Adalet Bakanı Akın Gürlek, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel aleyhine açtığı tazminat davasını kazandı. Mahkeme, Özel'in Gürlek'e 150 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verdi. Karar, siyasi çevrelerde tartışma yaratırken, tarafların avukatları kararı değerlendirmek üzere sürecin devam edeceğini belirtti.
Dava süreci ve gerekçe
Gürlek, Özel'in bir televizyon programında ve sosyal medya paylaşımlarında kendisine yönelik ifadelerinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığını ileri sürerek dava açmıştı. Davacı avukatı, müvekkilinin kamu görevi nedeniyle sürekli hedef gösterildiğini ve bu durumun psikolojik baskı oluşturduğunu savundu. Mahkeme, ifadelerin hukuki sınırları aştığına ve Gürlek'in şeref ve itibarını zedelediğine hükmederek tazminat talebini kabul etti.
Özel’den ilk açıklama
Özgür Özel, kararın ardından basın mensuplarına yaptığı kısa açıklamada, “Bu karar ifade özgürlüğüne darbe vurmaktadır. Siyasetçilerin eleştiriye açık olması gerekir. Hukuk yolunu tüketeceğiz” ifadelerini kullandı. Özel, konuşmasında Gürlek’in bakanlık görevi sırasındaki politikalarını da eleştirerek kararın siyasi olduğunu ima etti.
Benzer davalara emsal olabilir
Uzmanlar, bu kararın siyasetçiler arasındaki hakaret davalarında emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Son yıllarda kamu görevlilerinin kişilik haklarını korumak için açtığı tazminat davalarında artış yaşanıyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılında bakanlık personeline yönelik 200'den fazla hakaret davası açıldı. Hukukçular, tazminat miktarının yüksek olmasının caydırıcılık sağlamak amacı taşıdığını ancak ifade özgürlüğünü sınırlama riskine de dikkat çekiyor.
Bağımsız değerlendirme
Dava, Türkiye’deki siyasi gerilimin hukuk alanına taşındığını bir kez daha gösterdi. Adalet Bakanı’nın kişisel olarak taraf olduğu bir davada, muhalefet liderinin tazminata mahkum edilmesi, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Her ne kadar mahkeme kararı hukuki sürecin bir parçası olsa da, toplumun farklı kesimlerinde bu tür kararların siyasi motivasyonlu olabileceği endişesi bulunuyor. Tarafların temyiz ve üst mahkeme yollarını kullanması beklenirken, davanın nihai sonucu hukuk devleti ilkeleri açısından kritik önem taşıyor.