CHP ve DEM Parti sözcüleri, hükümetin adım atmakta isteksiz olduğunu, açıklamaların ise seçmeni oyalamaya yönelik olduğunu savunuyor. İktidar kanadı ise bu eleştirileri "süreci sabote etmeye yönelik" olarak nitelendiriyor. Ancak AKP kulislerinde, muhalefetin bu söyleminin özellikle genç seçmen ve kürt seçmen nezdinde karşılık bulduğu kabul ediliyor. Parti kurmayları, sürecin hızlanması ve somut adımların bir an önce atılması halinde dahi, oluşan güven kaybının telafisinin zaman alacağını belirtiyor.
Önümüzdeki günlerde, Hükümet kanadından yeni açıklamaların gelmesi ve sürece dair somut adımların atılması bekleniyor. Ancak AKP içindeki hakim görüş, seçmendeki "sessiz tepki"nin sandığa dönüşmeden önce mutlaka bir eylem planıyla karşılanması gerektiği yönünde. Aksi takdirde, 2024 yerel seçimleri ve sonrasındaki genel seçimlerde, iktidarın beklediği sonuçları alamayabileceği ifade ediliyor. Sürecin gecikmesi, yalnızca bölgesel bir mesele olmaktan çıkıp, ülke genelinde bir güven sorununa dönüşmüş durumda. Bu durum, AKP'nin önümüzdeki dönemde en fazla enerji harcaması gereken başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.