Mardin Artuklu Üniversitesi ve Kadim Akademi işbirliğiyle hazırlanan “Akademide Siyonist Baskı Raporu”, Filistin’e destek veren akademisyenlerin Türkiye’deki üniversitelerde sistematik baskı ve engellemelerle karşılaştığını ortaya koydu. Raporda, bu akademisyenlerin terfi süreçlerinin durdurulduğu, disiplin soruşturmaları açıldığı, görevden alındıkları ve mali baskıya maruz bırakıldığı belgeleniyor. Çalışma, akademik özgürlüklerin Filistin meselesi üzerinden nasıl daraltıldığına dair çarpıcı örnekler sunuyor.
Raporun Kapsamı ve Metodolojisi
Rapor, Türkiye genelindeki 20’den fazla üniversitede görev yapan 150’yi aşkın akademisyenle yapılan görüşmeler ve anket çalışmalarına dayanıyor. Ayrıca, akademisyenlerin karşılaştığı somut vakalar belgelerle desteklenerek sunuluyor. Kadim Akademi koordinatörlerinden Dr. Ahmet Yılmaz, raporun hazırlanma sürecinde akademisyenlerin yaşadıkları baskıları paylaşmaktan çekindiklerini, bu nedenle bazı görüşmelerin anonim olarak yapıldığını belirtiyor. Raporda, Filistin’e destek açıklamaları sonrası akademisyenlerin terfi başvurularının reddedildiği, yurt dışı konferans izinlerinin iptal edildiği ve akademik teşviklerinin kesildiği ifade ediliyor.
Raporun ana bulguları arasında şunlar yer alıyor:
- Akademisyenlerin %68’i, Filistin’e destek veren bir yazı veya açıklama sonrası terfi süreçlerinin olumsuz etkilendiğini bildirdi.
- %42’si, haklarında disiplin soruşturması açıldığını veya açılma tehdidiyle karşılaştıklarını belirtti.
- %25’i, görevden alma veya sözleşme yenilememe ile karşı karşıya kaldı.
- %55’i, mali baskı (teşvik kesintisi, proje desteğinin iptali) yaşadığını ifade etti.
Raporda ayrıca, baskıların sadece bireysel değil kurumsal düzeyde de olduğu, bazı üniversitelerin Filistin’le ilgili etkinliklere izin vermediği ve akademik birimlerde Filistin karşıtı söylemlerin teşvik edildiği vurgulanıyor.
Akademisyenlerin İfadeleri ve Vaka Örnekleri
Raporda yer alan anonim ifadeler, baskının boyutlarını gözler önüne seriyor. Bir doçent, “Filistin’deki insan hakları ihlallerini eleştiren bir makale yayımladıktan sonra bölüm başkanı tarafından uyarıldım ve bir yıl boyunca hiçbir akademik toplantıya davet edilmedim” diyor. Bir başka araştırma görevlisi ise, “Sosyal medyada Filistin’e destek paylaşımım nedeniyle hakkımda soruşturma açıldı, psikolojik baskı gördüm” ifadelerini kullanıyor.
Raporda, baskıların sadece Filistin kökenli veya Filistin’e destek veren akademisyenlerle sınırlı olmadığı, aynı zamanda İsrail politikalarını eleştiren Yahudi akademisyenlerin de hedef alındığı belirtiliyor. Örneğin, bir üniversitede görevli bir profesörün, İsrail’in Gazze saldırılarını eleştiren bir bildiriye imza attığı için dekanlık tarafından uyarıldığı ve derslerinin elinden alındığı kaydediliyor.
Kadim Akademi tarafından yapılan açıklamada, raporun amacının akademik özgürlükleri savunmak ve baskıların son bulması için farkındalık yaratmak olduğu belirtildi. Açıklamada, “Filistin’e destek vermek bir insan hakları meselesidir ve akademisyenler bu konuda baskı altında tutulamaz” denildi.
Akademik Özgürlük ve Siyonist Baskı Arasındaki Bağlantı
Rapor, Siyonist baskının sadece Türkiye’de değil, küresel ölçekte de akademik özgürlükleri tehdit ettiğini ortaya koyuyor. Özellikle Batı üniversitelerinde Filistin’e destek veren akademisyenlerin benzer şekilde hedef alındığı, işten çıkarıldığı veya akademik platformlardan dışlandığı biliniyor. Türkiye’deki durumun ise daha çok kurumsal baskı ve idari engellemeler şeklinde tezahür ettiği belirtiliyor.
Uzmanlar, bu tür baskıların üniversitelerin özerkliğine ve bilimsel üretkenliğe zarar verdiğini vurguluyor. Akademik özgürlük olmadan nitelikli bilim üretiminin mümkün olamayacağını, Filistin gibi insan hakları ihlallerinin yaşandığı konularda sessizliğin dayatılmasının evrensel bilim etiğine aykırı olduğunu ifade ediyorlar.
Raporun sonuç bölümünde, üniversitelere ve YÖK’e çağrıda bulunularak, akademisyenlere yönelik her türlü baskının sonlandırılması, akademik özgürlüklerin güvence altına alınması ve Filistin’e destek veren akademisyenlerin haklarının korunması isteniyor. Ayrıca, baskı mağduru akademisyenler için hukuki destek mekanizmalarının oluşturulması öneriliyor.
Akademide Siyonist pranga, Türkiye’de akademik özgürlüklerin ne denli kırılgan olduğunu ve Filistin meselesinin bu kırılganlığı nasıl derinleştirdiğini gözler önüne seriyor. Rapor, üniversitelerin siyasi baskılardan arındırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatırken, akademisyenlerin sadece bilimsel faaliyetleriyle değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.