AK Parti, 2002 yılından bu yana kesintisiz sürdürdüğü iktidarıyla Türk siyasi tarihinde bir dönüm noktası oluşturuyor. Çeyrek asırdır süren bu hâkim parti görünümü, hem iç hem dış kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açıyor. Muhalefet cephesi, partinin otoriterleşme eğilimlerini, hukuk devleti ilkesinden sapmaları ve ekonomik yönetimdeki zaafları sık sık gündeme getiriyor. Bu makalede, AK Parti iktidarına yöneltilen başlıca eleştiriler ile hâkim parti sisteminin sürdürülebilirlik koşulları, tarihsel ve güncel veriler ışığında ele alınacaktır.
Demokratik Meşruiyet ve Otoriterleşme Tartışmaları
AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 seçimlerinde aldığı %34,3 oy oranı, 2007’de %46,6’ya, 2011’de %49,8’e, 2015 Kasım seçimlerinde ise %49,5’e yükseldi. Ancak 2018 ve 2023 seçimlerinde sırasıyla %42,6 ve %35,6’ya gerileyen oy oranları, partinin toplumsal desteğindeki erozyona işaret ediyor. Muhalefet, özellikle 2017’de yapılan anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişi, kuvvetler ayrılığı ilkesini zayıflatan ve yürütmeyi aşırı güçlendiren bir adım olarak nitelendiriyor. Ayrıca, seçim güvenliği tartışmaları, medya üzerindeki baskılar ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar, demokratik meşruiyet sorusunu sürekli gündemde tutuyor.
Ekonomik Yönetim ve Artan Yaşam Maliyeti
AK Parti’nin ilk dönemlerinde sağlanan ekonomik istikrar ve büyüme, 2010’ların ortalarından itibaren yerini enflasyon, işsizlik ve gelir adaletsizliği sorunlarına bıraktı. TÜİK verilerine göre, 2023 yılı sonunda yıllık enflasyon %64,77 olarak gerçekleşirken, bağımsız kuruluşlar bu oranın çok daha yüksek olduğunu iddia ediyor. TL’nin değer kaybı, artan dış borç stoku ve cari açık, ekonomik kırılganlığın ana göstergeleri arasında. Muhalefet, bu tabloyu, liyakatten uzak atamalar ve sürdürülemez para politikalarıyla ilişkilendiriyor. Özellikle dar gelirli kesimlerin satın alma gücündeki düşüş, toplumsal hoşnutsuzluğu derinleştiriyor.
Hukuk Devleti ve Yargı Bağımsızlığı
Hukuk devleti ilkesindeki erozyon, AK Parti iktidarına yöneltilen en ciddi eleştiriler arasında yer alıyor. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL sürecinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile on binlerce kamu çalışanı işten çıkarıldı, gazeteciler tutuklandı ve birçok kurum kapatıldı. Ayrıca, yargı bağımsızlığı, HSK’nın yapısı ve hakim-savcı atamalarındaki siyasi etki nedeniyle tartışılıyor. Uluslararası kuruluşların raporları, Türkiye’de hukukun üstünlüğü endeksindeki düşüşü belgeliyor. Örneğin, Dünya Adalet Projesi’nin 2023 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye, 142 ülke arasında 117. sırada yer alıyor.
Hâkim Parti Sisteminin Devam Koşulları
Siyaset biliminde “hâkim parti sistemi” olarak tanımlanan yapının sürdürülebilirliği, çeşitli faktörlere bağlıdır. AK Parti’nin bugüne kadar iktidarını koruyabilmesinin temel dinamikleri arasında, örgütlü tabanının sadakati, medyadaki etkisi, devlet imkânlarının seçim süreçlerinde kullanılması ve muhalefetin bölünmüşlüğü sayılabilir. Ancak bu yapının devam etmesi, ülkenin ekonomik istikrarı, demokratikleşme reformları ve toplumsal mutabakatın sağlanmasıyla doğrudan ilişkilidir. Önümüzdeki dönemde, yerel seçimlerde alınacak sonuçlar ve olası erken genel seçim senaryoları, hâkim partinin konumunu belirleyecek kritik gelişmeler olarak öne çıkıyor.
Sonuç: Bağımsız Değerlendirme
AK Parti’nin 25 yıllık iktidarı, Türkiye’nin siyasal ve toplumsal dönüşümünde belirleyici bir rol oynadı. Partinin ilk yıllarındaki reformcu kimliği, AB müzakere süreci ve ekonomik büyüme ile taçlanırken, son dönemdeki otoriter eğilimler ve ekonomik kriz, bu mirası gölgeliyor. Türkiye’nin demokratik geleceği, iktidarın muhalefete yönelik eleştirileri dikkate almasına ve kapsayıcı bir siyasi zemin inşa etmesine bağlı. Toplumun farklı kesimlerinin beklentilerine kulak veren, hukuku üstün tutan ve ekonomik refahı yaygınlaştıran bir yönetim anlayışı, ancak sürdürülebilir bir demokrasiyi mümkün kılabilir.