Ankara'da 8-9 Temmuz 2023 tarihlerinde düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde gözaltına alınarak tutuklanan TEMA Vakfı gönüllülerinden akademisyen Emel Memiş, bugün çıkarıldığı mahkeme tarafından tahliye edildi. Memiş, hakkında "örgüt propagandası yapmak" suçlamasıyla yürütülen soruşturma kapsamında yaklaşık iki haftadır cezaevinde bulunuyordu. Tahliye kararı, hukuk çevrelerinde ve sivil toplum örgütlerinde memnuniyetle karşılandı.
NATO Zirvesi öncesi gözaltı dalgası
NATO Zirvesi'nin yapılacağı 8-9 Temmuz tarihleri öncesinde Ankara'da güvenlik önlemleri artırılmış, çeşitli etkinlikler düzenlemek isteyen sivil toplum örgütlerine yönelik operasyonlar başlatılmıştı. Bu kapsamda TEMA Vakfı gönüllüleri de dahil olmak üzere 6 kadın, 6 Temmuz'da düzenlenen bir basın açıklamasının ardından gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında akademisyen Emel Memiş'in yanı sıra çevre aktivistleri de bulunuyordu. Kadınlar, "terör örgütü propagandası yapmak" ve "kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak" iddialarıyla tutuklanmıştı.
Tahliye süreci ve hukuki değerlendirme
Emel Memiş'in avukatları, tutuklamanın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz başvurusunda bulundu. Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği, yapılan değerlendirme sonucunda Memiş'in tahliyesine karar verdi. Mahkeme, kararında "kaçma şüphesinin bulunmaması" ve "delillerin büyük ölçüde toplanmış olması" gerekçelerine dayandı. Memiş, tahliye kararının ardından cezaevinden çıkarak ailesine kavuştu. Diğer 5 kadın aktivistin ise tutukluluk halleri devam ediyor.
Olay, Türkiye'de ifade özgürlüğü ve sivil toplum alanındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Çevre aktivistlerinin tutuklanması, uluslararası kamuoyunda da tepki çekmişti. Avrupa Birliği ve çeşitli insan hakları örgütleri, tutuklamaları kınayarak derhal serbest bırakılmaları çağrısında bulunmuştu. Emel Memiş'in tahliyesi, bu çağrıların kısmen karşılandığı şeklinde yorumlandı.
Bağımsız değerlendirme
Akademisyen Emel Memiş'in tahliye edilmesi, hukuk devleti ilkeleri açısından olumlu bir adım olsa da diğer aktivistlerin halen tutuklu bulunması, sivil toplum üzerindeki baskının devam ettiğini gösteriyor. Türkiye'de çevre ve insan hakları alanında çalışan kişilerin benzer yasal risklerle karşı karşıya kalması, demokratik katılım ve ifade özgürlüğü konusundaki endişeleri artırıyor. NATO Zirvesi gibi uluslararası öneme sahip bir etkinlik sırasında güvenlik gerekçeleriyle yapılan müdahalelerin, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında orantılılık ilkesine uygun olup olmadığı tartışması sürüyor.